Tekil Mesaj gösterimi
Eski 04.09.14, 16:47   #3
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Anna Ahmatova (23 Haziran 1889 — 5 Mart 1966)

“Oysa, çocukluğumdan kanatlıydım ben!
Şimdi, yükselip uçamıyorum.”









“Aynı bardaktan içmeyeceğiz ne sıcak şarabı, ne suyu.
Kuşluk vakti öpüşmeyeceğiz, pencereden bakmayacağız akşama doğru.
Sen güneşle soluklanıyorsun, ben ayla ama düştüğümüz aynı sevda.”


AYNI BARDAKTAN İÇMEYECEĞİZ

Aynı bardaktan içmeyeceğiz
Ne sıcak şarabı, ne suyu,
Kuşluk vakti öpüşmeyeceğiz,
Pencereden bakmayacağız akşama doğru.
Sen güneşle soluklanıyorsun, ben ayla,
Ama düştüğümüz aynı sevda.

Sadık ve sevecen dost, benim yanımda,
Senin yanındaysa neşeli bir sevgili.
Gri gözlerindeki korkuyu anlıyorum sanma,
Ve bu çektiklerimizin sensin sebebi.
Sıklaştırmıyoruz ayaküstü buluşmalarımızı.
Ne çare ancak böyle koruyabiliriz huzurumuzu.

Şiirlerimde yalnızca senin sesinin ezgisi duyulur
Senin şiirlerinde benim soluğum eser.
Bir ateş ki, ona kim dokunur,
Buna ne korku, ne unutuş cesaret eder
Ve bilsen nasıl hoşlandığımı
Seyretmekten senin kuru, pembe dudaklarını.


1913


“Süzülüp ölümden ve karanlıklardan
Kanadımla omuzlarına dokunacaktım…”



BİRİ ÖLÜNCE

Biri ölünce,
İmgeleri değişir artık.
Gözleri başka görür, ağzı bambaşka
Gülümsemelerle gülümser gülümserse.
Bunu bir ozanın
Cenazesinden döndüğümde anladım.
O zamandan bu zamana
Birçok kez doğrulandı anladığım.


1940


“Neden ağlıyorsun? Ağlayacağına
Elini uzat bana”




Elini Uzat Bana


Tıpkı senin gibi ben de katlanıyorum
karanlığı bitmeyen ayrılığa.

Neden ağlıyorsun? Ağlayacağına
elini uzat bana,
söz ver yeniden geleceğine bir düşte.

Sen ve ben bir acılar dağıyız.
Sen ve ben bir daha buluşamayacağız
bu yeryüzünde.

Ah, yıldızlarla geceyarısı
bana bir selam gönderebilsen.



“Saatteki guguk gibi yaşıyorum İmrenmiyorum ormandaki kuşlara kuruyorlar saati, ötüyorum.Böyle bir yazgı düşman başına"



ESİN PERİSİ

Geceleyin beklerken gelişini onun
Yaşamım pamuk ipliğine bağlı sanki
Gençlik, şan, özgürlük nedir ki
Karşısında o güzeller güzeli konuğun

Geliyor kavalıyla, kaldırıp peçesini
Ve takılıp kalıyor gözlerine gözlerim
“Sen miydin” diyorum “Cehennem sayfalarını
Yazdıran Dante’ye?” Yanıtlıyor: “Bendim.”

1924

“Nefes nefese bağırdım; ‘Şakaydı.
beni bırakma, ölürüm acımdan.’
Güldü bana.
Ah ne kadar da sakindi.
Korkunçtu.
“Yağmurun altında kalma’ dedi.”




GRİ GÖZLÜ KRAL

Onulmaz ağrı şan olsun sana!
Gri gözlü kral dün öldü bir anda.

Sıkıntılı ve alaca bir sonbahar akşamıydı.
Kocam eve dönünce metanetle mırıldandı.

“Biliyor musun avdan ölüsüyle dönmüşler,
Cesedini yaşlı meşenin dibinde bulmuşlar.

Ne kadar da gençti, yazık kraliçeye
Ağarmış bütün saçları bir gecede.”

Ocağın üzerinden piposunu buldu
Ve gece işlerine koyuldu.

Kızcağızımızı şimdi uyandıracağım,
Küçük gri gözlerine bakacağım.

Pencerenin ardındaysa kavaklar
“Yeryüzünde kralın yok” diye fısıldayacaklar.


“Geçti pazar duaları gibi gençliğim,
nasıl unutayım ben bunu?”

İNSANLARIN YAKINLIĞINDA GİZEMLİ BİR ÇİZGİ VAR

İnsanların yakınlığında gizemli bir çizgi var,
Bu çizgiyi aşamaz tutku ve ölesiye sevmek.
Korkunç bir ıssızlıkta varsın birleşsin ağızlar
Ve çatlasın, parça parça dağılsın yürek.
Dostluk da güçsüzdür burada, yılları da
Yüksek mutluluk ateşinin,
Ruh özgürdür ve yabancıdır burada
Ağırkanlı bitkinliğinde şehvetin.
Çılgındır koşanlar buna erişmek için,
Erişenlerse bir özlemle uğramıştır bozguna.
İşte şimdi anladın sen, niçin
Çarpmıyor artık yüreğim avuçlarında.


“Uzak bir haber avutur muydu bizi?
Niçin böylesi mutluyum seninle?”



NE ÇOK İSTEĞİ VAR TATLI YÂRİN!

Ne çok isteği var tatlı yârin!
İsteksizdir elbet aşksız insan.
Sevinç duyarım suyun sâkin
Saydam buz altında kalışından.

Ve atların buza – yardım et Tanrı’m! –
O aydınlık ve kırılgan olan,
Sakla, sende kalsın mektuplarım,
Gelecek’tir bizi yargılayan.

Açık, apaçık olman için ve
Bilge görünmen için onlara,
Senin o şanslı yaşamöykünde
Hiç yer verilir mi boşluklara?

Her nimet tatlıdır bu dünyada.
Sıkı dokunmuştur ağları aşkın.
Benim adımı ders kitabında
Çocuklar okusun, farkına varsın,

Bıyık altından gülümsesinler,
Bu hazin öyküyü öğrenince…
Aşk ve huzur vermedin, bu sefer
Acı bir şöhret ver, hiç değilse.

1913
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla