Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.11.14, 17:33   #1
Kartal
Müdavim

Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 1414
Mesajlar: 5,633
Ettiği Teşekkür: 17569
Aldığı Teşekkür: 24297
Rep Derecesi : Kartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Mars'taki kubbeleri kim yaptı?

Mars'taki kubbeleri kim yaptı?





Mars’ta tespit edilen bi takım kubbeler varmış ve NASA bunların bilinmesini istememiş, saklamış. Anladığım kadarıyla mevzu şöyle bir eşitlik üzerinden yürüyüp gitmiş:


Kubbe=Cami=İslam


Yani Mars’ta eğer kubbeli yapılar varsa, cami var demektir ve cami demek de İslam demek. Ya da İslam’ın kadim zamanlardaki ve başka bir gezegendeki versiyonu.
Beyin devrelerini yakmadan bu konuyu anlamak ve anlatmak çok zor. Öncelikle o devrelerin bi güzel parça pinçik edilmesi gerekiyor, sonrası kolay.
İşte burada devreye ben giriyorum değerli okuyucu! Malum üzre, benim devreler son yıllarda kendini pek bi saldı.
Bir kısmı elmalı kek olduğunu iddia ediyor, diğer bi kısmı gelecekten gelen egzotik bir dansçı. Neden böyle olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.
Sonuç itibariyle beyin devrelerim tam olarak bu mevzuyu irdelemeye müsait.
Dolayısıyla şimdi herkesin merak ettiği Mars’taki kubbeler sorunsalına çok değerli okumlamalar yapacağım.
Ve hatta kısmetse, o kubbelerin ne olduğunu, ne işe yaradığını ve oraya nasıl konduğunu anlatacağım.


Buyurun başlayalım:
Binlerce yıl önce bu Mars denilen gezegende yaşam vardı. İnsanlara gayet benzeyen bi takım canlılar kendilerine çok güzel bir gezegen yapmışlardı.
Bilimde fende çok ilerlemişler ve ufak ufak uzay yolculuklarına çıkmaya başlamışlardı.
Tabii ilk olarak kendi sistemlerindeki gezegenleri ziyaret ettiler. Jüpiter’in uyduları dışında, sadece bizim dünyamızda işe yarar bi şeyler olabileceğini gördüler.
Dünya’da o zamanlar atalarımız daldan dala atlayıp duruyordu ve olan bitenden pek de haberleri yoktu.
Marslıların bugün adına din dediğimiz mevzuyla bir ilgileri olduğunu sanmıyorum. İnanç sistemleri “varsak varız, karıştırmaya gerek yok” şeklinde özetlenebilirdi.
Muhtemeldir ki içlerinde muazzam bir boşluk hissediyorlardı. Dolmayan ve sızım sızım sızlayan bir boşluk.
İşte bu boşluğu en çok hisseden bilim Marslılarından bazıları zaman yolculuğunu keşfettiler.
Önce kendi geçmişlerine ve geleceklerine seferler düzenlediler. Geçmiş geçmişti ve yapacak pek bi şey yoktu.
Ancak geleceklerinde gördükleri şeyler çok fena asaplarını bozdu. Çünkü, yok oluyorlardı! Gezegenleri yaşanabilir olmaktan çıkıyordu, soludukları hava kaçıp gidiyordu ve ortam çok bozuluyordu.
Ne yapabileceklerini düşünürken içlerinden biri çıktı ve “biz burada yok olurken Dünya ne yapacak acaba?” dedi.
Hemen zaman makinelerine atladılar ve (bunu Doctor Who’nun Tardis’i gibi düşünebiliriz) bizim dünyamızın geleceğine baktılar.
Şimdi burada anlatması çok uzun sürecek çok değişik maceralardan sonra, yepyeni bir fikirle ve nurlanmış bir zihinle geri döndüler.
Artık bu fani hayata çok başka bi yerden bakmaya başladılar. Ve derhal yeni sahip oldukları inaçlarını diğer Marslılara anlattılar.
Dediler ki; “Bu zamana kadar bizde eksik olan şeyin ne olduğunu anlamış bulunuyoruz.
Dünyalıların geleceğinde din diye bi şey var ve bu din öyle bi şey ki, yani tonlarca marstonik içsek o şekil bir kafaya ulaşamayız.
” Tabii diğer Marslılar da gelecek zamanlarda kendilerinin yok olup, din sahibi dünyalıların hayatta kalacaklarını öğrenmelerinin şokuyla
“tamam yahu demek ki onların hayatta kalmalarını bu güzel kafa sağlamış, bizim de bir dinimiz olsun” dediler.
Böylece, Dünya’ya yaptıkları zaman yolculuğu sırasında gittikleri dönemi örnek alarak kendilerine bi çeki düzen verdiler ve rivayet odur ki,
günümüzde adına Küba denilen yerde görüp beğendikleri camiyi aynen Mars’ta inşa ettiler.
Adamlar gide gide Müslümanların Amerika’yı keşfedip Küba tepelerine cami yaptıkları zamana gitmişler meğer.
İşte bu da bizlere kader denilen şeyin zaman ve mekan ve uzay tanımadığını bir kez daha gösteriyor dostlarım.
Çünkü, evet yine gezegenleri kaderi öyle olduğu için yaşanmaz hale geliyor.
Ancak, imanlı bir şekilde yok oluyorlar ve ilham aldıkları dünyalı insanlara çok değerli bir bilmece bırakıyorlar. Kendilerini rahmetle anıyorum.


Ne anlattın şimdi sen notu: İnanılabilitesi gayet yüksek bir açıklama yaptım, neyini beğenemediniz?


Dila Karam




Koca koca adamlar ciddi ciddi bu konuyu tartışmışlar




Kaynak
Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla