Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.10.14, 22:20   #7
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Nilgün Marmara (13 Şubat 1958 - 13 Ekim 1987)

Cemal Süreya’ya göre bu dünya Nilgün Marmara’nın gördüğü bir bekleme odası. Süreya, Marmara’nın akşam saatlerindeki ruhsal devinimini görünce Scott Fitzgerald’ın eşi olan “Zelda” adını ekleyiveriyor Nilgün’ün ardına. O, Lale Müldür’ün, kalabalık toplantılardaki çekici Bulgarca şarkılar söyleyen Slav düşesi. Cezmi Ersöz’ün gerçek dostu, güzel insanlara benzeyen ama en çok Nilgün Marmara olan Nilgün Marmara. İlhan Berk’in mektuplarında “Büyük Nilgün” hitaplarına sahip, Ece Ayhanca “dünyayla yaralı” kişi. Ece Ayhan gözünde, bir marjinal Nilgün Marmara. Günümüz anlamlarından sıyrılarak kendi şiirlerinden bahsetmeyen bir marjinal olarak tanımlanıyor Zelda. Ayhan, cenazede annesine Nilgün Marmara’nın okul numarasını sorar; 128… Mezar numarası da budur. O bağıra bağıra okuduğumuz “Meçhul Öğrenci Anıtı”nda Ece Ayhan, 128’e seslenir bu yüzden: Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında.

Nilgün Marnara; Ölmeden bir ay evvel Haydar Ergülen’e veriyor on senedir yazdığı şiirlerini ve mahcup bir edayla, “Beğenirsen yayınla.” diye ekliyor. Tabii hemen yayınlanıyor o şiirler."

1992'de Ece Ayhan yazıyor: "...Gençler, kendisine aşık uzamış pançolar bile Nilgün Marmara'yı erişilmez bir 'mit', unutulmaz bir simge ya da (Türkçe söylersek) bir 'söylence' olarak çılgınca ve gerçekten de seviyorlar."

Ece Ayhan, 128 Nilgün Marmara, Sivil Denemeler Kara içinde

Nilgün Marmara’nın en belirgin özelliği; Mülkiyet Duygusu’nun olmamasıdır. Kızıltoprak’taki evinde oturuyorlardı. Evlenecek. Ev kocasının. Salonun parkeleri bir milim inceltildi, yeniden cila yaptılar. Haftasonları onlarda kalıyordum. “Bak ne güzel oldu” dedim. “Misafirler için artık salonu kullanmayın, benim kaldığım odayı kullanın.” Dedim. O da “İnsanlar kullanmayacaksa ne işe yarar!” demişti. Nilgün Marmara’nın nikâh şahidiydim. Kadıköy’deki nikâhta hiç süslenmedi, gelinlik giymedi. Şöyle bir mavi sürmüştü gözüne, herhalde rimel. Ben bazen Tezer Özlü ile Nilgün Marmara’yı birbirine karıştırırım. Sahi, Nilgün Marmara ile Tezer Özlü yaşadı mı patron?!

Ece Ayhan - Öküz Dergisi, Sayı: 2000/2

"Nilgün Marmara Üstüne Sekiz Soru İki Görüş "

1. Nilgün Marmara, "korkunç kokular saçan, renk cümbüşü içinde, çekiciliği kavranamaz çiçekliyolların, sürekli kuşkucu yolcusu" mudur sizce? Nereye, nasıl ve kimle gittiği belli olmayan bir yolcu mu? "
2. Nilgün Marmara'da, yaşamla ölüm arasındaki o yerin, o noktanın bakışımı, günle gece arasındaki, dialogla monolog arasındaki o yer, o nokta mıdır? "
3. Nilgün Marmara'nın şiirinde, dış dünyayla bir ilk karşılaşma, tanışma heyecanı ve bir o kadar da yorgunluğu olduğunu söyleyebilir miyiz? "
4. Tekrarın getirdiği sonluluk ile oluşumunu tamamlamayan an'lardan oluşan (oluşamayan) sonsuzluk arasındaki çekişmenin Nilgün Marmara'nın şiirinde bir karşılığı var mı? "
5. Nilgün Marmara'nın şiirinin dinamiğini oluşturan ruh durumu (ya da ruh durumları) ile yazı arasındaki ilişki sizce nedir? "
6. Nilgün Marmara'nın özel hayatına, şiirle olan ilişkisine dair anılar ya da birtakım dialoglar hatırlıyor musunuz? "
7. Nilgün Marmara'nın şiirinde, Türk ve Dünya şiiriyle-şairleriyle birtakım etkileşimler sezdiniz mi? "
8. Şair-şiir ve "intihar duygusu" üçgeni içinde sizin için ilk elde beliren çağrışımlar neler olabilir?

"Bütün soruları birleştiriyorum. Karşılıkları da öyle olacaktır: (Her anlamıyla, evet) Güzelim Nilgün Marmara'nın, geçici bir heves de olsa, teleoğlanların yakınına düşmesi herhalde hiç hoş bir şey değildir. Ama çok şükür, 128 Nilgün Marmara bizim gönlümüz gerçekliğinde orada, o mezarlıkta yatmıyor! "Ve Ege denizlerinin derin yerlerle sığ yerler arasındaki tuhaf bir mavilikte olan gözleriyle Nilgün Marmara, yıllar öncesinin Miss Lou'su gibi: "Bana lütfen çiçek göndermeyin" diyor "Benim kendi çiçeklerim var!" "Haklılığın inadıyla apaçık yazıyorum ki, Nilgün Marmara uçsuz bucaksız sivil şairlerden biridir. Belki de en önde geleni. Sözgelimi, kendi kuşağı rahatça onun adıyla anılabilir.

"Nilgün Marmara'nın şiirleri, yabancı etki aranıyorsa, en çok Dylan Thomas çizgisi vardır denebilir. Anglo-Sakson şiiri! ('Milkwood'un Dylan Thomas'da ne anlama geldiğini bulursanız, bir ip ucu yakalamış olursunuz.) "Nilgün Marmara'nın Kızıltoprak'ta, denize ters yönde, bir çığlık bile atmadan kendini 6. kattan aşağı bırakması üzerine ben ne söyliyebilirim ki. Kağan Önal, Perihan Marmara ve arkadaşları Gülseli inal, Mastafa Irgat, Emel Şahinkaya, Seyhan Erozçelik, Cezmi Ersöz, Ahmet Soysal., konuşabilirler bakın. "Cihat Burak, pahasının sonucu için, kaç kez sormuştur bana "Ama niye?" Cemal Süreya hiçbir şey sormamıştı. Nejat Bayramoğlu ise "Bizim hiçbirimizin yapamadığı şeyi yaptı kız" demişti. işte ancak bunları, bunları diyorum. Bu kadar. "

Ece Ayhan Nilgün Marmara Üstüne Sekiz Soru İki Görüş

"Nilgün Marmara, bu dünyaya ait olmadığını biliyordu. Ama yine de çırpındı. Şiir yazdı mesela. (...) İntihar etmeden birkaç gün önce yakın bir arkadaşına, beni aydan birileri çağırıyor, demiş... Geride hiçbir not bırakmadı.Aydan, buraya gel, diyenlerin çağrısına uydu sadece. (...)

Bir akşam vakti, yirmi yedi yaşında; o dokunulmaz güzelliği ve ağzının kenarında ışıldayan o masum kanla kendisini boşluğa bıraktı... Tanıklar söylüyor, yere düşerken hiç çığlık atmamış."


Cezmi Ersöz, İyiler Erken Ölür, Leman Dergisi, 24 Haziran 2000

"Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış. Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik, hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır, bakışlarına çok güzel, ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım, otuzuna değmemişti daha.

Ece ile Gergedan için yaptığımız aylık söyleşide ondan söyle söz ettim: Bu dünyayı başka bir hayatin bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu.

Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün'ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor."


Cemal Süreya / 841. Gün

__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla