Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.07.14, 15:39   #7
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Açlık Grevi | Ölüm Orucu | Dünyadan Örnekleri |Tıbbi Etkileri

Tıbbi Etkiler


Vücutta, enerji depoları glikojen, protein ve yağdır. Açlığın tüm dönemlerinde amaç kan glikoz seviyelerini makul düzeylerde tutabilmektir. Kişinin açlığa yanıtı birçok değişkene bağlıdır. Bunlar; yaş, cinsiyet, boy, vücut ağırlığı, açlık öncesi yağ dokusu, karaciğer, kalp ve renal fonksiyon durumu, ile ek hastalıklar olarak sayılabilir Açlık, vücudun işleyişi için gerekli maddelerin eksikliğine neden olarak, vücutta ağır yıkımlara neden olmakta, bunun sonucunda da nörolojik sekeller ve ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabilmektedir. Mesela bir vitamin olan tiaminin eksikliği sonucunda Wernicke-Korsakoff sendromu görülebilir. Wernicke-Korsakoff sendromu, Wernicke ensefalopatisi bulgularına ek olarak öğrenme ve hafıza defektinin de eşlik ettiği bir komplekstir.

Açlık başlayınca ilk önce glikojen depoları kullanılır ve yaklaşık 24 saatte tüketilir. Ardından yağ depoları enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlar. Son olarak proteinler kullanılır, proteinler normalde enerji kaynağı olarak kullanılmaz ancak uzun süren açlıklar sonrası yapı taşları olan proteinler de enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlar. 72 saatten sonra glikojen depoları tükenmiştir ve enerji üretimi için sadace yağ asitleri ve proteinler kullanılır. Yeterli sıvı alımı yoksa dehidratasyon nedeniyle kişi birkaç günde hayatını kaybeder, yeterli sıvı ve elektrolit alan kişiler ise birkaç ay yaşayabilir.

Açlık süresi ilk 24 saat, 24-72 saat ve sonrası olarak dönemlere ayırılabilir. İlk 24 saatte karaciğerdeki glikojen depoları enerji kaynağı olarak kullanılır. 6-12 saatlik açlıkta insülin düzeyi düşmeye, glukagon ise artmaya başlar. Glukagon düzeyinde artış karaciğer ve böbrekte glukoneogenezi uyarır.İnsülinin düşmesi ile ise beyin dışı dokularda glikoz kullanımı azaltılır, böylece sadece glikozu kullanabilen santral sinir sistemine kaynak ayrılır. 24-72 saatlerinde, çevre dokular glikoz yerine yağ asidini enerji kaynağı olarak kullanır. Enerji kaynağı için sonraki aşamada çevresel dokulara ait proteinler yıkılmaya başlar. Fizik muayenede belirgin bir değişiklik yoktur, erken dönemde hipoglisemiye bağlı sempatik sistem aktive olur; bu nedenle kan basıncı normal, hatta yüksek olabilir ve taşikardi gelişebilir.72 saatten sonra glikojen depoları tükenmiştir ve enerji üretimi için sadace yağ asitleri ve proteinler kullanılır. Bu dönemde karaciğerin yağ yakımı ile ortaya çıkardığı keton cisimcikleri sayesinde kalp ve beyin aktivitelerine devam eder. Kan ve idrarda keton cisimciklerinin ve iştah kaybının başladığı dönem -ketozis- başlar. Uzun süre aç kalan bir kimsenin yağ ve kas kaybına uğrar ve buna bağlı olarak kas gücü azalarak hareket yeteneği azalır.1-3 hafta süren açlıklarda, yağ asitleri ve keton cisimcikleri kas ve böbrekler için baskın kaynaklardır. Beyin için keton cisimcikleri glikozdan daha önemli konuma gelir. Yağ dokusu yıkımı ve hepatik ketogenez artar. Glikoz hepatik ve renal glukoneogenez ile üretilir. 3 hafta üzerindeki açlıklarda, kas ve böbrekler için başlıca enerji kaynağı yağ asitleri ve keton cisimcikleridir. Beyinde glukoz kullanımının yerini keton cisimciği kullanımı almıştır. Yağ dokusu trigliseridleri başlıca enerji kaynağıdır. Kas proteolizi ve hepatik glukoneogenez çok azalmıştır. Yeterli sıvı alımı yoksa dehidratasyon nedeniyle kişi birkaç günde hayatını kaybeder, yeterli sıvı ve elektrolit alan kişiler ise birkaç ay yaşayabilir. Açlık ilerledikçe kan basıncı düşer, nabız yavaşlar, kardiyak pompa gücü ve atım hacmi azalır, hipotermi olur. Hem kas hem de yağ dokusundaki kayıplara bağlı ekstermite, yüz, toraks ve batında zayıflık belirgindir. Deri soğuk, soluk ve kurudur. Gastrointestinal sistem, lenfatik sistem ve pankreasta atrofi görülür. Bağışıklık sisteminin bozulmasına bağlı enfeksiyonlara karşı vücut direnci azalır, sepsise kadar gidebilen ciddi enfeksiyonlar görülebilir. Konfüzyon ve komaya kadar giden ağır nörolojik sorunlar görülebilir.

İlk hafta genellikle %5-10 kilo kaybı görülür, sonraki dönemlerde %35-50'lere kadar varabilir. Öncesinde kalp ile ilgili sorunu bulunmasa da, uzun süren açlık sonucunda hastalar kardiyak nedenlere bağlı olarak ölebilir.

Yasal Durumlar

Dünya Tıp Birliği'nin 1975 yılında çıkarttığı Tokyo Bildirgesi'nin 6. maddesinde doktorların belli sınırlar dahilinde müdahale etmesi ve ikinci bir hekime danışarak hareket etmesi belirtilmiştir:

"Bir hükümlü beslenmeyi reddettiğinde, eğer hekim, beslenmeyi gönüllü olarak reddetmenin yol açacağı sonuçlar üzerinde kişinin tam ve doğru bir yargıya varacak yetenekte olduğu kanısında ise, bu kişiyi damardan beslemeyecektir. Hükümlünün böyle bir yargıya varma yeteneği ile ilgili karar, en azından bir başka bağımsız hekimce onaylanmalıdır. Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından hükümlüye anlatılması gerekir."

Dünya Tıp Birliği son zamanlarda yeniden bir gözden geçirme ve güncelleme yaparak açlık grevleri konusunda Malta Bildirgesi'ni yayınladı. Birçok değişiklikle beraber, 21. maddesinde zorla beslemenin insanlık dışı ve aşağılayıcı bir hareket olduğu belirtilmiştir.

Kaynak
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.