Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.08.14, 23:46   #2
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Dante Alighieri (1265 -1321)

"Hepimiz Dante’ye aidiz: sevgi ve nefret ikilemindeki kıskaca takılmış, sevaptan çok günaha meyilli, zaaflarla donanmış, günlük yaşamlarında geçici, sözüm ona zaferler elde eden insanlar."

"Dante: (1265-1321). Dante başka bir dünyanın şairi, düşman bir dünyanın. Kinleri, emelleri, özleyişleriyle, Hıristiyan, İlâhî Komedya. İslâm şiirine neler borçlu, araştırmamışız (meselâ, Hıristiyan teolojisinde Araf yok). Türk okuyucusu, İlâhi Komedya’dan zevk alabiir mi? Hayır. Zaten bizdeki tercümeleri de, Incil’den bir mephas gibi tatsız ve soğuk. Apenin’in yeşil mahfazasında gülümseyen çiçekler beldesi Floransa XIII. asrın sonlarında aşkın ve zerafetin vatanıydı. Mermer o muhteşem tabiat için*de kanatlandı; bir büyü oldu resim. Ve şiir yıldızlaştı. “Napoli’de yaşanır” diyor bir yazar, “Roma’da düşünülür, Floransa’da yaratılır.” O beldede sanatın saltanatım banka hazırladı, banka ve ticaret. Ponto Vec- hio’nun mağazalarına ırmaklar gibi altın akıyordu, ama, düşmanlan vardı, Floransa’nın. Sokaklarında iki çağ dövüşüyordu, iki çağ ve iki düzen.
Floransa’nın savaş bayrağında kızıl bir zambak vardı; hür olmak için dövüşeceksin diyen bir zambak. Floransa’nın bayrağında mavi bir Madonna gülümsüyordu: “Seveceksin, acı çekeceksin”, diyen bir Madonna.
İlık bir rüzgâr esiyordu Provence’dan, şiirin rüzgârı. Haçlı Seferleri Batı’ya aşkı öğretmişti. Toskana şairleri, trubadurları taklit ederek yeni bir üslup yarattılar: dölce stile nuovo.
Mayıs ayının ortalarına doğru Saint-Jean Baptiste Kilisesi’ne yeni doğan bir çocuk getirdiler. Durante adı verildi yavruya, Durante Alighieri ve bir melek, dehanın dikenli tacını koydu başına (1265- 1321). İnsanlık Durante’yi Dante adıyla tanıyacaktır.
Floransa’da onun mısraları karşılar sizi. Kaldırımlar onun dilini konuşur. Bütün İtalya’da yoldaşınız o. Şiiri, vatan coğrafyasını kutsallaştırmış. Bir gül bahçesi değil bu İtalya; bir günahlar, bir cinayetler ülkesi. “Esir İtalya, korkunç bir kasırgada kaptansız kalan gemi, bir zamanlar kraliçesiydin ülkelerin şimdi fahişesi.”
Ortaçağ, mazi’nin uçurumlarına gömülmeden önce İlâhî Komed- ya’da tecelli ediyor.
Bazı yazarlara göre, komedyanın ilhâm kaynağı aşk. Şair o muhteşem türbeyi Beatrice Portinari’yi ölümsüzleştirmek için yaratmış; Beatrice’i ve hatıralarını. Dante 27 Ocak 1302’den beri sürgündedir,

