Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08.06.14, 22:47   #6
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5442
Mesajlar: 24,494
Ettiği Teşekkür: 97445
Aldığı Teşekkür: 135907
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Istanbul (1967)

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi aakinaksoy Mesajı göster
Canan Hanım çok teşekkür ederim.

İstanbul'un çirkinliklere bulaşmamış, bakir güzelliklerini tam da 1967 yılında tatmış, yaşamış şanslılardanım.
Kargaşadan, kaostan uzak, kimliğini koruyan bir İstanbul'du o güzel günler.
Florya'da İnci plajda, Sarıyer Beyazparkta denize girerdik. Emirgan'da çay, Kanlıca'da yoğurt keyfi. Eminönü Yeni cami merdivenlerinde güvercinleri beslemek, evimize döneceğimiz zaman Sirkeçi'deki otogarda muavinlerin elinden zorla kurtulmak, Atatürk Kültür Merkezinde Damdaki kemancıyı, Fındık kıranlar balesini izlemeye giderken İkinci sigarası içmek, Amerikan askerlerini Dolmabahçe'de denize atmak ve bunlar gibi bir yığın güzel, doyumsuz anılar. Kaçı kaldı ki şimdi bilemiyorum.

Tarabya Palet Restoranda balık yiyemezdik amma Büyükdere'de Agop'un meyhanesinde kafayı çekerdik. Okula yetişebilmek için tıklım tıklım dolu olan 42 nolu Belediye otobüsüne değil oturmak, ayakta durmak kapıdan bir adımımızı atmak bile başarıydı.

42 nolu otobüs dedim de sizlerle bir anektodu paylaşayım. Ben tanık olmadım arkadaşlarım gerçek olduğunu anlatırlar.
42 Taksim'den 70 dk. bir kalkar ve Orman Fakültesi öğrencileriyle hınca hınç dolu olurdu. Yetmezmiş gibi Yeniköy'de oturan Rum ve Ermeni vatandaşlarda binerlerdi. Sanki oradan başka otobüs geçmezmiş gibi. Bizde içerlerdik onlara.
Yine böyle bir ulaşımda bir öğrenci arkadaşımız ciğer kırmızısı rujlu ve sakallı bir Ermeni bayanın ayağına basar. Bayan hiddetle döner ve hayvan der. Arkadaş sırıtır. Belki de özür anlamında gülümser. Buna içerleyen Ermeni bayan kendine özgü şivesiyle Hayvan dediğsem kendini kanarya kuşu sanma, has be has eşşeksin der ve otobüsten iner.

Saygı ile...

İstanbul'un her tarafını tanımasam da gezip gördüklerime göre, çirkinliklere bulaşmış olduğu, bakir güzelliklerinden eser kalmadığı, yaşaması zorlaşmış karkaşa bir İstanbul olduğu meydanda.

Akın abim, o zamanın İstanbul'unu anlatış tarzınızı çok beğendim ve zevk alarak okudum. Seneler öncesi değerli sanatçımız Metin Akpınar'ı izlemiş, bu anlattıklarınızın aynısını ( sanırım adı ''Beyoğlu Beyoğlu''idi) izledim ve, İstanbul'da yaşam, keşke şimdileri de böyle olsaydı demiştim.

Sizin kaleminizden de aynılarını okudum ve aynı duyguları yaşadım.
Alıntı:
''kendini kanarya kuşu sanma, has be has eşşeksin'' Bu da çok güzeldi
Teşekkürler...
__________________


Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.