Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.08.14, 18:45   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Virüs Savaşı

VİRÜS SAVAŞI



Anayasa ve kanunlarımız din ve vicdan hürriyetinden ve herkesin inançları doğrultusunda, ibadet tazim ve taatlarını, yakarış ve dualarını, dini ritüellerini, inanışlarından kaynaklanan her tür eylem ve seramonilerini, kutsal günlerini kutlamalarını, ibadet yerlerinin ihya edilmesini din ve vicdan hürriyeti adına hem serbest bırakmış, hemde farklı inanç ve oluşumların birbirlerine galebe çalaçak tavır ve davranışları yasaklamıştır.


Hiç kimse dini inançlarını açıklamaya zorlanamaz, hiç kimse inançlarından ve tapınma biçimlerinden dolayı kınanamaz, aşağılanamaz. Bu yazdıklarımıza yürekten katılıyor ve Anayasa ve Kanunlarımızın konu ile ilgili kayırıcı koruyucu hükümlerini alkışlıyoruz. Laik ülkelere yakışanda budur. Din ve vicdan hürriyeti!


Kur'an RÛM suresi 32.ci, ŞÛRA suresi 13.cü ve EN’AM suresi 159.cu ayetlerinde; “…dini yalnız Allaha özgüleyerek dosdoğru tutmayı ve onda bölünüp fırkalara ayrılmamayı…” emrediyor.


Ayrıca, Kur'an KEHF suresi 102.ci, MÜMİN suresi 14.cü, ZÜMER suresi 3.cü, 11.ci ve 66.cı ayetler ile SEBE suresi 40.cı ve FÂTİHA suresi 5.ci ayetlerinde ise; “ İnsanlardan veli edinmemelerini, yalnız Allaha ibadet ve kulluk etmelerini ve yalnız Allahtan yardım dilemelerini” emrediyor.
 
Ayet hükümleri yukarıda apaçık dururken, din açısından bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti devletinin % 99.99 unun Müslüman varsayıldığında, mensubu olduğumuz ve elhamdülillah müslümanım diyerek Tanrı’ya şükür ile iftihar ettiğimiz İslam dini, Hz. peygamberin Tanrı rahmetine kavuşması ile “TEVHİT ve TAKVA’DAN“ daha ilk günlerden sapılmaya ve din uleması sayılanların fikirlerinin, eylemlerinin, hal ve hareketlerinin din sayılmaya başlaması ile devam etmiş, Emevi ve Abbasi’lerden tutunda tanınmış ilk dört mezhep dışında yığınla tefrikaya gidilmiştir. Bunlardan kendi içinde dahi çeşitli kollara ayrılmışların olduğu incelendiğinde Şıhların, Şeyhlerin varlığı ve söylemleri adeta Kur'an emirleri yerine geçer olmuştur. İslam başlangıçından günümüze kadar tefrika ve bölünmeler görülmekle birlikte, mezhepler cemaatler tefrikalar adına insanlar koyun gibi boğazlanırken Müslüman geçinen ya çanak tutmakta ya alkış tutmakta ve hatta maddi askeri her tür yardımı yapmaktadır. Önemli olan günümüze kadar taşınmış bazı islami tarikat ve cemaatlerin asıl günümüzde olanlarına bakmak gerekir.


Türkiye'de tarikat ve cemaat oluşumlarının Atatürk laik Cumhuriyeti devletine ve İslam'ın tevhit ve takva'sına neler yapmaya çalıştıklarını görmek gerek. Sonra düşünüp, tekke zaviye vb benzeri oluşumların Cumhuriyet başlangıç döneminde niçin kapatıldıklarına hak vermek lazım!


Kur'an dini açısından bakıldığında, yukarda belirtilen ayetde de görüleceği üzere tefrikadan kaçının bölünmüşlüğe yol açmayın diyor. Tarikat ve tefrikaları Allah'a yaklaşmanın bir yolu olarak görenlerin, göstermeye çalışanların "Tevhit ve Takva" yı nereye koyacakları merak konusudur. Tevhid dinde birlik! Takva kul ile Allah arasındaki ilişki ve yaklaşımın tarifidir!


Şunu ifade etmek gerekir ki, Türkiye laik Cumhuriyetinde din ve vicdan özgürlüğü temel esastır. Herkesin inancı kendisi ile inanılan arasında olması gerekirken, özellikle laik Atatürk Cumhuriyetinde dinin ve dini kisve sayılan bir takım kılık kıyafetlerin, arma rozet ve vb şeylerin ulu orta ve kamusal alanda kullanılması ve kamusal alanda kendini bariz şekilde hissettirmeye çalışması, çalışıIması, Atatürk'ün kazandırdığı laik değerler ile örtüşmüyor.. Bağdaşmıyor. Laiklik din ve devlet işlerinin bariz şekilde birbirinden ayrılması demektir.


Atatürk değerleri ile idareye gelerek Atatürk'ün kazandırdıklarına karşı gelinip reddedilmesi, bunları yapmaya çalışan siyasi yönetimlerin elbette tenkit, tekdir ve yaptırımlara maruz bırakılması da Türk milletinin geleceği ve selameti açısından zaruri ve elzemdir. Çünki Türkiye Cumhuriyeti devleti, bazı Arap ülkelerinde olduğu gibi İslam Cumhuriyeti devleti değildir.


12 yıldır İslam devleti modeline dönüştürmeye çalıştılar olmadı yapılamadı, belli tarikatların mensubu olup siyaseten iktidar olanlar ülkeyi mezhepler ve tarikatlar üzerinden bölmeye çalıştılar kısmende muaffak oldular.


12 yıl öncesinde zararlı lezyonlar vardı. Cumhuriyet içinde leğal yollardan silinip temizlenemedi, sonra ne oldu? İşte son 12 yılda yaşanan adı kah hizmet hareketi, kah haşhaşiler, kah paralel yapı olarak anılan bozuk dokular devletin tüm katmanlarına virüs gibi işlediler ve sonuç ortada! Virüslerin bir bölümü legal siyasi iktidar gibi görünmekle birlikte, adı haşhaşi veya paralel yapı olanlar illegal olarak tüm devlet katmanlarında kadrolaştılar, iktidar olanlarda legal virüsler olarak milli bünyenin içine işlemiş şekilde ortada!


Şimdi virüslerin savaşı var! Birileri devletin tepesine çıkarak oradan leğal olarak hükmetmeye, bir diğeri ise Pensilvanya ofisinden, basını ile bankası ile okulları ile dershaneleri ile Tuskon'u ile sermaye gurubu ve şirketleri ile kadrolaşmış polisi ile hakimi ile öğretmeni ie Türkiye laik Cumhuriyetini yönlendirmeye, yıkmaya dönüştürmeye çalışmaktalar.


Zikredilen Tarikat ve Cemaat oluşumlarının her biri ayrı bir din olsa dahi, ne inandıkları, ne taptıkları, ne ibadet şekilleri, ne ibadet mekanları din ve vicdan hürriyeti açısından düşünüldüğünde söylenecek hiç bir şey olamaz. Nereye kadar? inanılan din, mezhep, tarikat, cemaat ve liderleri Laik Cumhuriyet ve onun kazanımlarını redderek inandıkları dini ülke idaresine taşımak, idari esas haline getirmeye çalıştıkları anlaşıldığında, devrim kanunları devreye girer, Cumhuriyet kazanımları ve laiklik tehlikeye girdiğinde, Cumhuriyet kanunları devreye girer ve orada bu insanlara dur denir. Eylemlerine uyan cezalar ise tatbik edilir.


Bölünmüşlüklerin içine girenler İslam'a da şirk koşarlar ki, bu gün Türkiye laik Cumhuriyetinde cemaat ve tarikatların yaptığı budur. Tevhit'den ayrılma adına ve % 99 u müslüman olan halk adına da buna da karşı çıkılır, İslam adına yapanlara dur denir.


İslam adına Cumhuriyet ve kazanımları yanında demokrasi ve insan hakları ile birlikte rejim çökertilmeye çalışılırsa buna karşı çıkılır.. Sanırım bu gün Türkiye Cumhuriyeti içindeki Tarikat ve Cemaatler de bunları yaptığından bu oluşumlara ve liderlerine karşı çıkılmaktadır. Umarım imam Recep Tayyip Erdoğan, adı hizmet hareketi olan Cumhuriyet karşıtı yıkıcı akımları yok eder, devlet içinden silkeler atar bu virüs temizlenince sıra kendilerine gelir ki, onuda kan uykusunda uyuyanlar uyandığında milli bünyeden silkeler atar ve Türkiye inşaallah bir daha böyle milli bünyeye musallat olmuş milli virüsleri lezyonları, görmez ve yaşamaz.



09.08.2014
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti