Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.08.14, 15:35   #2
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Töton Şövalyeleri(Teutonik Şövalyeleri)Töton Şövalyeleri Tarikatı




  • Kuruluş
Kronikçi Jean d’Ypres’in aktardığına göre, 1143 yılında, Papa II. Ceolestin, Hospitallere (St. Jean Şövalyeleri), eski Fransızca ve Latince konuşan Alman hacı topluluklarına tahsis edilmek üzere Kudüs’te bir hastahane kurulması emrini verdi. Her ne kadar kuruluşa Hospitaller imza atmış olsa da bu "Domus Theutonicorum" her zaman Papa’nın denetiminde ve Almanlara ait oldu. Almanlara ait böyle bir kurum sayesinde bu Alman kökenli dini tarikat, Papa’nın da hamiliğinde 12. yüzyıl boyunca büyüme ve güçlenme fırsatı yakaladı.

1187’de Kudüs’ün yitirilmesinin ardından, tarikata üye Lübeck ve Bremenli bazı paralı askerler, Akka savunması sırasında buraya bir hastahane inşa ettiler. Burası, tarikatın Ortadoğu’daki çekirdek merkezi haline geldi. Müteakip, Papa III. Ceolestin, tarikatı tanıdığını açıklamıştır ve bu rahiplere Augustinian Rule vermiştir. 1198 yılına gelindiğinde, tarikat kendisine Tapınak Şövalyeleri’ni örnek alarak silahlı bir kuvvet halini alarak kabuk değiştirdi. Tarikatın genel yöneticisi ve komutanı statüsündeki önderine de "Büyük Üstad (Grand Master)" denir. Totonların en büyük ideali, Papa’nın işaret ettiği gibi Kudüs’ü tekrar geri kazanmak ve Müslüman Sarazenlerden korumaktı. Büyük Üstad Hermann von Salza’nın yöneticiliğinde, bu kardeşlik tarikatı, hacılara yardım etme ve kollama görevini ikinci plana atarak, daha çok savaşçı bir kimlik kazandılar.

Akka’ya yerleşen şövalyeler, 1220 yılında Akka’nın kuzeybatısında bulunan Monfort’u (Starkenberg) ele geçirdiler. Bu kale Kudüs ve Akdeniz arasında kalan bölgeyi kontrol ediyordu. Stratejik açıdan çok önemli olan bu kale 1229’da Büyük Üstad (yani büyük yönetici)'nin ikamet ettiği merkez olarak kabul edildi. Tarikat merkezi olan bu kale 1271’de tekrar müslümanların denetimine geçti ve Tötonlar Akka’ya çekildiler. Tarikatın, Tarsus’ta da (o günkü Ermenistan topraklarına sınır olan) bir kalesi bulunuyordu. Ayrıca önemli Avrupa devletleri (Kutsal Roma Cerman İmparatorlugu, Yunanistan ve Filistin) ve soylular tarafından bağışlanmış toprakları mevcuttu.
İmparator II. Friedrich, yakın arkadaşı olan Hermann von Salza’yı "İmparatorluk Prensi (Reichfürst)" olarak atadı. Salza’nın etkinliği artırmak ve diğer Alman prensleriyle denk sayılmasını sağlamak üzere Alman prensleriyle pazarlık etti. II. Friedrich’in yönetimi sırasında (ki aynı zamanda Kudüs Kralı idi), 1225 yılında düzenlenen Haçlı Seferi’nde krala refakat ettiler. Hermann von Salza Kutsal Kabir Kilisesi’nde kralın bildirisini hem Almanca hem de Fransızca olarak topluluğa okudu. II. Friedrich açısından bakıldığında Tötonların onun gözündeki değeri anlaşılabiliyor. Ancak Tötonlar, Ortadoğu’da hiçbir zaman siyasi, askeri ve lojistik açılardan Tapınakçılar ve Hospitaller kadar etkin olamadılar.


1221 yılında, Macaristan Kralı II. Andras, Tötonları maiyetine kabul etti ve tarikat üyelerini Transilvanya’daki Burzerland yakınlarına yerleştirdi. II. Andras, kızını Hermann von Salza’nın oğlu ile evlendirmek üzere müzakerelerde bulundu. Oğlu, Salza’nın yerine Thuringia prensiliğini yürütüyordu. Tarikattan önemli bir isim olan Theoderich önderliğinde, şövalyeler Macaristan’ı, Kumanlara karşı savundular. Bu süre zarfında, bulundukları bölgeye daha önce de Macar Krallığı topraklarında yaşamış olan Transilvanya Saksonlarını yerleştirdiler. 1224 yılına gelindiğinde, Macar Kralı’nın himayesi yerine o anda Papa olan, III. Honorius’la müzakere ederek, Papa’nın önderliğini kabul ettiler. Bu duruma kızan ve önlem alması gerektiğini düşünen II. Andras, giderek güçlenen Töton Şövalyelerini topraklarından çıkardı. Ancak Almanya’dan gelen göçmenlerin topraklarında yaşamalarına izin verdi.
1226 yılında, orta-batı Polonya’da hüküm süren Masovia Dükü I. Konrad, şövalyelere, pananist Baltık Prusyalıları’na karşı sınırlarını korumaları karşılığında, Culmerland’da kendilerine ait bir bölge teklif etti. Hermann von Salza bu yaygın Haçlı Seferi’nin, Toton Şövalyeleri için Ortadoğu’daki asıl savaş için iyi bir sınama olacağına kanaat getirdi. Golden Bull of Rimini’nin yönetimi sırasında, Alman imparatoru II. Fredreich, tarikatın Prusya’yı işgal edebilmesi ve sömürgeleştirebilmesi için Alman Krallığı ve Papa adına özel bir imtiyaz verdi.

Bu Kuzey Haçlı Seferleri'nin bir kismi olan Prusya’nın şövalyeler tarafından ele geçirilmesi sırasında çok kan döküldü. Ve bu süreç yaklaşık 50 yıl aldı. Bu süre zarfında hıristiyanlığı kabul etmeyen eski Prusyalılar işkenceyle boyun eğdirildiler, öldürüldüler ya da sürüldüler. Eski Prusyalılar ve tarikat arasındaki savaş çok gaddarca geçmişti. Öyle ki, Tarikata ait kroniklerde Eski Prusyalılar, kestaneye benzer zırhlarıyla, lokal bir tanrının mücevher sandığına girmeyi bekleyen yaratıklara benzetiliyor.

Eski Prusyalı yerel soylular, Haçlı Seferi sonrasında, "Christburg Antlasmasi" ile şövalyelerin onlardan birçok haklarını aldıklarını deklare ettiler. 1260-1283 arasındaki "Prusyalı Ayaklanması" sonrasında birçok eski Prusyalı soylu göç etmek zorunda kaldı ya da farklı bölgelere dağıtıldı-yerleştirildi. Yerinde kalan Prusyalılar ise Cermen toprak sahipleriyle iyi ilişkiler kurmaya başladılar ve zaman içinde asimile oldular. Samland gibi sınır bölgelerinde bulunan köylüler ise "Pomesania" gibi nüfusu yoğun yerlerdekilere göre çok daha rahat ve geniş haklara sahip olarak yaşamaktaydılar. Hıristiyanlık, batıdan doğuya doğru, yavaş yavaş Prusya kültürünün bir parçası oldu. Piskoposlar, gönülsüz de olsa Prusyalı inancını Hıristiyanlığın içirisine katıştırdılar. Çünkü şövalyeler, kanunsuz ve yarı pagan yerlileri kontrol etmenin, bu şekilde çok daha kolay olacağını düşündüler.

Tarikat, Prusya’yı, tıpkı Hospitaller’in önce Rodos ardından da Malta’yı ele geçirmeleriyle kıyaslanabilecek şekilde, Papalığın ve Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun tanıdığı imtiyazla işgal etti.
Tarikat, kayıpları telafi etmek üzere, yeni kazanılan topraklara -kısmen yok edilmiş- yerli halkın arasına, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’ndan göç almak üzere politikalar belirledi. Alman ırkından oluşan bu kolonistler, Cermen, Flemen ve Hollanda’dan geldiler. Bir kısım Mosavialı (daha sonra Masurialılar) da bunlara katıldı. Kolonistler arasında soylular da vardı, kentliler ve köylüler de… Bu yeni göçle beraber zaman içinde Prusya halkı Almanlaştırıldı. Göçmenler, eski Prusyalıların yaşadığı şehir veya kasabalara kalabalık gruplar halinde yerleştiler. Tarikat, kendi imkânlarıyla birçok kale (Ordensburg) inşa etmişti. Bu kalelerin bazıları "Prusyalı Ayaklanması"’nda, bir kısmı da Litvanya Büyük Dükalığı ve Polonya Krallığı’nın saldırıları sırasında (tarikatın genel olarak savaş halinde olduğu 14. ve 15. yüzyıllarda) yıkılmıştır. Tarikat tarafından kurulan başlıca şehirler, Königsberg (1255’te Bohemya Kralı II. Otokar adına – yokedilmiş bir Prusya şehri üzeine kurulmuştur), Allenstein, Elbing ve Memel’dir.

1236’da, bir İngiliz tarikatı olan St. Thomas Şövalyeleri, Töton Şövalyeleri Tarikatı’nın yönetimini ve kanunlarını kabul etti.1237’de, Başka bir Alman kökenli keşiş şövalye tarikatı olan Livoniya Tarikatı da Töton Şövalyeleri'ne katıldı. Tarikatın nüfuzu, Prusya, Livonya, Semigalya ve Estonya’ya değin genişlemişti. Sıradaki görev ve amaç, Ortodoks Rusları, Roman Katolik inancına çevirmekti. Ancak tarikat, Novgorod Prensi Alexander Nevsky karşısında Peipus Gölü Savaşı’nda ağır bir yenilgi alınca, bu tasarı ortadan kalkmış oldu. Geleneksel olarak, belirsiz sayıdaki bir Töton kuvvetinin, 1241’de Moğollara karşı bir Haçlı Birliği oluşturulan Legnica Savaşı’nda yeraldığına inanılır. Ancak günümüzde “Labuda” tarafından, ilgili iddiayı ortaya atan, kronikçi) Jan Dlugoz tarafindan hazirlanan "Jan Dlugosz Kronigi (Annals of Jan Dlugosz)" üzerinde yapılan analizler ışığında varılan sonuç; Tötonların bu savaşta yer aldıklarına dair bilginin, ilgili esere sonradan başkaları tarafından eklendiği yönündedir. Legnica ayrıca Moğolların batıya doğru ulaştığı en uç noktadır.
Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.