Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.11.14, 19:43   #3
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart Cevap: Kahraman Tazeoğlu | 1969 -.... | Türk Şair



Can Yaram
Merhaba Can Yaram..
Birlikte yürüdüğümüz sahildeyim. Yalnızım.
Sigara içiyor ve sana bunları yazıyorum.
İlk olmayan ama en son olacak olan mektubum bu.
Gözlerine ilk baktığımda, yar’le bir olmuştum.
Yar’le bir olmak demek, acı çekmekti senin lügatında.
Elbet acı çekecektim.
Buna çoktan hazırdım.
Ama önemli olan değecek birinin olmasıydı.
Umulan ama bulunmayan değil…
Öyle inanmıştım ki mutlu olacağıma.
O kadar emindim ki kalbimin karşılık bulacağına.
Ama… maalesef, kaybedişlerin en acı olanı mutluluğa ramak kala olanıymış..
Kırık bir aynaya bakmak gibiydi seni sevmek.
Kalbim gülse de yüzüm kesikler içinde…
Durmadın gözlerimde.
Oysa razıydım yalana bile, seni bana getirecekse…
Ama sen benim hep kendime söylediğim fakat kendimi hiç inandıramadığım bir yalan olarak kaldın.
Aşk; yanlı bir tutumdu ve hep senden yanaydı.
Biliyordum; içinde "hoşça kal" saklayan bir gelişti seninkisi.
Belki de gelişin en başından bir gidişti.
Çünkü gidenler hep haklı kalıyor ve aşk acıdan yana çıkıyordu.
Yine de denemekten vazgeçmedim.
Seni hep sevdim. Her işte bir hayır vardır dedim.
Ama her hayrın da bir bedeli olduğunu bilemedim.
Ben bu bedeli gitmek zorunda kalarak ödüyorum şimdi.
Şimdi sende bitiyorum ya ben; beni kimseye söyleme!
Herkesin gözünde bir mecnun olmak değildi niyetim..
Neden yalnız kalmak, uzaklaşmak istiyorum biliyor musun?
Çünkü insanları iyi tanırım. Yalanı gözünden anlarım.
Yalanlar çok konuşur.
Yalancılar, kelimeleriyle açtıkları yaraları suskunluklarıyla örtüp giderler.
Daha da gidecekler. Çünkü herkes yalanlarıyla gider, ben inandığımla kalırım.
Kim bilir kimleri mutlu etmek adına beni üzdüler.
Ama olsun. Benim şiir açan papatyalarım vardı.
Onlara sarılmak beni yine ben yapardı.
Ya onlar? Boş ver! Bazı insanların doğumu bile kürtajdı!
Sen beni sevmesen de hiçbir zaman onlardan olmadın.
Sen başkaydın.
Senin asla bulamayacaklarını ben çoktan tüketmiş olsam da, ben sendeki masumiyete aşıktım.
Seninle ölmek çok kolaydı da senden sonra yaşamak bana haramdı.
Bunları bile bile atıyorum kendimi yalnızlığın koynuna.
Yalnızlık da neymiş, sensizliğin yanında?
Biliyorum..
Baktığım her yerde izlerin olacak.
Ama bil ki her yerde değilsin, benim için her yer sensin.
Bunları sana yazdım ama sen bunlar değilsin,
Sen; yazdıklarımdan çok öte, yazamadıklarımdan çok beridesin.
Bu çektiklerimizin acısı acaba neyin anısı?
Çok değil, uzun sevmeni istemiştim, nefesin yettiğince.
Ama sen baban gibi beni sevdin. Artık beni öyle de sevme..
Çünkü ben o eski ben olamam senden gidince..
Gözyaşlarıyla bile temizlenmiyor karşılıksız aşkın yürek lekesi.
Bu yüzden artık gitmeliyim. Yenildim!
Terk etmiyorum seni; sadece senden mahrum bırakıyorum kendimi.
Tıpkı senin de yapmak istediğin gibi..
Söz veriyorum! Sen hiç farkında olmasan da, seninle ilgili kurduğum hayalleri kimseyle yaşamayacağım, yaşayamam!
Ben seni bambaşka sevdim, başkalarını seni sevdiğim gibi sevmeyeceğim.
Bu mektubu sana kısa süre sonra vereceğim.
Yine hep isteyip de yapamadığımız gibi, içimizden kopan anlam veremediğimiz parçamız gibi, sarılamadan yanından gideceğim.
Giderken ardıma dönüp, bakıp bakmayacağını bilmediğim için sana el sallamadan gideceğim..
Geriye dönüp bakarsam zaten gidemem..
Birlikte oturduğumuz kafedeyim
Can Yaram..
Sigaramı yalnız içiyorum.
sigara bile yalnızlıkla içilir bundan böyle.
Ah be kader! Bir yerde bir yanlışlık var..
Hoşça kal Can Yaram..
Hoşça Kal..

