Tekil Mesaj gösterimi
Eski 11.11.14, 17:03   #1
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Özdemir Asaf'ın Lavinia'sı: Mevhibe Meziyet Beyat (1925 - 2007)

Mevhibe Meziyet Beyat (1925 - 2007)





Lavinia yani, Mevhibe Meziyet Beyat, 2 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğar. Aslen Niğdeli olan babası Tahsin Bey eski bir validir. Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdikten sonra Olgunlaşma Enstitüsü’nde resim öğretmenliği ve stilistlik yapar…

Mevhibe Beyat, Özdemir Asaf’ın kendisine beslediği platonik aşkla “Lavinia” olarak edebiyatımıza girmiştir. Fakat Lavinia, Özdemir Asaf’a aşık değildir. İlk aşkı, ünlü ressam ve hocası Edip Hakkı Köseoğlu’dur. İkincisi ise İlhanSelçuk.

İlhan Selçuk’la 1952’de evlenen Mevhibe Beyat, ikinci evliliğini o sıralarda Mücap Ofluoğlu’nun kurduğu İstanbul Oda Tiyatrosu’nda çalışan Öztürk Serengil’le yapar. Ne var ki, bu evlilik de uzun sürmeyecektir (bu arada Öztürk Serengil’i filmlerde seslendirerek, onun şöhretinde pay sahibi olan sesin de Mücap Ofluoğlu olduğunu ekleyelim).


Mevhibe Beyat, üçüncü ve son evliliğini ise fotoğraf sanatçısı ve kameraman Muhlis Hasa ile yapacaktır. Sanatçı Lavinia Akademi yıllarını boş geçirmediğini
herkese göstermek istercesine, bol bol resim yapar Lavinia; sergiler açar, tablolarını dostlarına cömertçe dağıtır. Her dostunun evinde onun birkaç resmi vardır. Resimlerle yetinmeyip şiirler de yazar Lavinia. Şiir dünyasına âşinadır zaten. İlhan Berk, Cavit Yamaç, Naim Tirali ve Özdemir Asaf gibi genç şairleri tanımıştır.

"Kim Karaysa Gözü Ona
Her şeyin karası güzel
Zeytine benzer gözün
Açık denizlere salınan
Urgan misali
Kara saçların
Güzel mi güzel
Bıçaklarla açılmış
Yarası güzel
Kara sevdamın."

Mevhibe Beyat (Lavinia)

Mevhibe Beyat, 11 Eylül 2007’de öldüğünde, kendi ismiyle değilse de başka isimlerle edebiyat tarihinde yerini almıştı bile. İlham verdiği şiirleri ve hikâyeleri
düşünerek, ondan kalan hoş sadâ, sadece kendisine ait değildi, diyebiliriz herhalde…

Şiir Hikâyeleri: Haluk Oral, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Editör: Rûken Kızıler. 2. Baskı,Lavinia/sy. 3





İlhan Selçuk, Pencere, Cumhuriyet, 14 Şubat 1999

Saatli Maarif Takvimi’nin yaprağını kopardım, arka sayfada Özdemir Asaf “Geldim” şiiriyle karşıma çıkıverdi:

“Beni çağırmadınız, kalkıp ben kendim geldim.
Uzaklardan size bir haber getirdim geldim.
Bıraktıklarınızdan, unuttuklarınızdan,
Sımsıcak-anılası günler getirdim geldim.

(...)

Solarken suladığım, koparken bağladığım,
Ölürken canlandığım, sözler getirdim geldim.”

Özdemir bir geldi mi, gecenin içinde seyehat başlar, en azından sabahın üçünü bulurduk. Kendine göre reçeteleri vardı; içerken bana mısın demezdi, ardından garsona seslenirdi:

_ Bir pepsi…
_ Ne yapıyorsun?...

Ortaya attığı kurama göre Pepsicola’da ‘pepsin’ varmış, mideyi rahatlatır, alkolün etkisini siler süpürürmüş; anlattığına inanırdı; nüktenin, şiirin edebiyatın dalgasında kayak yaparak geceyi aşarken “Yuvarlağın Köşeleri”nde dolaşırdı:

"Birisi konuşurken bütün iş dinleyendedir.
Birisi dinlerken bütün iş konuşandadır.
Birisi susarken bütün iş susandadır.”

Aramızdaki söyleşi bu kurala göre süregelirdi; ben neden susmayı yeğliyordum?.. “Yuvarlağın Köşeleri”ni verirken kitabın ilk sayfasına şunu yazmıştı:

“İlhan Selçuk’a.

Kelimler kelimelere insanlarla ulaşırken…

4.12.1961″

***

Lavinia’ya âşıktı Özdemir…

Kral Latinus’un kızıydı Lavinia; Vergilus’a göre Roma yakınındaki on üç sunaklı tapınağıyla ünlü Latvinium kenti Lavinia’nın onuruna kurulmuştu. Özdemir sevdiği kız için uzun yıllar dillerde dolaşan ‘Lavinia’ şiirini yazdı.

Yalnız Özdemir mi, koca ressam Edip Hakkı’da Lavinia’ya âşıktı. 1950’li yılların İstanbul’u, avareliği ve sevdaları tohumlayan yosun kokulu bir şehirdi. Özdemir o kentin Boğaz’dan esen rüzgârını da yazdı:

"Bilmiyorum ne vardı saçlarında.
Rüzgâr mı delice eserdi,
Gözlerim mi öyle görürdü yoksa
Saçlarının her hâli hoşuma giderdi."

Oysa o yıllarda Lavinia yere bakan birine tutulmuştu; fırtınalı bir ilişkinin tensel terinde köpüklenen dalgasını yaşarken, gönüllerde dolaşmanın çekiminden de vazgeçmiyordu; ilerde bunun hesabını acıyla vereceğinden habersizdi.

***

Kimi gece Özdemir gelse de gidip içsek, anılarımızı paylaşsak diyorum; ancak 1981’de yazdığı şiir bana zamanın geçtiğini anımsatıyor:

"Gemiler geçiyor sanki şakacıktan
Gidiyorlar mı, geliyorlar mı belli değil
Kuşlar uçuyorlar mı düşüyorlar mı belli değil
Düşe kalka mırıldanmalarla
Ölüyorlar mı yaşıyorlar mı
Belli değil…"



__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.