Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.11.14, 19:55   #4
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Atakan Gülgar Şiirlerinden Örnekler

Şiirlerinden Örnekler



Ankara'da Aşk / Aşkbaz


'Yar'yüzüme düşüşün yar’çekimi, yar gözünden düşüşüm can çekimidir.
Yar’in yürekten çekilmesine halk arasında kan'çekimi denir.
Çünkü aşk'ın hükümeti, ihanetin darbesiyle çekilir...'

Biliyor musun?
Tanrı'nın karaladığı alın yazımın boşluklarına adını yazıyordum.
Seni bulduğuma sevinmek içindi bütün acılara göğüs gerişim.
Yazı bu denli çıldırasıya arzu edişim sendendi.
Yorgun kış günlerinde başucumda nöbete durdu özlemlerin.
Her sabah tekme tokat uyandırdı sana kavuşabilmenin dayanılmaz isteği.
Uykularımı kırbaçlayan arsız sabırsızlığım bütün rüyalarımın ihalesini kazandı.

Biliyorsun
Aramızdan su sızmasın diye yağmurlu günlerde birbirimize sarılacaktık.
Müminin orucu tuttuğu gibi tutacaktım ellerinden.
Kimsenin gücü bana yetmeyecekti.
Paha biçilmez sevgim gözlerini kamaştıracaktı.
Geldiğin caddelerin duvarlarına pencereler çizecektim.
Ayak seslerin kuşları gülümsetecekti.
Şarkı söyleyerek yürüyecektin dilenciler sana selam duracaktı.

Sen benliğimde gişe rekorları kıran bir düş'tün.
Cephende düşmüş yar’alı benliğimi omuzlayıp yollarına düştüm.
Serin bir yaz sabahı varabildim Ankara'ya.
Öksüren binalar, henüz ısınmamış yollar ve hala uyuyan ağaçlar karşıladı beni.
Elimde ılık avucuna randevum,
Önümde şüpheli bir paket gibi duran bulabilme olasılığım.
Kimselerin davetlerine aldırmadım inan,
Seni aradım Ankara'nın tıka basa boş sokaklarında.
Yoktun ya, gövdesi dolu, başı boş'tum...

Kendine ne kadar büyük bir coğrafya açmışsın içimde, dünya haritasına sığmıyorsun.
Ne devasa bir özlemdir bu, hasretini nereye koysam almıyor, taşıyorsun.
Kepenkleri seni görebilmeye açılmış faltaşı gözlerimle yabancı suratları yokluyorum.
Kızılay'da otobüs duraklarına önceden sözleşilmiş buluşmalar yağıyor.
Sakarya'da önünden geçtiğim lokantalardan tokuşturulan kadeh sesleri duyuluyor.
Ve anlıyorum ki Ankara'da her şey en az iki kişilik yaşanıyor…

Hafta sonları rengarenk Çankaya'da siyah beyaz filmler seyrediyorum.
Ankara'da gece bekçilerine rakip seni bekleyişlerim oluyor.
Gündoğumları nurtopu gibi gelmeyişlerini doğuruyor.
Kürtaj oluyor seni bulabilme ihtimallerim.
Bütün ölü doğumların kulağına adımız fısıldanıyor.
Belli ki Tanrı bizi gülüşmelerin sonuna nokta nöbetine koymuş.
Koşuyoruz ama gülüşmelerin sonuna bile yetişemiyoruz.
O yüzden ayrılık tek celsede fişimizi çekiyor.
Bizim buluşmamız dünyanın en zor buluşu olmalı ki hala icat edilemedi yanyana duruşumuz.

Diş ağrısı sancısıyla zonkluyor içimde dolgu yapmanı bekleyen boşluğun.
Ne kahrolası bir ev sahibim ki ben her gece yatıya kalıyor yokluğun.
Seni hatırlatmayan ne varsa kovuyorum hayatımdan.
Bütün alışkanlıklarım sana benziyor.

Hey gidi güzelim Ankara, sen adamı Fransız vatandaşı yaparsın.
Çünkü o'nsuz kimsenin dilini anlamıyorum bu şehirde.

