Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.06.14, 13:45   #5
Pazar_tesi
Üye

Pazar_tesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2014
Konular: 14
Mesajlar: 88
Ettiği Teşekkür: 441
Aldığı Teşekkür: 324
Rep Derecesi : Pazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerdePazar_tesi Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Paul Marie Verlaine (1844-1896), Fransız şair.

DANS EDELİM GEL

Gözlerini severdim en çok,
Gökteki yıldızlardan parlak;
Bir parça da baştan çıkarak.
Dans edelim gel!

Ne halleri vardı, sahiden,
Bedbaht âşığı berbat eden
Onun için hoştu ya zaten.
Dans edelim gel!

Doldurulmadı hâlâ yeri,
Gülden ağzının öpücükleri
Kalbimde öldüğünden beri.
Dans edelim gel!

Dizi dibinde oturduğum
Zamanları hatırlıyorum;
Bu, işte bütün varım yoğum.
Dans edelim gel!




Çeviri: Orhan Veli KANIK

***

DUYGUSAL SÖYLEŞİ

Buz tutmuş o ıssız eski park içinden
İki hayaletti demin kayıp geçen.

Gözleri sönmüş, gevşemiş dudakları,
Güç duyulur neler fısıldaştıkları.

Buz tutmuş o ıssız eski park içinde
Geçmiş günlerden söz etti iki gölge.

- Eski coşkumuzu anımsıyor musun?
- Ne diye anımsayayım istiyorsun?

- Yüreğini yine titretir mi adım,
Yine girer miyim düşüne? - Yok canım!

- Ah o dudaklarımızın birleştiği
Anlatılmaz mutluluk günleri! - Belki.

- Gök masmaviydi, umut koskocaman.
- Umut kaçtı kara göğe darma duman.

Böyle geçtiler yoz yulaflar içinden;
Yalnız geceydi sözlerini işiten.

Çeviri: Hüseyin DEMİRHAN

***

GEÇMİŞ OLA

Hâtıralar, ne istersiniz benden?.. Sonbahar...
Durgun gökte ardıç kuşları uçuşmadalar,
Güneşten, ölgün ve soluk bir ışık vurmada
İçinde poyrazlar esen sararmış ormana.

Yapyalnızdık, yürüyorduk, türlü hulyalarda;
Saçlarımız ve düşüncelerimiz rüzgârda.
Çevirip güzel gözlerini bana "Hangisi
En güzel günün?" diye sordu o billûr sesi.

Bir melek sesi kadar tatlı, o kadar derin.
Hafif bir gülümseyiş cevap verdi sesine,
Öptüm ellerini, ibâdet edercesine.

-Ah! İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır!
Ne kadar sevimli bir mırıltıları vardır
Sevilen dudaklardan çıkan ilk e v e t 'lerin!


Çeviri: Orhan Veli KANIK

***

GÖK ÖYLE MAVİ


Gök öyle mavi, öyle durgun,
Damlar üzerinde!
Yeşil bir dal sallana dursun,
Damlar üzerinde!

Ürpertip gökyüzünü birden,
Bir çan tın tın eder.
Bir kuştur şu ağaçta öten;
Türküsünü söyler.

İşte hayat! aç gözünü gör;
Bak ne kadar sade.
Her günkü sâkin gürültüdür,
Şehirden gelmekte.

Ey sen ki durmadan ağlarsın,
Döversin dizini;
Gel söyle bakalım ne yaptın,
N'ettin gençliğini?


Çeviri: Cahit Sıtkı TARANCI

***

GREEN (YEŞİL)

İşte yemişler, çiçekler, yapraklar ve dallar!
İşte kalbim, çarpıntısı yalnız senin için!
O bembeyaz ellerin kalbimi kırmasalar!
Bu küçük armağanı dilerim hoş göresin.

Ben geldim işte, çiğlerle bezenmiş olarak;
Alnımda seher yelinin dondurduğu çiğler,
Yorgunluğumu alsam ayak ucunda bırak!
Hayal etsem o tatlı demleri birer birer.

Bırak unutayım başımı taze göğsünde!
Hâlâ aklımda lezzeti son öpüşlerinin.
Hayırlı fırtınadan sonra sakin, asude,
Uyusam biraz, madem uzanmış dinlenirsin.


Ülkü, 16.7.1945

Çeviri: Cahit Sıtkı TARANCI

***

ŞİİR SANATI

Musiki, her şeyden önce musiki;
Onun için tekli mısradan şaşma.
Kıvrak olur, erir havada sanki;
Ağır aksak söyleyişe yanaşma.

Kelime seçerken de meydan senin;
Bile bile bir nebze aldanmalı.
Dumanlısı güzeldir türkülerin;
Öyle hem seçik olsun, hem kapalı.

Güzel gözler tül ardında görünsün
Gün ışığı titremeli şiirinde
Ak yıldızlar maviliğe bürünsün
Ilgıt ılgıt sonbahar göklerinde.

Ararengin peşindeyiz çünkü biz;
Rengin değil, ararengin sadece.
Ancak öyle sarmaş dolaş ederiz.
Kavalı boruyla rüyayı düşle.

Nükte belâsından kurtulmaya bak;
Acı zekâ, sulu gülüş neyine?
İşe karıştı mı bu cins sarmısak
Maviliğin yaş dolar gözlerine.

Tut belâgati boğazından, sustur
El değmişken bir zahmete daha gir.
Kafiyenin ağzına da bir gem vur
Bırakırsan neler yapmaz kim bilir?

Nedir bu kafiyeden çektiğimiz!
Hangi sağır çocuk ya deli zenci
Sarmış başımıza bu meymenetsiz,
Bu kof sesler çıkaran kalp inciyi?

Hep musiki, biraz daha musiki;
Havalanan bir şey olmalı mısra
Deli bir gönülden kalkıp gitmeli
Başka göklere, başka sevdalara.

Dağılıp tuzu sabah rüzgârına
Mısraların alsın başını gitsin
Kekik, nane kokaraktan, dört yana...
Üst tarafı edebiyat bu işin.

Çeviri: Melih Cevdet ANDAY - Sabahattin EYUBOĞLU

***

YAŞ DOLAR YÜREĞİME

'Yağmur çiseliyor kente'
Arthur Rimbaud


Yaş dolar yüreğime
Yağan yağmur misali.
Nedir bu usanç söyle
Yerleşen canevime?

Ey tatlı yağmur sesi
Damlar üstünde, yerde!
Bungun kalp hediyesi,
Ey yağmurun türküsü!

Sebepsiz dolduruşu
Tiksinti duyan kalbi,
İhanet değil, ne bu?
Sebepsiz bir kuruntu.

Odur en kötü tasa
Bilmemek niçin'ini.
Ne bir kin, ne bir sevdâ,
Kalbimde bunca cefâ.


Çeviri: Ahmet NECDET
__________________
Pazar_tesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Pazar_tesi'in Mesajına Teşekkür Etti