Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.09.14, 17:04   #1
ReaL
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2602
Mesajlar: 30,040
Ettiği Teşekkür: 161457
Aldığı Teşekkür: 177589
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Götür Fatih Terim Götür

Ağustos ayında Bardarbunga patlamıştı..
Biliyorsunuz, Bardarbungaİzlanda'nın en büyük yanardağı...

Eylül ayında da İzlanda bize patladı...

320 bin 137 nüfuslu İzlanda, nüfusu 80 milyon sınırına dayanan Türkiye'nin filelerine üç gol bıraktı...

3-0 yenildik...

İzlandalılar bu skora çok sevindi. Çünkü tarihleri boyunca Türkler'den nefret etmiş bir küçük ada ülkesi... Bazı spor yazarlarının, "Kıçıkırık İzlanda'ya yenildik" diye değerlendirdiği ülke de Türkler'den nefret edilmesinin nedenini de anlatalım.

1970'li yıllara kadar adaya gelen Türkler'in öldürülmesi serbestmiş... Sonra yasa ile yasaklanmış. Şöyle anlatılıyor:

"Jan Janszoon Van Haarlem isimli korsan, Hollanda'nın korsanlığı yasaklaması üzerine Cezayir'e sığındı. Müslüman olarak ismini Murat olarak değiştirdi ve Osmanlı Devleti’ne tabii olan Berberi Korsanları’na katıldı.

1627 yılında 15 parçalık filosuyla en önemli seferini İzlanda'ya gerçekleştirdi. İzlanda'yı ele geçiren Küçük Murat Paşa, genç ve sağlıklı olduğunu düşündüğü 242 esir ve birçok ganimet ile birlikte Cezayir'e döndü.

Esir alınan kölelerin sadece küçük bir kısmı, yıllar sonra Danimarka Kralı’nın fidye ödemesi karşılığında ülkelerine dönebildi.

Esir alınanlardan biri de daha sonraları Tyrkja Gudda lakabı takılan, Guðríður Símonardóttir isimli köylü bir kadındı. Fidyenin ödendiği 1636 yılına dek çeşitli ülkelerde çalıştırılan kadın, ülkesine döndüğünde eşi yaşamını yitirmişti. İzlanda istilasının sembolü olan Guðríður Símonardóttir'in hayatı; birçok tiyatro oyununa, romana, hikayeye ve belgesele konu oldu. Son olarak 2001 yılında basılan ve Símonardóttir'in hayatını anlatan kitap, aylarca çok satanlar listesinde kaldı.

Bütün bu olanlar İzlandalıları derinden etkiledi. Bu yüzden 350 yıl boyunca, 1970'lere değin, Türk öldürmek suç değildi. İzlanda dilinde hala manasını koruyan “Tyrkjaranid” kelimesi ise insan kaçıran Türk anlamına geliyor."

***

İzmir'in dibindeki Manisa'da son nüfus sayımına göre 1 milyon 359 bin 463 kişi yaşıyor...

İzlanda'da ülke nüfusu 320 bin 137 kişi...

İzlanda'nın nüfusu Manisa ilimizin beşte bir nüfusu kadar...

İzlanda'nın en önemli stadının adı Kópavogsvöllur. Kapasitesi 5 bin 501.

Milli maçımızın oynandığı en büyük stadı 9 bin 500 kapasiteli. Kale arkası tribünleri yok. Girişte bilet kontrolü dışında seyirciler aranmıyor. Ancak sahaya patlayıcı, kesici madde sokulmuyor. En ağır yenilgiler de bile sahaya kimse yabancı madde atmıyor.

Yalnızca alkışlıyor ve takımının lehine slogan atıyor...

İzlanda'nın ordusu yok...

İşsizlik yüzde 1’in altında...

Suç oranı yok denecek kadar az...

Futbolda dünya ve Avrupa ölçeğinde hiç bir başarıları yok. Düne kadar sahaya çok gol yememek ve "şeref sayısı" diye adlandırılan tek golü atmak için çıkarlardı.

Maçtan önce favoriydik...

Kimine göre üç, kimine göre beş atardık...

Bazı spor yazarları İzlanda'nın maç boyunca en fazla üç kez kalemize gelebileceğini yazdı. Hatta içlerinden biri, "Topu elle taşısalar bile en fazla üç kez kalemize gelebilirler" dedi.

Adamlar üç gol attı...

1996 yılında yine Fatih Terim'in teknik direktörü olduğu milli takımımız İzlanda'yı Ali Sami Yen’de 5-0 yenerken, 2014’de rakibinden fark yedi…

Bu yenilgiyi tarihimize düşen en kötü sonuçlardan biri olarak kaydediyor ve bir başka konuya geçiyorum.

***

"Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar” derler...
“Gözü olanın gözü çıksın” derler...

Derler de, derler...

Ben yine de yazacağım, kamuoyu tarafından iyi bilinsin...
15 Kasım 2013’te Türkiye Futbol Federasyonu Fatih Terim ile 5+2 yıllık sözleşme imzalayarak milli takımların başına geçen Fatih Terim’in mukavelesine çok önemli bir madde koydurdu. "İlk bir yıl içinde görevden alınırsam TFF’den 15 milyon Euro yaklaşık (45 milyon TL) tazminat alırım" dedi ve bunu sözleşmeye yazdırdı.

İzlanda faciasından sonra TFF hocaya, "Güle güle" dese, ülkemin vergilerinden elde edilen 45 milyon lira Fatih Terim'e takır takır ödenecek.

Peki, Fatih Terim beş yıl boyunca milli takımdan ne kadar para alacak, onu da yazalım... Beş yılda alacağı paranın miktarı dudak uçuklatan cinsten, 25 milyon Euro. Bugünkü kurla 75 milyon TL'nin üstünde...

Sözleşmesine göre, Avrupa ve Dünya şampiyonalarında başarı elde edilirse 7 milyon Euro da prim yazılacak Fatih Bey'e...

Başarı yakalanırsa primler hariç, ayda bir milyon TL...

Ayda bir milyona yakın parayı milletimiz Fatih Terim'in cebine nakit koyacak...

300 bin nüfuslu bir ada ülkesi de gelecek milli takımımızı 3-0 yenecek.

Başarısızlıkta ceza yok. Soyunma odasına gelirsin, konuşmaya gerek dahi duymadan, "Giyinin gidiyoruz" dersin, gidersin...

Çocukken bir tekerlememiz vardı, şöyle derdik:

Para peşin, kırmızı meşin...

Aldığın parayı hak ettiğini düşünüyor ve vicdanen rahatsan sorun yok. Sözleşmene koyduğun maddeler de maddi olarak nasıl olsa seni koruyor.Sorun yok, devam!

Para peşin... Kırmızı meşin...

Para peşin olsun da, surat ile vicdan meşin olmasın lütfen...

Atila Sertel - Odatv.com
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.