Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.11.14, 01:18   #1
Redwine
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,705
Ettiği Teşekkür: 72248
Aldığı Teşekkür: 66399
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Hüseyin Rahmi Gürpınar | (1864 - 1944)











Hüseyin Rahmi Gürpınar (17 Ağustos 1864, İstanbul – 8 Mart 1944, İstanbul), Türk romancı ve gazeteci.


17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.




1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. Bundan sonra çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.


  • Edebiyat Hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasile anlatır. Servet-i Fünuncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır.



Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın çalışma masası


Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.






  • Edebi Kişiliği ve Edebiyat Anlayışı
  • Naturalist bir yazardır.
  • Ahmet Mithat Efendi'nin temsil ettiği edebi geleneği sürdürmüştür.
  • Romanları teknik açıdan kusurludur.
  • Dili sadedir. Eserlerindeki kişileri, yöresel şiveleriyle yansıtır.
  • Sokağı edebiyata getiren sanatçıdır.
  • Romanlarında sık sık olayla ilgisiz bilgiler verir ve olaya kendisini katar.
  • Yapıtlarında İstanbul halkının günlük yaşantısından bahseder; eski İstanbul hayatını son derece canlı tasvirlerle ve kıvrak bir üslupla hikâyeleştirir.
  • Eserlerinde 19 ve 20. yüzyılı gerçekçi ve yalın bir dil kullanarak betimlemiştir. Bundan dolayı halk tarafından sevilen bir yazar olmuştur.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.




Hikaye, oyun ve roman türündeki eserlerinin sayısı 54'tür.
Eserlerinden bazıları:
  • Şık (1889)
  • İffet (1896)
  • Son Arzu (1922)
  • Tesadüf (1900)
  • Metres (1899)
  • Şıpsevdi (1911)
  • Nimetşinas (1911)
  • Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)
  • Mutallaka(boşanmış kadın) (1898)
  • Gulyabani (roman) (1913)
  • Hakka Sığındık (1919)
  • Efsuncu Baba (1924)
  • Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)
  • Muhabbet Tılsımı (1928)
  • Namusla Açlık Meselesi (Öykü, 1933)
  • Utanmaz Adam (1934)
  • Eşkiya İninde (1935)
  • İki Hödüğün Seyahati (1933)
  • Katil Buse ( Öykü, 1933)
  • Kadın Erkekleşince (Oyun, 1933)
  • Gönül Ticareti (1939)
  • Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)
  • Dünyanın Mihveri Kadın Mı? (1949)
  • Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)
  • Dirilen İskelet (1946)
  • Deli Filozof (1964)
  • Kaderin Cilvesi (1964)
  • Namuslu Kokotlar (1973)
  • Shikure Babezu (1974)
  • Kaderin Cilvesi (1912)
  • Gönül Ticareti (1911)
  • Ölümüne Sevgi
  • Namussuz Necdet
  • Fiyasko
  • Mürebbiye (1889)
  • Hayattan Sayfalar
  • Kadınlar Vaizi
  • Kesik Baş (1942)
  • İstanbul'da Bir Frank
  • Ben Deli Miyim? (1925)
  • İnsan Önce Maymun Muydu?
  • Meyhanede Hanımlar (1924)
  • Can Pazarı
  • Ölüler Yaşıyor Mu? (1973)
  • Şeytan İşi (1933)
  • Cadı (1912)
  • Cadı Çarpıyor
  • Bir Muadele-i Sevda (1899)
  • Tünelden İlk Çıkış (Öykü, 1934)




  • Hüseyin Rahmi Gürpınar Eser Özetleri



Şık:
Şöhret Bey alafrangalık meraklısıdır. Madam Potiş adlı hafifmeşrep bir kadınla bir gün daha fazla zaman geçirebilmek için annesinin küpelerini çalar. Paralarla metresiyle yemek yemeye giderken modaya uygun olsun diye yanına aldıkları köpek onlara bin türlü bela getirir.



Mürebbiye: Dehri Efendi, altmış beş yetmiş yaşında zengin biridir. Ölen karısından biri kız diğeri erkek iki; odalığından da yine biri kız diğeri erkek iki küçük çocuğu vardır. Bu iki küçük çocuk için Anjel isminde Paris’ten İstanbul’a gelmiş, düşük ahlaklı bir ecnebi kadını mürebbiye olarak alır. Kadın yalıda, Dehri Efendi’nin büyük oğlu Şemi’yi, Dehri Efendi’nin on sekiz yirmi yaş küçüğü olan “Amca Bey”i, Dehri Efendi’nin kızı Melahat’ın kocası Sadri’yi “paralarından yararlanmak için” baştan çıkarır ve bu üçünü yalı içinde büyük bir ustalıkla idare eder. Sonunda, kıskançlığı fena halde ayaklanan Şem’i bir gece amcasıyla eniştesinin planları ile mürebbiyenin odasına hücum eder ve öldürmek için aradığı rakibini bulmak için açtığı bir dolapta babasıyla karşı karşıya gelir.


Şıpsevdi: Meftun Bey, okumak için gittiği Paris’te yıllarca kalır, okumaz. Fransa dönüşü, Erenköy’deki babadan kalma köşkünde alafranga bir hayat sürme hevesine kapılır. Komşusu Kasım Efendi çok zengin; fakat çok cimri, aynı zamanda çok bağnaz bir adamdır. Sürmek istediği hayatı uygulayabilmek için çok paraya ihtiyacı olan Meftun, Kasım Efendi’nin görgüsüz ve bağnaz kızı Edibe ile evlenmeyi tasarlar. Bu evlenmeye Kasım Efendi’nin razı olmayacağını bildiği için cimri adamı para ile avlamayı düşünür ve kendisine, piyangodan büyük ikramiye çıktığı söylentisini yayar. Kasım Efendi beş yüz lira “başlık parası” alarak kızını verir. Meftun’un kız kardeşi Lebibe’yi de Kasım Efendi’nin oğlu Mahir alır. Cimri ihtiyar, kızının ve oğlunun bakımına Meftun’un üstüne bırakır. Boğazına kadar borca giren Meftun, kayınbiraderi Mahir’i kandırarak ona Kasım Efendi’nin mührünü ve kasasındaki parayı ve Balıkpazarı’ndaki bir hanın senedini çaldırtır; iki bin lira borç karşılığında hanı ipotek eder.

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç: Babasından yüklü bir servet kalan İrfan Galip, Aksaray’da oturmaktadır. Okuduğu kitaplardaki Batı’ya ait düşünceleri çevresindeki insanlara uygulamaya çalışmaktadır. Fakat etrafındaki cahil halk, onu anlayamamaktadır. Ailesinden ve Türk kızlarından şikâyet eder durur. Kendine uygun seviyeli bir Türk kızının olmadığını düşünerek evlilik konusunda karamsarlığa kapılır. Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağı söylentilerini gazetelerden İrfan Galip de takip etmektedir. İrfan Galip, kendisinin çok bilgili olduğunu düşündüğü için bu konuda halkı bilgilendirmek zorunda olduğunu düşünür. Panik ve korku içinde olan mahalle kadınlarını toplar. Onlara bir konuşma yapar. Aslında asıl amacı, geçmişte türlü nedenlerle onu küçük düşüren kadın milleti ile alay etmektir. Ancak bu toplantıdan sonra aradığı kızı bulur. Halley Kuyruklu Yıldızı’nın geçtiği gece dünya, mutlu bir evliliğe şahit olur.


Kaynak 1

Kaynak 2
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.