Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.11.14, 17:13   #2
Redwine
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,705
Ettiği Teşekkür: 72248
Aldığı Teşekkür: 66399
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Cevap: Milli Egemenlikten Demokrasiye Atatürk'ün Az Bilinen 19 Sözü

11. Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız.
(1921)




Ne olduğumuzu bilelim. Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız. Bundan dolay her birimizin hakkı vardır. Yetkisi vardır. Fakat çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve hayatını çalışmaktan uzak geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içinde yeri yoktur, hakkı yoktur. O halde halkçılık toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir sistemdir.




12. Adalet seviyemizi bütün medeni toplumların adalet seviyesi derecesinde bulundurmaya mecburuz.
(1922)

Hükümet memlekette kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmakla yükümlüdür. Adli siyasetimizde izlenecek amaç, öncelikle halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır. İkinci olarak toplumumuzun bütün dünya ile teması normal ve zorunludur. Bunun için adalet seviyemizi bütün medeni toplumların adalet seviyesi derecesinde bulundurmak zorunluluğundayız.





13. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız.
(1922)

Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için hiçbir kayıt ve şart yoktur.

Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan bir takım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkum olurlar.




14. İnsan bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır.
(1920)




Bugün bütün dünya milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakta meşguldürler.Bu itibarla insan mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin mutluluğuna ne kadar kıymet veriyorsa bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki, bu yolda çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak demektir.


Dünyada ve dünya milletleri arasında huzur, anlaşma ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan yoksundur. Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim. Milletleri yönetenler doğal olarak öncelikle kendi milletlerinin varlığı ve mutluluğunun gerçekleştiricisi olmak isterler. Fakat bütün milletler için de aynı şeyi istemek lazımdır.

Bütün dünya olayları bize bunu açıktan ispat eder. En uzakta zannettiğimiz bir olayın bize bir gün etki
etmeyeceğini bilemeyiz.


Bunun için insanlığın hepsini bir vücut ve bir milleti bunun bir organı saymak gerekir. Dünyanın filan yerinde bir rahatsızlık varsa "bana ne" dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla ilgilenmeliyiz. Olay ne kadar uzak olursa olsun bu esastan şaşmamak gerekir. İşte bu düşünüş, insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır, bencillik kişisel olsun, milli olsun daima kötü olarak kabul edilmelidir. (1937)

Milletler yerleştikleri arazilerinin gerçek sahibi olmakla birlikte, insanlığın vekilleri olarak da o arazide bulunurlar. O arazinin servet kaynaklarından hem kendileri faydalanırlar ve hem de bütün insanlığı faydalandırmak ile
yükümlüdürler. Bu kurala göre bunu yapmayan milletlerin yaşama hakkına ve bağımsızlığa layık olmamaları gerekir.




15. Biz Türkiye halkını insanlık dünyasından ayırarak kendi başımıza yaşayamayız.
(1923)



Biz Türkiye halkını insanlık dünyasından ayırarak kendi başımıza yaşayamayız. Bütün dünya ile bütün insanlıkla beraber yaşarız ve yürürüz! Hiç olmazsa onlarla bir hizada yürümeye mecburuz. Buna göre her hususta olduğu gibi özellikle yargıda da zamanın gereklerini daima göz önünde tutmak ve yeni yapacağımız şeyleri ona göre yapmak zorundayız.





16. Memleketler çeşitlidir fakat medeniyet birdir.



Memleketler çeşitlidir fakat medeniyet birdir. Bir milletin ilerlemesi için de bu tek medeniyete ortak olması lazımdır. Osmanlı İmparatorluğunun düşüşü batıya karşı elde ettiği başarılardan çok boş bir gururla kendisini Avrupa milletlerine bağlayan bağları kestiği gün başlamıştır. Bu bir hata idi, bunu tekrar etmeyeceğiz. (1923)

Artık duramayız. Kesinlikle ileriye gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ilerlemeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir. Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok eder.

İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde layık olduğumuz yeri alacağız. Onu koruyacağız ve ilan edeceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır.

Medeniyetin coşkun seli karşısında direnmek boşunadır ve o gafil itaatsizlere karşı çok amansızdır. Dağları delen, göklerde uçan, göze görünmeyen zerrelerden yıldızlara kadar her şeyi gören, aydınlatan, inceleyen medeniyetin kudret ve yüceliği karşısında çağdışı kalmış zihniyetlerle, ilkel, boş inançlarla yürümeye çalışan milletler yok olmaya veya hiç olmazsa esir olmaya ve aşağılanmaya mahkumdur. (1925)





17. Yalnız sizden olan bir şahsa sizden fazla önem vermek, her şeyi milletin bir ferdinin kişiliğinde toplamak elbetteki gerekli değildir.


Samsun Öğretmenleriyle Konuşmasından. (22 Eylül 1924)

"Dünyada her şey için medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki rehber ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.

Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemelerini zamanında takip etmek şarttır. 1000, 2000, binlerce yıl önceki ilim ve fen dilinin çizdiği kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak demek değildir.

Bu vesile ile şahsıma karşı bir çok iltifatta bulunmak nezaketini gösterdiler. Bu iltifatlar samimi ve kalpten olduğu için şüphesiz çok memnunum, duyguluyum ve teşekkür borçluyum. Yalnız sizden olan bir şahsa sizden fazla önem vermek, her şeyi milletin bir ferdinin kişiliğinde toplamak, geçmişe, bugüne ve geleceğe, bütün bu zamanlara ait bir toplumsal açıklanmasını ve ortaya çıkarılmasını böyle yüksek bir toplumun mütevazi bir şahsiyetinden beklemek elbette ki layık değildir, elbette ki lazım değildir.

Memleket ve milletin hayat ve geleceğine olan sevgi ve hürmetimden dolayı huzurlarınızda bir gerçeği açıklamaya mecburum. Vatandaşlar, vatandaşınız olan herhangi bir şahsı istediğiniz gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi milli varlığınızı bütün sevgilerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermeye sebep olmamalıdır."




18. Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.



Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki amaçlara tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar.







19. Çok söz, uzun söz bir şey için söylenir: Gerçeği anlamayanları gerçeğe getirmek için...

Biz daima gerçeği arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza inandıkça ifadeye cesaret eden adamlar olmalıyız.
Kaynak
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.