Bukre kitabından / Kahraman TAZEOĞLU


Yaralı
Bazı Yaralar Sardıkça Kanar

Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın.
Seni unutmak hakkım!
Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiçbir şey bırakmadın.
Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir bil.
Aşk mı? Aramızda kaldı; içimizde değil…
Yanlış aşkta doğru aranmaz.
Ama yine de oku istiyorum.
Cümlelerimde gizlenmiş duygudan ne anladığını benim nasıl yazdığım değil,
senin nasıl okuduğun belirler.
‘Kör müydü gözlerin, nasıl göremedin’ diye sordular senden sonra.
Kör değildim.
Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim.
Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün.
İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan…
O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim.
Aşkına inandığımdan.
Kör değildim, sadece güvenmiştim!

Not: Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün.
Hadi topla seni benden.
Kalbim seni uğurluyor.
Al bu yara sende kalsın.
Artık beni acıtmıyor.

Kahraman TAZEOĞLU – Yaralı

Bukre Aşağı Mahallenin Haylaz Çocuğu
Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim.
Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende.
Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde.
Eskisi gibi değilim.
Neden mi senden çok daha öndeyim?
Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim.
Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim.
Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim.

Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş.
İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim.
Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin.
Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte!
Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile.
Ben, senin doğrundum sevgili.
Ötekiler gelip geçerdi.
Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin.
Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin.
Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı.
Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı.
Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum.
Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum…
Ama alışacaksın biliyorum.

Kahraman TAZEOĞLU Bukreden....



Keşke Bu Kadar İstanbul Olmasaydın
Gurbetler biriktiriyorum kan revan yüreğimde.
Yalnızlık suskun ve sensiz kuşatıyor her yanı.
Bir kez olsun ben olmak istiyorum oyunu bozan.
Bir kez olsun ben olmak istiyorum giden.
Hıçkırıklarımı yutkunduğum gecede,
gecelerde bir kez olsun ben olmak istiyorum başını eğmeyen ve ardına bakmayan.
Ve bir kez daha vazgeçiyorum gelmekten.
Ama şimdi gece.
Çayıma hüzün karıştı, sevmek daha çok ağrıttı yüreğimi.
Sesim yetişmedi sana, sustum.
Hayatıma bir seni ekledim.
Sen yokluğunla çoğalırken günlerimde, ben beceriksizce sana yürüdüm.
Sesim yetişmedi sana.
Ben sana yenilmek için sevdim seni.
Hayallerime yakıştığın için sevdim.
Ama artık gitme vakti.
Duymadığın sesimi sana emanet ederek,
acılarıma yokluğunu ekleyerek ve nereye gidersem gideyim seninle kalarak gitme vakti… Duam olup kalacaksın.
Sevdikçe çoğalacaksın yokluğunla içimde.
Kızma bana sitemkar yazıyorum diye…
Küskünlüğüm inan sana değil.
Söz dinletemiyorum duygularıma, yüreğime.
Saatler seni sen geçmiyor.
Selamını getirmiyor rüzgarın nefesi.
Yollar yolumu sana bağlamıyor.
Sen bırakma beni.
Şimdi sen bana beni ne kadar çok sevdiğini anlat.
Gerçek-yalan fark etmez.
Giderken bunu duymak yaşatır beni ancak.
Son iyiliğin olsun bana.
Ya da sus ve git benden; ardına bile bakmadan…
Düşlerimde son bahar artığı ümit ilmekleriyle,
umutsuz özlemlerin terkindeki çığlıklarımla,
yağmur damlayan ellerimle, topladığım tüm güneşleri getiririm belki sana.
Seni görmelere yanarken içim, seni bir daha göremeyeceğimi biliyorum,
gölgesinde seni sevmişliğim olan bu şehirde…
Her yalnız kalışımda, gece bana, ben geceye yoldaşlık eder;
gece kelimelerimi hırpalar, kelime kelime kelimesizliğe düşürür beni.
Aklıma gözlerin düşer, susarak çağırırım seni ben.
Hasretle, aşkla ben iyi olurum.
Sen iyi bak kendine
Gittin hiçbir şiirime yakışmadı bu gidiş
Keşke bu kadar İstanbul olmasaydın
Keşke bu kadar kalmasaydın içimde
Keşke…

Kahraman TAZEOĞLU

Unutulmuyor
Unutulmuyor, bitmiyor, geçip gitmiyor…

Her gece olduğundan biraz daha muhtacım sana
Kırgınım aslında, kızgınım…
Hayır sana değil;
Seni kırıp üzen şu aptallığıma…
Ne olursa olsun
Zamanım da mekanım da değişmiyor
Hep her zaman aynı yere çıkıyor bütün yollar;
Sana!..