Sendin aşıma tuz, ağrıma şurup.
Sendin haneme ışık, sabrıma selamet.
Sen benim ilk dansım son şarkımdın.
Gaz lambasının yalanı gibi söndün yatsıya kalmadan.
Şimdi uyandığıma üzüldüğüm rüyaların sahibi sensin sevgili.

Gidiyorum
Ardımda Kızılay, Sakarya, Tunalı, Maltepe ve Ulus'u görgü tanığı bırakıyorum.
Seni çıldırasıya arayışlarımın robot resmini çizecekler sana.
Fotomontaj hayallerimi Aşti'de bir çöp kutusuna bırakıp dönüş otobüsüne biniyorum.
Erkeğe erkek yanı, kadına kadın yanı koltuklar yalnızlar için ayrılıyormuş anlıyorum.

İnfilak ediyor seviş'lerim.
Boynu bükük geri dönüşlerime tek görgü tanığı ben oluyorum.
Şimdilerde,
Varlığıma kuduz bir köpek gibi saldırıyor yokluğun.
Sana hizmetkar vücuduma bıraktığın terk edişinin diş izlerini,
Nüfus cüzdanım gibi yanımdan ayırmıyorum.

Ben Türkiye kadar yalnızım, sen b'aşk'entim Ankara gibi yorgunsun...

Atakan Gülgar




Aramızda Kalsın

Önce;

Gül ağaçları büyüttüğümüz güllük gülistanlık bahçemizde gül gibi geçiniyorduk.
Bir gün ansızın gül bahçemizden ihanetin yolu geçti.
İkiye bölündü yürek, gülüşün karşıda kaldı, güller elimde.

Sonra;

Hayatımıza beyaz bir sayfa açtık.
O beyaz sayfanın kalan yerlerine hikâyemizi yazdım.
Kitabımız yok sattı, çünkü biz yoktuk.
Okuyan yoruldu, kitabımızın ortasından ayrılığın ayracı geçti.
İkiye bölündü geçmiş, sayfan karşıda kaldı, hikâye aklımda.

Aslında;

Bir yastıkta kocamak istiyorduk.
Yatak bizi bir araya getiren tek gerçekti.
Şüphe için yorgan yakmaya hazırdık hep.
Sırt sırta döndük, yastıklarımızın arasından gözyaşı akıp geçti.
İkiye bölündü uyku, yüzün karşıda kaldı, izi yastığımda.

Eskiden;

Aşkın yaya yolunda koşuyorduk.
Kırmızı ışıklar yandı üstümüze, ama umurumuzda bile değildi.
Tereddüt etmeden yürüdük.
Tanrı elimizi bıraktı tamda kalabalığın ortasında.
Sımsıkı sarılırken, aramızdan hain insanlar geçti.
İkiye bölündü beden, yaşam karşıda kaldı, ölüm içimde.

Sonra;

Sonrası yok.
Aramızdan geçenler aramızda kalsın...

Atakan Gülgar



Asgari Ücret

Ayak tırnağından saç teline kadar benimsin.
Varsın ülkeler uzağında olsun her şeyin.
Hiç zahmet etme sen!
Asgari ücret sabrıyla seviyorum seni!

Atakan Gülgar


Çift Kişilik Yalnızlık


Senden kaçınca sana varıyorum.
Sen bana koşunca benden uzaklaşıyorsun.

Sen yokken eksik, sen gelince fazlayım.
Bütün yalnızlıklarımı yokluğunla dolduruyorsun.

Sahibinin elinde cinayete hazırlanmış,
Bıçağın birbirine küs iki yüzüyüz seninle.

Ayrı yataklarda bir yastığa baş koyuyor,
Sırt sırta dönüp, aynı rüyada buluşuyoruz.

Sen ve ben,
Birbirini seven iki düşman gibiyiz...

Atakan Gülgar


Ben En Çok

Ben en çok senin gülüşünü özledim.
Ekmeği aramaz oldum gülüşün kadar.

Sen güldüğün zaman gül reçeli damlar dudaklarından.

Ben en çok adımı senden duymayı özledim.
Öyle bir şeydin işte sen, akıllara zarar gönlüme yar’ardın…

Atakan Gülgar

__________________



Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.