Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.10.14, 15:34   #1
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Tarihte İz Bırakan 9 Müthiş Kadın Savaşçı

Onlar anne, kardeş, evlat ve eştiler. Ama her şeyden önce savaşçıydı bu kadınlar. Tarih boyunca, dünyanın her yerinde, kılıç ve silahlarını kullandılar, savaştılar ve kraliyetle karşı karşıya geldiler. Savaşta sayıları erkek yoldaşlarına göre az olmasına rağmen, bu ürkütücü kadın savaşçıların her biri tarihte kalıcı bir iz bıraktı.











Karyalı I. Artemisia

Av Tanrıçası Artemis'in adını taşıyan Artemisia, M.Ö. 5. yüzyılda bugünkü Türkiye sınırları içinde yer alan Halikarnas krallığının kraliçesiydi. Ancak daha çok bir donanma kumandanı ve Pers kralı Xerxes'i Yunan şehir-devletlerini işgali sırasında desteklemesi ile biliniyor. ("300: Bir İmparatorluğun Yükselişi" filminden hatırlayacaksınız.)

Salamis Savaşı'nda, onun kumanda ettiği donanma Yunanlılar'a karşı büyük bir başarı elde edince adı tarihe geçti. Yunan tarihçi Herodot Artemisia'nın kararlılığına ve müthiş zeki stratejilerine değinerek, bu deniz savaşındaki kahramanlıklarını kaleme aldı. Bu yazılar aynı zamanda onun amansız kendini koruma güdüsüne de işaret etmekteydi. Öyle ki bir Yunan gemisi tarafından sıkıştırıldığında, Artemisia kasıtlı olarak kendi gemisini bir Pers gemisi üzerine sürerek, Yunanlılar'ı onlardan olduğuna inandırmış, bunun işe yaraması üzerine yakasını sıyırmış; Pers gemisinin ise batmasına sebep olmuştu. Kıyıdan olanları izleyen Xerxes ise çarpışmayı gördüğünde Artemisia'nın bir düşman gemisini batırdığını düşünmüştü.

Tüm bunlara rağmen efsane, Artemisia'nın büyük bir savaşta ölmediğini, hayatını bir gönül meselesi sonucu kaybettiğini söylüyor. Rivayete göre, Artemisia onu umursamayarak kendi sonunu getirecek olan bir adama delicesine tutulmuş; aşkından gözü hiçbir şeyi görmemiş ve onu uykusunda kör etmişti. Sevdiği adamın güzelliğini bu şekilde bozmuş olmasına rağmen ona olan tutkusu sönmeyen Artemisia, ancak bu yolla aşkın esaretinden kurtulabileceğine inanarak, Leucas'taki bir kayadan atlayarak boynunu kırmış ve rivayete göre o civara gömülmüştür.




Joan of Arc

Efsanevi bir kadın savaşçı olmasının yanında aynı zamanda Katolik bir azize olan Joan, Başmelek Michael'ın Yüzyıl Savaşları'nda Fransa Kralı 7. Charles'a işgalci İngilizler'i defetmekte yardımcı olması konusunda onu yönlendirdiği görüleri başladığında yalnızca bir çocuktu. Başlarda, erkekler ve askerlerin alay konusu olmasına rağmen, Joan'un etkisiyle Orleans Kuşatması dokuz gün içinde sona erince herkes onu ciddiye almaya başladı.

17 yaşına geldiğinde, Fransız ordusunun kumandasında kilit bir rol oynadı ve askeri becerileri öldürmekten çok stratejiye dayalıydı. Fransızlar ona çok şey borçluydular, ancak onun sonunu getiren de İngiltere'ye sadık olan Burgonyalı Fransızlar oldu. 1430'da yakalandı, ve birkaç kaçış ve kurtarma teşebbüsüne rağmen, Joan kafirlik ve erkek kıyafetleri giyme suçundan yargılandı. Görüleri alay konusu haline gelmişti. Suçlu bulundu, ölüme mahkum edildi ve kazığa bağlanarak yakıldı.

Ölümünden sonra bile, Joan'un stratejilerinin Fransız savaş stilini etkilemeye devam ettiği söylenir. 25 yılı aşkın bir süre sonra, Katolik Kilisesi Joan'un davasını tekrar ele aldı ve Joan kafirlik suçundan artık geç olmakla beraber aklandı. Papa 15. Benedict Joan'u azize ilan ettiğinde aradan 460 yıl geçmişti.




Trieu Thi Trinh

Vietnam'ın Joan of Arc'ı olarak anılmasına rağmen, Trieu Thi Trinh ondan 1200 yıl önce yaşadı. 20 yaşındayken, Trieu 1000 kişilik bir kuvvet topladı ve 3. yüzyılda Vietnamlı yurttaşlarını ülkeyi işgal etmeye çalışan Çin birliklerine karşı ayaklanmaya davet etti. Erkek kardeşi onu bu isyandan vazgeçirmeye çalıştıysa da, Trieu'nun cevabı savaş alanında olduğu kadar sertti: "Rüzgarda yolculuk etmek ve dalgalarda yürümek, Doğu denizinin balinalarını kesmek, sınırları temizlemek ve insanları boğulmaktan kurtarmak istiyorum. Niye başkalarını taklit edeyim, başımı eğip diz çökeyim ve bir köle olayım? Niye kendimi bayağı ev işlerine adayayım?" Bu sözden sonra, kardeşi de orduya katıldı.

Trieu savaş alanında görkemli bir figürdü: iki kılıç taşır, ve bir filin üzerinde parlak sarı elbiseleriyle arz-ı endam ederdi. Bölgesini özgürlüğe kavuşturup, Çinliler'i 30 işgal denemesinde de geri püskürttükten sonra mağlup oldu ve rivayete göre 23 yaşında intihar etti. Hazin sonuna rağmen, adı hala yaşamakta. Efsaneye göre, Trieu'nun sesi bir tapınak çanını kadar güçlüydü ve 3 metreye yakın bir boyu ve 1 metre uzunluğunda göğüsleri vardı. Bu efsaneler, bu müthiş kadının varlığının insanları geçmişten geleceğe ne denli etkilemiş olduğunu gösteriyor.

Konuşma becerisi göz önüne alındığında, onun etkisini kavramak kolaylaşıyor: "Fırtınalarda seyahat etmek, açık denizlerdeki köpek balıklarını defetmek, köleliği tarihe gömmek istiyorum; herhangi bir erkeğin sevgilisi olup onun önünde eğilmek değil."



Nakano Takeko

Japonya'nın bilinen az sayıdaki kadın samuraylarından biri olan Takeko, 1868'den 1869'a dek süren Boshin İç Savaşı'nda kendini ortaya koymadan önce, edebi ve askeri alanlarda eğitim görmüştü.

1868 sonbaharındaki Aizu Savaşı'nda, o ve gönüllü olarak savaşan diğer kadın savaşçılar Aizu ordusuna resmi olarak bağlı değildiler. Ancak, Takeko yoldaşlarını daha sonradan Joshitai ("Kadınlar Ordusu") olarak adlandırılacak bir birlik altında topladı. Silah olarak bir Japon kılıcı olan naginata'yı tercih ediyordu. Onun ün kazanmasına yardımcı olmakla beraber, bu silah onu savaş boyunca korumak için yeterli olmadı.

Takeko, Ogaki beyliğine ait Japon ordusuna karşı bir taarruz yürütürken göğsünden vuruldu. Düşmanlarının bedenine saygısızlık edip, kafasını ürkütücü bir savaş ganimeti olarak saklayacaklarına duyduğu korkudan dolayı, kız kardeşinden onu kesip gömmesini istedi. Bu onun son isteğiydi ve kafası kesilip bugünkü Fukushima sınırları içinde yer alan Hokai-ji Tapınağı'daki bir çam ağacının altına gömüldü. Günümüzde, her sene Aizu Sonbahar Bayramı sırasında kadınların gelip onu ve Kadınlar Ordusu'nu andıkları adına bir anıt dikili o civarda.




Tomoe Gozen

Ancak en ünlü kadın samuray, Takeko'dan yaklaşık 700 sene önce yaşayan Tomoe'ydi. "Gozen", Tomoe'ye ustası General Minamoto no Yoshinaka tarafından verilen itibarlı bir ünvandı. 1180-1185 arasındaki Genpei Savaşı'nda erkek samuraylarla birlikte savaştı. Bir kadının erkeklerle birlikte savaşması oldukça olağan dışıyken, Yoshinaka'nın Tomoe'ye ve onun savaş becerilerine duyduğu saygının ön yargıları yıktığı anlaşılıyor.

Büyük tarih kitabı "The Tale of Heike"de Tomoe "dikkate değer şekilde güçlü bir okçu ve bir iblisle veya tanrıyla, at üzerinde veya yerde karşılaşmaya hazır; kılıç kullanması ise bin savaşçıya bedeldi." denilerek tasvir ediliyor. Aynı zamanda güzel, korkusuz ve saygıdeğer biriydi.

Hobileri arasında vahşi atları dik tepelerden aşağı sürmek bulunan Tomoe, adamlarını devamlı olarak savaşa ve zafere sürükledi. Son olarak Minamoto no Yoshinaka'nın öldürüldüğü Awazu Savaşı'nda rol aldı. Bu mücadelede düşmanlardan kaçmayı başaran Tomeo, kılıcı bıraktı ve emekliye ayrıldı. Bundan sonrasında, evlendiği ve yıllar sonra eşi öldüğünde ise, bir rahibe olduğu söylenir.
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.