Uzun zaman oldu içimdeki maviler donalı.
Kendim seçtim sevdayı tek başıma yaşamayı.
Yalnızlığımın sorumluluğunu taşıyacak kadar da yürekli olduğumu düşünür ve söylerdim herkese gururla.
Geceler sancı olur işlerdi içime ama yüreğimde yaşattığım sevdamı düşündükçe, içime yayılan sıcaklık alıp götürürdü tüm sancılarımı…

Ne kadar zamandır böyleyim, ne kadar zamandır en yakın dostum özlem, hatırlamıyorum. Sanki zaman durdu.
Evet özlüyorum ve özlemeyi de seviyorum.
Çünkü özlemin içinde aşkım, mutluluğum, umutlarım var.
Gidenlerin ardından ağıt yakmamayı öğreneli çok uzun zaman oldu ama sen bambaşkaydın. Kimseyi senin kadar sevmemiştim ki.
Seni birine anlatmaya kalksam sözcükler yetmiyor, kelimeler acizleşiyor.
Neye benzetsem, hep bir yanın eksik kalıyor…

Gülemiyorum artık?
En iyi yapabildiğim şeyi kaybettim?
Aslında önce seni ve senle birlikte herşeyimi kaybettim.
Yanımda yoksun.
Olsan sarılırdım sana sıkı sıkı.
Bırakmazdım, sıkılır, bağırır çağırırdın ama ben biraz daha fazla sarılırdım sana.
Biliyorum benden bağımsızdın, hiç sahip olamadım sana.
Olmakta istemedim aslında, çünkü hep yanımda olacaktın…
Ya da ben öyle sandım…

Dinlediğim her şarkıda, her yağmurda ıslanışımda, dalgaların kayalara çarpışında, her nisanda ve her eylülde, sen yeniden gidiyorsun benden.
Ben bu ayrılışların acısını yaşarken, birgün gidebileceklerini düşünerek, kimsenin gelmesine izin vermiyorum…

Sana ilk satırlarımı yazdığımda, yine mum ışığı vardı odamda.
Soğuk, beyaz bir defterin her şeyi hayale dönüştüren sayfalarında, ilk kez seni yaşamıştım. Şimdi uzun yağmurların ardından yine mum ışığıyla dolu odamda, yine ve hala sana yazıyorum.
Çünkü ben her hayal kırıklığım, her duvara çarpışımdan sonra hala sana dönüyorum.

Ortasından kopartıldığı için hiçbir zaman sonu gelmeyecek günlerimize dönüp, hala seni arıyorum…
Çünkü hala seni …

Kahraman TAZEOĞLU

Oysa Ben Seni Sevmelere Doyamadım !!!
Öldürecektim seni bende ;kendimde o gücü bulabilseydim eğer…
Sindiremeyecektim senden kalanları benden uzak mezarlara koymaya!!
Diyar diyar dolaşıp yine içime gömecektim seni en sonunda…
”Ben demiştim” diyenlere, üzüntümü belli etmemek için kuşandığım, mekanik tebessümlerimin ardındaki yaşlarla sulayacaktım taze mezar toprağına ektiğim çiçekleri…
Ama ben seni içimde öldürmeye kıyamadım….

Başarabilseydim incitecektim seni,incinmişliğimin verdiği cahil cesaretle..
Ne var ne yok sayıp dökecektim karşına geçip..
Kendimi hayrete düşürürcesine birer tokat gibi vuracaktım hiç kullanmadığım o ağır lafları..
Kıracaktım seni bin bir parçaya ayırana kadar..
Duvardan duvara fırlatacaktım sevgi diye önüme sunduğun hastalıklı duygularını…..
Ama ben seni incitmeye de kıyamadım….

Elimden gelseydi unutacaktım seni..
Gözlerimden silecektim hayalini ve dilimden adını.
Duman duman atacaktım seni bu şehirdeki tüm bacalardan;
ama soluduğum havaya karışıp yine dolacaktın ciğerlerime.
Onlarca damla döküp göz pınarlarımdan akıtacaktım seni sevgimin atığı diye;
ama ıslaklığın kalacaktı elmacık kemiklerimde..
Bu kez de tenimin tuzuna karışacaktın..
“Sözümü tutacağım ,adını anmayacağım”nağmelerini dinleyip
neyi unutacağımı unutacaktım seni unutayım derken..
Zaten ben seni unutmaya da kıyamadım……

Ne kadar çabuk geldi ayrılık…
Oysa daha yeni başlamıştık birbirimize ayak uydurmaya,
daha doğrusu ayak uyduramamaya..
Nedensizliklerin iç çekişlerini dinlerken vedalar bozdu suskunluğumuzu..
Bana mıydı kızgınlığın yoksa kendine mi anlamadım…
Kaçar gibi veda ettin…
Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!

Öldürecektim seni..
incitecektim seni…
unutacaktım seni…
ama lanet olsun!!!
kı-ya-ma-dım.

Kahraman TAZEOĞLU


Kaynak:Biyografi
Kaynak : Şiirler

__________________



Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti.