Tekil Mesaj gösterimi
Eski 10.11.14, 21:35   #2
Deniz
Müdavim

Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2013
Konular: 389
Mesajlar: 3,914
Ettiği Teşekkür: 14441
Aldığı Teşekkür: 15355
Rep Derecesi : Deniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği var
Ruh Halim: none
Standart Cevap: 10 Kasım (Hüseyin Macar)

SENİN YERİNE BİZ ÖLÜRÜZ
Atatürk'ün büyüklüğüne dair en güçlü delillerden biri ; Çanakkale Savaşları sırasında yaşanmıştır nadir bilinen HARİKA bir ATATÜRK ANISI.. Yıllar önce sevgili MÜJDAT GEZEN'imizin bir yazısında okumuştum ;
*
Çanakkale Savaşları sırasında silahların geçici olarak sustuğu bir gün Mustafa Kemal; cephelerini kontrole çıktığında görür ki, siper olarak kullanılan hendeklerden birinde yere çakılmış bir ağaç dalının tepesine geçirilmiş parşömen kağıdı vardır ve dört - beş askerimiz de bu kağıda bakmaktadırlar. Mustafa Kemal yaklaşarak, henüz kendisinden haberi olmayan askerleri ve parşömen kağıdındaki Arabca harflerle yazılmış güzel yazıyı birkaç dakika izler. Sonrasında her zamanki ciddiyetiyle seslenir/ sorar:
-- Bunu kim yazdı ?
Askerler neye uğradıklarını şaşırır, toparlanmaya çalışırlar ama, kimse de komutanları Mustafa Kemal'in sorusuna yanıt vermez. Bakışları halen kazıkta asılı parşömen kağıdında olan Mustafa Kemal, tekrar konuşur:
-- Bunu kim yazdı ise, söylesin !
Askerler cezalandırılma korkusu içindedir... Kısa bir sessizlikten sonra yüzünde endişe, utanç, mahçubiyet dolu genç bir asker, azıcık öne çıkarak konuşur:
-- Ben yazdım komutanım.
-- O kağıdı da al benimle gel, deyip cephe komutanlığı binasına dönen Mustafa Kemal'in peşindeki asker meraklı bir korku içinde başına gelecekleri düşünmektedir...Mustafa Kemal, makamına oturmadan önce masasının önündeki boş koltuğu askerine göstererek;
-- Otur, der. Asker şaşırır ve oturmak istemez. Mustafa Kemal kendi oturduktan sonra halen ayaktaki askerine daha sert bir ifadeyle oturmasını söyler. Suçluluk, endişe, mahçubiyet, korku duygularıyla erimekte olan asker, zorunlu olarak koltuğa oturur.. Mustafa Kemal, yüzünde bir baba şefkatiyle genç askeriyle konuşur ; memleketini, ailesini, tahsilini sorar...İstanbul'lu, lise son sınıf öğrencisi olduğunu öğrenir.. ve;
-- Şimdi git arkadaşlarınla vedalaş, eşyalarını topla ve doğruca İstanbul'un yolunu tut, bu sırada biz tezkereni hazırlarız, der.
Asker tümden şaşırmıştır. Ayağa kalkarak;
--Ama komutanım; vatanımız, cephemiz, sizler ve arkadaşlarımın bana bu kadar ihtiyacı varken gidemem.
Mustafa Kemal de ayağa kalkar, sertce;
-- Ne diyorsam bunu yapacaksın!
Asker, söylenenleri yaparak elinde küçük bir tahta valizle tekrar komutanının yanına döner. Mustafa Kemal, hazırlanmış tezkeresini imzalayıp verir.. Askerin korkuları bitmiştir ama ; yüzünde merak, hüzün, sevinç, mutluluk, hayranlık, şaşkınlık ifadeleri biribirine karışıp durmaktadır...Bu halde konuşur :
-- Komutanım gitmeyeyim; cephemizin durumunu, bir nefere ne kadar gereksinim olduğunu biliyorum..
Mustafa Kemal, tebessümle elini askerinin omzuna koyar ve sevgiyle askerinin gözlerine bakarak şunları söyler:
-- Sende bir sanatçısın evladım...sen bu vatana Zafer'imizden sonra lazımsın.. şimdi doğru İstanbul'a, okulunu bitireceksin, sanatını büyüteceksin, burada senin yerine biz ölürüz.
(Not: Olayın kahramanı askerimiz, Cumhuriyet dönemimizin önemli bir "Hat ve Gravür sanatçısı" olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü haklı çıkarmıştır. Adını anımsayamadım...)

alıntı
__________________
Bağımsızlıktan yoksun bir ulus,Uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Deniz'in Mesajına Teşekkür Etti