Şubat’tan beri gıyaben ölüme mahkûm: “Yelkensiz ve dümensiz bir gemi.” Ve peşinde felâketin ayrılmaz yoldaşı: zillet. Sevgilisini kaybetmiş, vatanını kaybetmişti. Korsan Donati’nin hempaları ferman dinletiyordu Floransa’ya. Başlan çiçeklerle taçlı, ayaklan insan kanıyla kıp*kızıl, zaferlerini kutluyorlardı. Bütün faziletler kovulmuştu, Cumhuriyetten. Bir dünyanın yıkılışı idi bu. Ama, şair boyun eğmeyecekti kadere. Bayağılıkları teşhir edecek, suçlan cezalandıracak, bu habisle*ri enselerinden yakalayıp tarih mahkemesinin huzuruna çıkaracaktı.
Şair eski çağları göklere çıkarırken yükselen burjuvaziyi en zehirli oklarıyla delik deşik eder. Dante bir aristokrattır, tepeden tırnağa aristokrat. Mukaddes Cermen İmparatorluğu dirilemezdi artık, mazi dirilemezdi. Bir ütopya idi bu, ölü doğan bir ütopya.
Floransalı şairin yaşayan ve yaşayacak olan tarafı: realizmi. “Cennet ve cehennem’in, geçen asır aydınlarını hayran bırakan mimarisi, Araplar’dan alınma. Hıristiyanlık’ta Araf yok. Çerçeve İslâm’ın, ama içindeki ruh Hıristiyan. Dante çağların ve kıtalann dörtyol ağzında, iki çağ ve iki dünyayı birleştiriyor. Fertleri de, fırkaları da, milletleri de mahkemeye çeken şaire bu selâhiyeti veren kim? Dehası. Milton, Voltaire, Hugo veya Sartre… “İnsanım, insanla ilgili hiçbir şey bana yabancı değildir” diyenlerin öncüsü Dante.
Garip bir alınyazısı, maziye inanıyordu, istikbali yarattı.
Fransa geç tanımış, Dante’yi. İlâhî Komedya defalarca çevrilmiş ama 18. aşıra kadar okuyan, anlayan olmamış. İtalya’da Tasso ile tanışan Montaigne’in eserinde Dante’nin adı geçmez. Boileau da sözünü etmez Dante’nin. 18. asırda Dante ile lütfen meşgul olanlann neler düşündüğünü Voltaire’den öğreniyoruz: “Italyanlar İlâhî derler ona. Gizli bir ululuk bu. Bir sürü yorumcusu çıkmış, bu da anlaşıl*maması için bir sebep belki de. Şöhreti gün geçtikçe kök salacak. Çünkü okuyanı yok. Hiçbir zaman okunmayacak Dante. Benim kü*tüphanemden Arioste’u aşıran çok oldu ama, Dante’yi kaldırana hiç rastlamadım”. Dante’nin dehasını ilk sezen Rivarol. Romantizm, ortaçağı bayraklaştırırken Dante’yi de göklere çıkarır. Saintc-Beuve, 1845’te yayımladığı nefis bir incelemede (Causeries de Lundi, cilt 2) bu hayranlığın psikolojik sebeplerini aydınlatır. Dante’yi en çok sevenlerden biri de Balzac’tır. İnsanlığın Komedyası yazan, eserinin adını Floransalı şairden alır. Lamartine geniş yerayırır şaire. (Cours Fa- miliers de LitUrature, cilt 3-4.) Ama Graziella yazarına göre: İlâhî Komedya fâni kinlerin gölgelediği anlaşılmaz bir kitap. Tek güzel tarafı üslubu. Dante şiirin Michelangelo’su. Şair büyük ama, şiiri kötü. İlahî Komedya, bir destan sayılabilir mi? Hayır. Uyanıkken görülen bir rüya bu. Kahramanı: tayflar. Sahnesi: asırların gecesi. Çağlayanlar gibi uçurumlara akan bir insan kalabalığı.” Victor Hugo Dante’ye karşı çok daha saygılıdır. Tayfların destanını yazan Dante’ye. “Dante bütün karanlığı, bütün aydınlığı dev bir helezonda birbirine katar. Önce inen, sonra çıkan bir helezon… Dante, Montesquieu’nün hocası. Kanunların Ruhu yazan cezaların tasnifini, Cehennemden kopye etmiş. Juvenalis’in kamçısı meşindendir, Dante’ninki alevden.” (William Shakespeare).
Eliot’a göre, “Modem bir Avrupa dilinde klasisizmin en parlak ör*neği: İlâhî Komedya
Dante, Shakespeare, Goethe… Modern şiirin üç zirvesi. Almanya’da bu kanaati kanunlaştıran: Stephan George ve mektebi. Goethe’nin Dante’ye karşı davranışı hiç de açık değil. 1787’de, “İnsan Dante’nin şiirlerinden nasıl zevk alabilir” der. “Cehennem iğrenç, Araf karışık, Cennet sıkıcı.” 1805’te çok daha takdirkârdır. Cehennemdeki Ugolin hikâyesini göklere çıkarır. Sonra yeniden kötüler Dante’yi; 1823’te Eckermann’ı uyarmak ister: “Dante büyük görünüyor bize, arkasında asırlar süren bir medeniyet olduğu için büyük görünüyor
Dante, Avrupa’nın Kutupyıldızlarından biri. Bizim için kapalı bir dünya. Kapalı ve düşman. Hâmit, “Tayflar Geçidi”nde “koca dahi-i müfteri” diye selâmlar, Cehennem şairini. Cahit Sıtkı “Dante gibi or- tasındayız ömrün” mısraı ile yâd eder. Sevgileri de, kinleri de yabancı bize. Şairi tanımak için dilini bilmek lazım. Fransızca tercümelerinin hepsini, İngilizce tercümelerinin birkaçını gördüm. Karanlık ve meçhullerle dolu bir masal. Bir Fuzulî’den, bir Şeyh Galip’den aldığım hazzın binde birini vermedi bana, Dante. Yalnız, her aydının ondan alacağı ders: celâdeti. Şair, Dante’den beri fildişi kulede mısralar arayan bir meczûb-u İlâhi olmak hakkını kaybetmiştir. Dâvâsı, dâvamız değil. Ama, bir dâvâ uğrunda nasıl dövüşüleceğim öğrenmek isteyenler büyük Floransalı’nın hayat hikâyesinden yine de çok şeyler öğrenebilirler. “Segui il tuo corso, el lascia dir le ganti!” (Sen yoluna devam et, herkes ne derse desin) diyen Dante, bu yönüyle hepimizin hocasıdır.


Cemil MERİÇ, Bu Ülke ‘Kanaviçe Bölümü’, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005

Kimbilir bütün bu duvarları aşmak için gerçekten Dante olmak gerekiyor belki de.

__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla