Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.10.14, 19:35   #2
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Türklerde ''Alp'' Karakteri | Tarihçesi | Doğuşu

Alp Karakterinin Ortaya Çıkmasında Bozkır Kültürü ve Türk Geleneklerinin Etkisi

Bozkır kültüründe binlerce yıl içinde gelenekler meydana gelmiştir. Toplum içinde bu geleneklere sıkı sıkıya riayet söz konusudur. Türklerde geleneklerin devlet ve halk tarafından sıklıkla uygulandığı görülmektedir. Bir davranışın sürekli tekrarından dolayı bilinçaltına yerleştiği, sonrada yaşamın biçimi olarak dışarıya yansıdığı görülür. Bu aşamada toplumun her ferdi, birbirine benzeyen olaylar karşısında düşünmeye gerek duymadan benzer davranışlar göstermeye başlar. Böylece geleneklerde devamlılık ortaya çıkar.

Türkler, çok geniş bir coğrafyaya yayılmışlar ve bu coğrafyayı hâkimiyet altına almışlardır. Bu hâkimiyetin kaynağı Türklerin üstün askerlik yeteneğine bağlanmıştır. Ancak Türklerin askerlik yeteneğinin yanında millet olarak iç dayanışma ve dayanıklılığını sağlayan gelenekleri ihmal edilmiştir. Türklerin geleneklerinin, onları birleştiren bir çimento gücü olarak görülmesi doğru olur. Bu gelenek ve törenlerin hemen hepsi İslamiyet’ten önce yaşadıkları “atlı göçebe kültür” çevresinde, eski çağlarda doğmuş ve gelişmiş olup, İslamî dönem ve günümüzde dahi devam etmektedir. Bozkır hayatına yön veren bazı gelenekler ise “Alp” karakterinin ortaya çıkmasında ve Alp ruhunun yaygınlaşmasında etkili olmuşlardır.

Bu geleneklerin belli başlıları şunlardır:

Kahramanlık çağrıştıran veya kahramanlıkla ilgili isim verme geleneği, kahraman savaşçıların öldürdüğü düşman sayısı kadar balbal dikme, Ant içme geleneği, Kımız sunma geleneği, Kahraman atalara saygı ve bağlılık(atalar kültü) beçkem takma geleneği, sürgün avına katılma, at kuyruğu kesme ve bağlama geleneği olarak sayılabilirler.

Kahramanlık çağrıştıran veya kahramanlıkla ilgili isim verme geleneği:

Eski Türk toplumunda Alp olmak ve yiğitlik göstermek çok kıymet verilen değerli vasıflardandı. Kahramanlık göstermek en büyük erdemlerdendi ve halkın gözünde yücelik kazanmaktaydı. Eski Türklerde kahramanlık ve askeri başarıyla ilgili isimlerin verilmesi Türklerin isim verme gelenekleri arasında, ön sırayı almaktaydı. Eski Türk devletlerinde bilinen en eski unvan ismin önüne sıfat olarak getirilen “Alp” unvanıdır. Kahramanlık ile ilgili isimlerin başına genelde Alp unvanın gelmektedir. Alp ile birlikte ikinci bir isim kullanılmaktadır. Alp, cesur yiğit, kahraman demektir. “Alp Arslan Kutlug, Alp Bilge Kağan, Alp Er Han, Alp İlig, Alp Er Tonga, Alp Kara, Alp Salçı, Alp Turmış, Alp Urungu Tutuk, Alp Tuğrul Tigin, Alp Gâzi, Alp Eri, Alp Kuş, Alp Laçin, Alp Sungur, Alp Argun, Alp Melik, Alp Yaruk, Alp Taş, Alp Yürek, Alp Tigin, Saltuk Alp, Alp Aygut, Cepni Alp, Asina Alp, Arçun Alp” gibi isimler bunlardan bazılarıdır.

Eski Türklerde kahramanlıkla ilgili unvanlar büyük başarılar zaferler ve fetihler sonucu alınmıştır. Örneğin Yağı Basan (düşman basan), İl Basan (ülke feth eden) Biçen bey, Bıçan bey, İl gazi, İl almış, İl aldı bey, İl basmış, İl katmış, İl basar bey, İl urmış, İl yığmış oğlan, gibi unvanlar bu şekilde ortaya çıkmış ve Türk tarihinde binlerce yıl kullanılıp varlığı devam etmiştir.

Türklerde cesaret, erdem, harpte kahramanlık göstermek, savaş kazanmak toplumca itibar gören ve sevilen davranışlardı. Bu yüzden isimlerde yaşatılarak kutsallaştırılmıştır. Alp ve kahramanlık Dede Korkut destanında teşvik edilmiş ve övülmüştür. Hatta Dede Korkut destanında Türk toplumuna ait yaygın bir gelenek olan Alp olan ve kahramanlık gösterenlere isim verme geleneği, Boğaç Hanın isim aldığı kahramanlık hikâyesinde anlatılır. “Bayındur hanın bir boğası vardı. Boğa taşa boynuz vursa taşı un gibi ederdi. Bir yaz bir güz boğayı savaştırırlardı. Oğuz beyleri zevkle izlerdi. Yazın bu boğayı saraydan çıkardılar. Üç kişi sol yanında üç kişi sağ yanında demir zincirle boğayı tutmuşlardı. Gelip meydan ortasında
bıraktılar. Dirse hanın oğlu ve üç arkadaşı meydanda aşuk oynarlardı. Boğayı bırakınca üç oğlan kaçtı, Dirse Hanın oğlu kaçmadı. Boğa oğlana doğru sürdü geldi. Oğlan boğanın alnına yumruğu vurdu. Boğa geri geri gitti. Boğa geri geldi oğlan boğaya tekrar yumruğunu alnına dayadı. Boğayla oğlan çekiştiler. Meydan da döndüler. Oğlan meydanın başına boğayı çıkardı. Ne boğa ne oğlan yendi. Oğlan boğadan elini çekince boğa tepesi üstüne düştü. Oğlan bıçağını çekip boğayı kesti. Dede Korkut gelip oğlana isim verdi. Bu oğlanın ismi kahramanlığından dolayı Boğaç olsun dedi.”



Türklerde kahramanlıkla ilgili isim ve unvanlar bir kahramanlıktan sonra verilir ve isim esas ismin yerine geçerdi. Bu sayede ise cesaret ve kahramanlık yapması istenen yeni nesil teşvik edilmiş olurdu.


Balbal dikme geleneği:



Türklerde balbal dikme geleneği Alp olmayı teşvik eden geleneklerden bir tanesidir. Balbal heykelleri ölen kahramanın veya savaşçının sağlığında iken öldürdüğü, kendiside öldükten sonra ahrette de kendine köle edindiği düşman eri veya komutanını simgelerdi. Eğer ölen kişi, kahraman Alp bir kişi ise sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar balbal dikmekteydiler. Türkler bunları cennette kendilerine hizmet edecek hizmetkârları olarak görürlerdi.



Düşman ile savaşmak ve onu yenmek, en büyük Alplik erdemi sayılırdı. Bir insanın Alp olması ve kahramanlığı, onun savaşta öldürdüğü düşman sayısı ile ölçülür ve takdir edilirdi. Düşman öldükten sonra öteki dünyada da balbal dikme yöntemiyle ruhu esir edilip cezası çektirilmek istenmiş olabilir. Dünyada kalanlar ise ölen kişinin mezarındaki balballar sayesinde kahramanlığını fark etmiş olurlardı.




Resim1


Diğer resimler: tarihvearkeoloji.blogspot.com.tr
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.