Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.09.14, 10:55   #2
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Türban Ortaöğretime Girdi

Örtünme-Türban ve ötesi


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster


Tüm canlılarda, karşı cinse ilgi duyulması, bu amaçla kur yapılması, kendini beğendirme davranışları sergilenmesi (özel ses çıkarma, tüylerini kabartma,kur yapılan karşı cinsin çevresinde dönme, karşı cinse yiyecek sunma gibi) doğal bir davranıştır.

Hatta, yapılan araştırmalarda, bireylerin hoşlandıkları bir karşı cinste bir kişi gördükleri zaman, vücudun özel bir koku salgılayarak karşı cinsi etkilemeye çalıştığı kanıtlanmıştır.

Gelelim karşı karşı cinsi etkileme, kur yapma davranışlarının İslamdaki yerine:

Öncelikle, karşı cinse duyulan ilgiyi daha iyi anlayabilmek için şunu da açıklamam yararlı olur sanırım.

(Benim kişisel gözlem vedeneyimlerime göre) İlk kez karşılaşan ve birbirine kur yapan erkek ve bayanlardan,

(Genellikle) Erkeklerin: ilk (düşündüğü)aklına gelen karşı cinsi (cinsel olarak) elde etmektir.

Bayanın düşündüğü ise ,karşı cinsi duygusal açıdan (evlilik, mutlu bir yuva) amaçlı elde etmektir.

(İstisnalar olsa da) Gerek fizyolojik gereklilik, gerekse de yetiştirilme faklılıkları nedeniyle (erkek egemen toplumların bu yönde şartlandırması sonucunda) erkeklerde karşı cinse duyulan ilgi ve ihtiyaç daha fazladır.

Yani, (istisnalar olsa da) Erkekler karşı cinse daha fazla ilgi gösterir ve daha çabuk etkilenirler.

Fakat, İslam inancına göre, bireylerin kendi eşinden başka (İmam nikahlı eşinden başka) bir bayandan etkilenmesi , ona ilgi duyması günah sayılmış ve yasaklanmıştır.

Bu nedenle, Müslüman bir erkeğin, (eşinden başka) bir bayandan (duygusal veya cinsel olarak) etkilenmesi, ona bakması, bu yolda düşünmesi, hayal kurması günahtır.

Bireyin, arzularına, duygularına (nefsine) kapılmaması emredilmiştir ve İslamiyet’in erkek üstünlüğüne dayanan yapısı, kadının erkek için yaratıldığı, yerinin erkekten sonra geldiğine inanılması nedeniyle ,erkeğin tahrik oluşunda kadının da rolü olacağı düşünülerek, erkeğin bu duygulara kapılmaması (günaha girmemesi için) kadına bir takım yasaklar getirilmiştir.

Erkeğin tahrik olmasında (çoğunlukla) kadın suçlanmıştır, suçlanmaktadır.

NUR SURESİ 31.AYET bu amaçla (erkeğin kadından tahrik olmaması amacıyla) nasıl giyinmesi (örtünmesi) gerektiğini açıklamıştır.

NUR SURESİ 31.AYET

Nur Suresi 31. Ayet dikkatlice okunursa;
Baş örtüsünün yakaları örtmesi isteniyor ki, türban bu kurala uymuyor. Bu nedenledir ki, İslami kurallarla yönetilen hiçbir İslam ülkelerinde türban yoktur.

Çünkü kadının örtünmesini emredilmesinin asıl amacı , kadından erkeklerin tahrik olmaması için vücut hatlarının belli olmaması, (erkeği tahrik edebilecek) kadın teninin, süs eşyalarının ve ziynetlerinin hatta kadının kendi sesinin ve ziynetlerinin sesinin başka (namahrem) erkeklerin duymaması içindir.

Bu nedenle , İslamı inanca göre , bir giyimde, bayan boynunun inceliğinin ve vücut hatlarının belli olmaması gerekmektedir ki, bu ÇARŞAFTIR, Afganistan’da Pakistan daki adı BURKA’dır.

Bir kadının yüzünün de, erkekleri tahrik edebileceği aşikar olacağı için (İslami inanca göre) peçe de takılması gereklidir.

İslami kurallara göre yönetilen ülkelerde, islami kurallara uygun giyinmeyen kadınlar şiddetli şekilde cezalandırılır. (En basit ceza kırbaçtır.)

Bu açıdan bakılırsa; Bir kadının (imam nikahlı eşinden başka erkeklerin görebileceği şekilde) boyanması, süslenmesi, ziynet ve süs eşyalarının dışarıdan görülmesi, kadının başını ve boynunu belli edecek derecede sıkı sarılmış türban, vücut hatlarını belli edecek derecede (dar) manto, pantolon veya etek , giymeleri, yüzlerinin görünmesi ,İslami inanca uygun giyimler değildir.

Peki neden dini kesimler dini giyime uygun olmadığı halde, türbana ve vücut hatlarını belli eden tesettür kıyafetine (çok fazla) ses çıkarmazlar?

Çünkü, hiç bir genç kız veya bayan, doğrudan çarşaf veya burkaya, peçeye girmek istemez.

Tepki çekmeden genç kız türbana alıştırılırsa, daha sonra çarşaf ve peçeye geeçirilmesi daha kolay olur.

Bu giyim tarzı, çarşafa geçiş aşamasıdır.

Peki İslam inancına göre (kadının erkeği tahrik etmemesi amacıyla) çarşafa girmesi (kadına getirilen kısıtlama için) yeterli olmakta mıdır?

Erkekler fizyolojik olarak belirli aralıklarla tahrik olurlar. Bu tahrik olma olayı, görünürde bir bayan olsun veya olmasın gerçekleşir.

Böylesi bir dönemde (değil bir bayanın orasını burasını görmek) bir bayanı çağrıştırabilecek, bayan elbisesi, ayakkabısı, eşyası erkek tarafından tahrik olarak algılanabilir.

Akdeniz ve Ege sahilleri gibi nispeten daha turistik bölgelerimizdeki erkekler, sürekli karşılaştıkları bikinili, mini etekli, taytlı bayanları görmeye alışkın oldukları için tahrik olmayabilirken, kadınların çarşafa peçeye sokulduğu, kadın erkek arkadaşlığına hoş görüyle bakılmadığı tutucu çevrelerde, değil mini etekli bir bayan masumane bir kot pantolan giyen bir bayan , hamile bir kadın (nasıl hamile kaldığı hayallenerek) tahrik unsuru sayılabilir.

Tutucu çevrelerde, tahrik unsuru olmasın diye kadın önceleri tesettür ile, daha sonraları çarşaf peçe ile örtülür, kızlar ve erkekler bir birlerinden uzaklaştırılır.

Ama bu yeterli olmaz. Çünkü kadın erkekten, uzaklaştırılıp poşetlendikçe, kadın özlemi duyan erkeklerden bazıları, kadını çağrıştırabilecek her şeyden tahrik olabilirler.

Bu nedenledir ki, daha sonraki aşamalarda, kadın iş yaşamından el çektirilir, kadınların ve erkeklerin okulları, plajları, otobüsleri, hastahaneleri, sinemaları ayrılır ve kadın ve erkeğin bir araya gelmesi, birbirini görmesi ve bir arada yaşaması engellenir. Son aşamada ise, kadının evden çıkması yasaklanır.

Toplumda kadın-erkek birbirinden uzaklaştırıldıkça, (bazı) erkekler sapkınlıklara yönelerek, tecavüz ve eş cinsel davranışlara yönelir.

Kısır döngü halinde kadın-erkek birbirinden uzaklaştırılıp, kadın saklandıkça, erkeğin tahrik olma bahanesi artar, erkek her şeyden tahrik oldukça da kadına baskı artar.

Bu baskı sadece kendi eşi veya dininden kadınlara değil tüm kadınlaradır. Çünkü herhangi bir kadına tahrik olması günah sayıldığı için de zamanla alıştıra alıştıra, gerek manevi (mahalle baskısı) gerekse de fiziki baskı ile tüm kadınlar evlere tıkılır, tıkılmaktadır.

Günümüzde, örtünmesinin emredilmesinin gerçek nedenini bilmeyen genç kızlar, erkeği cezbetmemek ( tahrik etmemek) için örtülmesinin istendiğini bilmemekte, bir taraftan tüm vücut hatlarını belli eden (moda) tesettürlerler giyerken, diğer taraftanda boyasıyla, süs eşyalarıyla, bakışlarıyla, tüm endamlarıyla erkekleri cezbetmektedirler.

Onlar, başta saç olmak üzere, tenlerini örtünce dini vecibeleri yerine getirdiklerini sanmaktadırlar.

Oysa söz konusu teni örtmek değil, erkeğin tahrik olmasını engellemektir.

Sonuç olarak,

Tesettüre girmeye hevesli genç kızların veya kadın ve erkeği ayrıştırmaya yönelik (masum gibi görünen) her olaya olumlu göz ile bakan her bireyin (özellikle bayanların) bu ayrıştırılmanın sonucunun (hem kendi yaşamlarında, hemde toplum yaşamında) nerelere kadar uzanacağını düşünmeleri, tavırlarını ve saflarını buna göre belirlemaleri gerekir.

Mediter


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster
Türban,Atatürk'ün kurduğu Laik, Demokratik ve bağımsız, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak, yerine çağdışı bir rejimi getirebilmek için Türkiye gündemine getirilmiş Truva Atı’dır.

Analarımız, Ninelerimiz yüz yıllardır başlarını (yazma, tülbent, eşarp,yemeni vb) örtülerle örtmüşler, buna hiç karışan olmamıştır.

Türban konusu Laiklik ve Atatürk düşmanları tarafından bilerek isteyerek çıkarılmıştır, şöyle ki;

Öncelikle, 1980'lere kadar eğitim gören tüm kız öğrenciler, laiklik ve Atatürk ilkelerine bağlı yetiştirildiklerinden, ne liselerde, ne de üniversitelerde türban takmak isteyen öğrenci bulunmazdı. Türban sorunu yoktu.

Sorunu yaratmak için, (sözde) İmam yetiştirmek için kurulmuş olan İmam Hatip Okullarına, İmam olamayacakları bilindiği halde (çünkü dinen bayanlar imam olamaz) kız öğrenciler alınmaya başlandı.

İmam Hatip Okullarından İmam yetiştirilirken, Liseye çevrilerek burada türbanlanan öğrencilerin Üniversite kapılarını türbanlarıyla (truva atı) zorlamaları sağlandı.


Oysa,

İslami açıdan, kızların okumaları, iş sahibi olmalarına pek hoş gözle bakılmaz.


Onlara göre kadın evinde, kocasının hizmetinde olmalıdır.


Türbanlanan (sözde üniversite okuyan) kız öğrencilerin çoğunluğu evlenince ya üniversiteyi bırakmakta veyahut ta, bitirse bile mesleğini yapmamakta, kocasının çalışması ile geçinmektedir.


Yine İslami açıdan, evi geçindirmek erkeğin görevidir.Bu nedenle erkek işsiz varken, kadının bu iş yerlerde çalışarak erkeklerin işsiz kalması hoş karşılanmaz.


Şerri kanunlarla yönetilen ülkelerde kadın istihdamına çeşitli sınırlamalar getirilmiştir.


Türban konusu karışık bir konudur;

Öncelikle demokrasi ile yönetilen ülkeler açısından ele alırsak ve Dünya’da bu konuda en özgürlükçü olduğu kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dini bir simge ile resmi okullarda ve kurumlarda giyilmesini ve görev yapılmasının, o kurumda görev yapan diğer dini inançlara veya inançsızlara baskı oluşturacağını kabul etmektedir.


Türkiye’den Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin’in türbana Türkiye’de İzin verilmediği için yaptığı başvuruyu görüşmüş.


Türk Mahkemelerinin kararını yerinde bulmuştur.
(2005) Kaynak

Günümüzde de, AKP hükümeti bunu bildiği için de türban serbestliği yasasını çıkartmamakta, sadece türbana yasa dışı olarak göz yummaktadır.

Çıkaracağı bir türban serbestliği yasası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince iptal edileceğinin bilincindedir.


Boş verelim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni, biz kendi Laiklik açımızdan değerlendirelim.

Laiklik; (Basit anlatımla) Herkesin dini inancını istediği gibi yaşasın ve kimse kimsenin dini inançlarına karışmasın, demektir.

Eğer öyleyse, tabiî ki İslam dinine inananlar inançları nedeniyle türban ile bütün kurumlara girebilmelidir.


Fakat burada kaygılar başlıyor, Bir resmi kurumlarda siyaset serbest midir?


Hayır!

İş yerinede siyaset yapan, memurluktan atılır.


Türban dini bir örtü müdür?

Yoksa siyasi bir görüşün simgesi (Forması) mıdır?


Bence dini bir örtü olarak değil, siyasi bir duruşun simgesi olarak kullanılmaktadır.


O zaman türbanın serbest olduğu her alanda (satanistlikte dahil) her görüşün, dini inancın veya inançsızlığın sembolleri serbest olmalıdır.


AKP’den siz hiç duydunuz mu türbanın serbest olmasını istediği kurumlarda ,kılık kıyafet serbestliği istediğini?


Hayır!

O sadece türbana özgürlük istiyor, diğer kıyafetler umrunda değil.


Mesela;

Nüdistlerin inancına göre, Dünya’ya çıplak geldik, çıplak gideceğiz, bu nedenle onların inancına göre: her zaman çıplak yaşamak ve gezmek gerekir.


Onlara da serbest olsun mu tüm kurumlar, Hayır mı?

İslami inanca serbest te, diğer inançlara yasak mı olsun?


Bu nasıl özgürlük?


İster dini, ister zevk veya moda olsun giyim özgürlüğünden bahsediliyorsa tüm kıyafetler serbest olmalıdır.


Hala kravat, sakal, bıyığı boyu zorunluluğu vardır.


******

Benim kişisel görüşüm:;

Diyanet'e devlet bütçesinden ayrılan kaynak kaldırılır ve din işlerinin gideri o dine inananlarca karşılanır, okullarda (ister seçmeli, isterse zorunlu olsun) din dersleri kaldırılır, çocuğuna dini eğitim vermek isteyen kişiler kendi parasıyla istediği yerde, dilediği kadar dini eğitim alması sağlanırsa,

türban veya çarşaf (kısacası tüm kıyafetler) tüm alanlarda serbest olmalıdır.

Yoksa hem diğer dini inanışlıların veya inançsızların vergilerinden 5-10 bakanlığın bütçesine denk bütçeyi Diyanet işlerine aktaracak ve kendi inandığın dine zorla kaynak aktaracaksın, sonra ''Ben onlarla eşit değil miyim? Türbanıma niçin izin verilmiyor?’’ diyeceksin.

Eşit değil , tam tersine üstün ve torpillisin ki, her dine eşit uzaklıkta olması gereken (sözde) laik bir ülkede senin inancına (senin dinsiz ve düşman gördüklerinin) başka inançta olanların parasını sana aktarıyorlar,


Bu kaynağın desteğiyle; Ana sınıfından itibaren her alanda şartlandırıyorlar ki, büyüyünce türban taksın diye elbette ki bu yaşa kadar bu yönde yetiştirilmiş kızlarımız, dini inançları gereği başlarını örtmek isteyeceklerdir.

Örtmekte haklarıdır.

Benim itirazım laikliğe ve demokrasiye aykırı olarak, vergiden Diyanete kaynak aktarımı, okullarda Din dersi okutulması bu dersin masraflarının da tüm vatandaşların vergisinden karşılanmasıdır.


İnananlar kendi aralarından topladıkları parayla nasıl bir dini bir yetiştirme uygulayacaklarsa (kanunlara aykırı, yasadışı olmadıkları sürece) uygulamalıdırlar., ama hepimizin parası olan vergiyle değil.


Tüm inançlara devlet eşit davransın ki daha sonra dini özgürlüklerden bahsedilebilsin.


Özgürlük denince sadece dini özgürlükler gelmemelidir..

Evet özgürlük ama (düşmanım olsa bile) herkese özgürlük.

__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.