Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.08.14, 12:11   #1
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1429
Mesajlar: 7,302
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32394
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Demokrasi Yok Muz Var - Akın Olgun

Büyük gösteriler, şaşaalı törenler, meydan okumalar, hâd bildirmeler, kadına, çocuğa, hatta doğmamış çocuklara, gence, anneye, gazetecilere, özellikle kadın gazetecilere, azınlıklara, gelmişimize, geçmişimize, kimliğimize, tercihlerimize, yaşam biçimimize, yaşayamama biçimimize, işçiye, memura, hukukçuya, avukata, yargıya, anayasaya, yazara, sanatçıya, bilim adamına, sanayicisine, medyasına, Twitter’ına, Youtube’una, Facebook’una, göstericisine, eşcinseline, ölümüze, dirimize, inancımıza, inançsızlığımıza ne varsa sövdüler, sövüyorlar, sövecekler ve her defasında alkışlar kopacak, büyük alkışlar, kocaman alkışlar, ıslıklı alkışlar.

Ağzı açık gezen yüzlerce “aydın, yazar, gazeteci, sanatçı, akademisyen…” o sövgülerin arkasında, önünde, çevresinde boy veriyor. “Uzun adam”, “büyük adam”, “büyük devrimci”, “yüzyılın lideri” yani kocaman, büyük, çok büyük, en büyük diyerek kazık çakıyorlar köşelerine. İnanmış, çok inanmış olmanın gösteri sadakati de büyük olmalı ki ön sıralarda yer bulabilsinler.

Sefilleşmeden ‘yükselir’ olmak imkânsız biliyorlar.

Sefilleşmeden uzatmaz iktidar eteğini ağızlarına. Sefilleşmeden tırmanılmayacağını bilenlerin ağzı bu yüzden hep açık. Önlerine atılan hiçbir şeyi kaçırmamak ve havada kapmak için bekleyip duruyorlar. Gücün saadetine sunarak işaretliyorlar sahalarını. Ne olmak gerekiyorsa o oluyorlar. Biti kanlanan, en önce geçmişini satıyor, kimliğini, karakterini ve açık artırma usulü kalemini. Ellerini tutsanız, ayaklarıyla, ayaklarını tutsanız kulaklarıyla, dişleriyle, gözleriyle alkışlıyorlar olup biteni. Ağızlarından dudaklar aldırmışlar, bu yüzden hep sırıtık görünüyorlar.

“Kalkın gidiyoruz” dediğinde hepsi sıra sıra dizilip arkasına gidiyor. “Yuhlayın” deyince hepsi birlikte “yuhh” çekiyorlar.

Onların gözünde, karşı koyan her kadın ahlaksız, edepsiz, namussuz. Dondurmasından etek boyuna dikiyorlar gözlerini. Yetmiyor, camlarından dikizliyor, evler basıp suçüstü “namussuzluk” yakalamak için ahlak dedektifliğine soyunuyorlar.

Gazete manşetleri mi? Onlar da Başbakan’ın ayakkabı keratası olarak kapıda hazır bekliyor.

Abartı, şaşaa ve hiddet sadece kokuşmuşluğu örtmek için bir araya gelir. Hep büyük, dev gösteriler ister. Beden, zekânın önündedir artık. Yukarıdan bakan, yüz binlerce küçük, aşağıdan bakan tek bir büyük görür. Yukarıdan bakan “ya bir gün bu kalabalık giderse” diyerek daha fazla yalan ister, büyük, kocaman yalanlar. Aşağıdan bakan “ya birden yıkılır, çöker ve üstlerine devrilirse” korkusu ile daha fazla yapışır o yalanın bacaklarına.

İşte “Yeni Türkiye” bu yalanın adıdır. Kötü ve kokuşmuş olanın üzerine serilen o “Yeni”, Cin’i bile olmayan bir fikrin ürünüdür.

Bu yüzden “namus, ahlak, edep” diye daha fazla bağırıyorlar. Hedefe koydukları insanları kendilerinde olmayan ile vuruyor ve aşağının önüne atarak linç ettiriyorlar. Linç, kendi namussuzluklarını kapatmak için bir araya gelmişlerin ortak eylemidir sadece. Yukarıya boyun eğenler, aşağıda tırnaklarını geçirebilecekleri bir kurban ister her zaman. Boyun eğen sefilleşir ve kendi iradesini teslim ettiğinin gönüllü tetikçisi olur.

Özal’dan bugüne, paçozluğun baş tacı edildiği bir sağ sistem inşası yükseldikçe yükseliyor. Hep “yeni” diyerek yutturdukları şey sadece hırsızlıkları oldu. Onlar da çalıyordu, onların çocukları da çalıyordu, onlar da görgüsüz ve estetik yoksunuydu. Bunlar da öyle.

Dün “değişim” diyenlerin peşinden ellerinde bir avuç tuz koşturanlar ile bugün “yeni” diyenlerin arkasından koşturanların mayası aynı maya. Hiçbirinin derdi değildi demokrasi. Hepsi, demokrasi, eşitlik, özgürlük gibi değerleri savunanların canlarına okudular önce. Onların “yeni, değişim” dedikleri sözlerin arkasında binlerce ölü var.

Cumhuriyet, demokrasi, hak ve özgürlükler, içi boşaltıldıkça gerekliliği de tartışılır olacak. Demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe değil, hepsinin tek elde toplanmasına inanacak, TekBir nesil mühendisliğine verdikleri hız bundan.

Yani, demokrasi mi istiyorsunuz? Yok, alın size muz diyecekler. Alkışlar kopacak, büyük alkışlar, ıslıklı alkışlar.

Peki, hayat ve siyaset birlikte akar mı?

İşte orada sorun var.


Akın Olgun - Birgün
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.