Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.07.14, 12:14   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Neler Görmeli Neler Yaşamalı

NELER GÖRMELİ NELER YAŞAMALI


Aşağıdaki dizelerin içeriğine felsefe olarak yaklaşmam, inanmam, bu felsefi düşünceler ile hayatıma yön vermeye başlamam lise yıllarında çevresinde İstanbul'lu teyze olarak bilinen, çok kültürlü bir okul arkadaşımın anneannesini tanımamla başladı . Annem babam ümmi idi. Cumhuriyetin ilk yıllarında küçük yaşlarda evlendirilmiş ve hayat kavgasının içine bırakılmış bir ananın, ter temiz hayat savaşçısı bir babanın 4 çocuğundan biriydim. Annem küçük gelinlerin ne ilki oldu nede sonuncusu oldu. Ailede ve çevresinde başka hatça’ler olduğundan ve fiziğine ve anatomik yapısına da uygun düştüğünden adı küçük hatça idi. Ana ve baba Mevla’na nın dizelerinde vurguladığı gibi her canlının ölümü tadacağı gerçeği gibi ölümü tattılar ama hayatı tadamadan bu dünyadan göç edip gittiler.


Aşağıya aldığım Mevlana şiirindeki felsefi düşünce beni çok bağlamış, bu minval üzere yaşamak çok hoşuma gitmişti ve fakat inanmak beğenmek başka şey inandıklarınızı sürdürmek başka şey, hayatın değişen şartları, değişen değer yargıları beni bu felsefi düşüncenin hicvi olan şiir içeriğinden zaman zaman ayrı düşürdü. Beşer olarak hatalar, yanılgılar, günahlar içinde oldum, yanlışlarımdan dolayı, hem yaratıcıdan hemde bilerek veya bilmeyerek 2 ci 3 cü kişilere verdiğim zarar ve rahatsızlıklardan dolayı özür dilemesini bildim.
Sonra bir şey daha öğrendim. Beşer olan şaşar, şaşan insanlarda hata yapar. Dört dörtlük insan, mütekamil düzeyinde insan şahsımda dahil göremedim bulamadım. Bunun için dost aradım gerçek manada aç kaldığımda ekmeğini böleceğim, üşüdüğümde hırkasını sorunsuz giyeceğim dost bulamadım.


Fertlere dejenere olmuş toplum bireylerinden ne dost, ne güvenilir insan bulmak her zaman kolayca olası olmuyor. Millet olarakda böyleyiz dost bildiklerimiz her zaman bizi arkamızdan vurdular, emin insan olarak bildiklerimiz bize dost olmayanların projelerinde eş başkan oldular. Siyasi ihtirasları dur durak bilmiyor.. Siyasi ve mali çıkarları uğruna yapamayacakları yoktur.. Ve biz ulus olarak böyle insanları bünyemizde barındırmaya onlara methiyeler dizmeye devam ediyoruz.


Gün ola harman ola demişler.. “Hafıza-yı beşer nisyan ile maluldür” Yarının nelere gebe olduğunu ancak yaratıcı bilir kul kaderini görecektir.


Sürc-i lisan ettik ise affola
 
 
MEVLANA’DAN
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum. A
ğladım.


Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanl
ığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanl
ığa uğurladım sevdiklerimi.
A
ğladım.



Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çal
ınan zamanlar olduğunu
ö
ğrendim.



Zamanı öğrendim.
Yar
ıştım onunla...
Zamanla yar
ışılmayacağını,
zamanla bar
ışılacağını, zamanla öğrendim...


İnsanı öğrendim.
Sonra insanlar
ın içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulundu
ğunu öğrendim.


Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kal
ıcı olduğunu,
sevginin güvenin sa
ğlam zemini üzerine kurulduğunu
ö
ğrendim.


İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin alt
ında bir ruh bulunduğunu.. .
Sonra da ruhun asl
ında tenin üstünde olduğunu öğrendim.


Evreni öğrendim.
Sonra evreni ayd
ınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni ayd
ınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
Gerekti
ğini öğrendim.


Ekmeği öğrendim.
Sonra bar
ış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekme
ği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli oldu
ğunu öğrendim.


Okumayı öğrendim.
Kendime yaz
ıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yaz
ı, kendimi öğretti bana...


Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamay
ıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime ra
ğmen gitmeyi...


Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.


Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sa
ğlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
oldu
ğunu öğrendim.


Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldu
ğunu;
gerçek namusun, günah elinin alt
ındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.


Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçe
ğin acı olduğunu...
Sonra dozunda ac
ının, yemeğe olduğu kadar hayata da “lezzet” kattığını öğrendim.


Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece baz
ılarının hayatı tadacağını öğrendim.


Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya...
Kalp durur...
Ak
ıl unutur...
Ben dostlar
ımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur...


(( MEVLANA ))




06/07/2014
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.