Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.06.14, 12:40   #1
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5429
Mesajlar: 24,465
Ettiği Teşekkür: 97404
Aldığı Teşekkür: 135826
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Erdoğan’ın Çalınan Dosyası





Silivri Cezaevi’nden çıktım…
İki yıl sonra evimde uyandım sabaha.
Kütüphaneye girdim. Polisler gün boyu yaptıkları arama sırasında tüm kitapları birbirine karıştırmışlardı. Kütüphane dağınıktı.
Düzenlemek zaman alacaktı. İlk gün başladım çalışmaya; ve bu aslında benim için kitaplarıma “merhaba” dememdi.
Aradan kaç gün geçti bilmiyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili yazılmış kitapları bir araya getiriyorum. Kitaplar tamamdı; ama ayrıca bir defter ile bir dosya olacaktı.
Aradım… Aradım…
Yok. Bulamadım.
İyi biliyorum, dosyanın üzerine “Erdoğan’ın Sicili” yazmıştım. Erdoğan ile ilgili topladığım özel bilgileri ileride kitap yazmak için bu dosyaya koyuyordum. Çok özel bilgiler toplamıştım; yılların emeği vardı. Bulmalıydım.
Aramaya devam ettim;
bulacaktım o dosyayı…
Kütüphanenin iki katının altını üstüne getirdim. Yok.
Evin her yerine baktım. Bulamadım.
Dosya ve defter kayıptı…
Anladım: O dosyayı ve o defteri evden biri/birileri çaldı!
Peki… Hırsız kimdi?

Erdoğan’ın sicili

Önce dedim ki; “polis olsa gözaltı-tutuklama sürecinde hep yaptığı gibi medyaya sızdırır, ‘Başbakan’ı bile fişlemişler’ diye yalan haber yaptırırdı!”
Öyle ya…
Rahmetli AP’li Bakan Seyfi Öztürk’ün yıllar önce Nazlı Ilıcak’ın özel hayatıyla ilgili söylediği ve ajandama öylesine yazdığım iki cümlelik not medyaya servis edilmiş; günlerce yazılıp söylenmişti.
Polis bu fırsatı kaçırmazdı! Özel bilgiler vardı.
Hayır. “Erdoğan’ın Sicili” medyaya sunulmadı.
O halde…
Dosyayı ve defteri çalan polis değil miydi? Adi bir hırsızlık vakası mıydı?
Bildiğim; evimden 14 Şubat 2011’de polisler tarafından çıkarıldım ve iki yıl evime giremedim. Ev kapalıydı.
Hırsız girdi ise niye bir tek o dosyayı ve defteri alsın? Saçma.
Peki…
Polis almış ve gözaltı sırasında kaybetmiş olabilir mi?
Olamaz; çünkü evden alınan her defteri, kitabı, CD ve DVD’yi ben gördüm,
üzerine imza attım.
Öyle ki halen çalışmakta olduğum bir ailenin soyağacını bile polis aldı. Çok iyi
hatırlıyorum; “aman dikkat edin, kaybolmasın, çok emek harcadım” diye uyarıda
bulundum.
Eminim…
Polisler o dosyayı ve o defteri imzalamam için önüme getirmedi.
Nerede “Erdoğan’ın Sicili”?
Tahminim var kuşkusuz.

Erdoğan’ı uyardım

Çağlayan Adliyesi’nde tahliye olduğum duruşmada şöyle dedim:
“Baksanıza Başbakan Erdoğan bile kendisinin dinlendiğini, ofislerinde dinleme cihazı böceklerin bulunduğunu açıkladı.
Şimdi sıra bu böceği yerleştiren kötülük merkezini ortaya çıkarmaya geldi. Buradan
açıklıyorum:
Biz bu tertipçileri biliyoruz. Yazdık. Ve 2 yıldır da bu mahkeme salonunda haykırdık.
Bu tertipçiler: Deniz Baykal’a kaset komplosu yapanlardır.
Bu tertipçiler: Bir değil, üç değil, beş-yedi değil, 10 MHP’liye kaset komplosu
kuranlardır.
Bu tertipçilerin kim olduğu bellidir. Komplo yapacağı kişinin telefonunu dinleyecek, adım adım takip edecek, gizlice evlere girip kamerayı yerleştirecek, görüntüleri kaydedecek, montaj yapacak, yurtdışından internete sızdıracak ve hiç
yakalanmayacak!
Böylesine bir tertibi kim yapabilir?
Sırtını devlete dayamadan; devletin istihbarat olanaklarına sahip olmadan bu tezgah
kurulabilir mi, yapılabilir mi?
Türkiye’nin merakla aradığı asıl derin devlet işte budur.
Evet, biz bu tertipçileri biliyoruz; bunları yazdığımız için bize de komplo kurdular; bilgisayarlarımıza virüslü word dosyaları yükleyip bizi hapse attırdılar…” (27.12.2012)
Dönelim tekrar “Erdoğan’ın Sicili” dosyasına…

Erdoğan aleyhine kullanacaklar

Bize komplo kuranlar, insanların evlerine sözde “delil” koyanlar, “ileride lazım olur” diye kimi bilgi ve belgeleri de çalmış olamaz mı? Bal gibi olur.
Eminim; o dosyayı ve o defteri çalanlar bize komplo kuranlardı.
14 Şubat’ta evime giren tüm polisleri suçlamak doğru değil; içlerinde işini dürüst yapmaya çalışan emekçi polisler mutlaka vardır.
Ama… Biliyorum ki…
İçlerinden bazıları o dosyayı ve o defteri çaldı. İleride Erdoğan’a karşı kullanmak için alıp götürdü. Polisler, bana güvenilip özel olarak anlatılan bilgileri, iddiaları telefon-ortam dinlemeleriyle elde edemezlerdi.
Belki polis ekibinin içine böyle gizlice görevlendirilmiş bir-iki polis koyuyorlar. Bunlar evlerdeki, işyerlerindeki aramalarda ileride kullanmak üzere “delil” arıyorlardı.
Aklıma böyle birçok olasılık geliyor. Ne bileyim…
Dosyayı ve defteri o gün evimde inceleme olanağı bulamadıkları için; dosyanın üzerindeki “Erdoğan’ın Sicili” yazısına bakıp “içinde işimize yarar bilgi vardır” diye mi alıp götürdüler?
Öyle ya, onlara göre ben “karanlık bir adamım” ve elimde çok özel bilgiler olabilirdi. Bence…
Çaldılar. Resmi tutanaklara geçirmediler. Bana imzalatmadıkları için de bir daha ortaya çıkarmadılar.
Sonra kimin çaldığını konusunu bıraktım; yapacak bir şey yoktu; burası Türkiye…
Erdoğan’a yönelik 17 Aralık Operasyonu başlayınca, bekledim; “bakalım bizim dosya ve defterden de bilgiler ortaya serilecek mi” diye!
Sonra dedim ki; “O dosya ve o defter bana artık geri gelmez.
Belki Cemaat/paralel yapı o bilgileri Cumhurbaşkanlığı’na aday olması kesinleşen Erdoğan aleyhinde kullanacak. En iyisi çıkmasını hiç bekleme, otur yaz.”
“Kayıp Sicil/ Erdoğan’ın Çalınan Dosyası” kitabım böyle ortaya çıktı…
Umarım beğersiniz…
Kaynak
__________________


Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Canan'in Mesajına Teşekkür Etti