Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.12.14, 16:17   #3
ZeZe
Alea İacta Est

ZeZe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2013
Konular: 219
Mesajlar: 2,121
Ettiği Teşekkür: 11284
Aldığı Teşekkür: 9993
Rep Derecesi : ZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyor
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ön Türklerin Ortaya Çıkışı



Hiung-nular
Kökenleri:
"Çok eski çağlardan beri, kuzeyli göçebeler Çin'e akınlar düzenlerler. Türkler'in kesin biçimde bu akınlarda ne zaman yer aldıkları bilinmez. Ama ilk kez Hiung-nular birliği içinde bu akına katıldıkları sanılır.




Hunlar, Asya'nın ilk büyük göçebe hanlığının kurucularıdır. M.Ö. üçüncü yüzyılda Altay'ın doğusunda, bugünkü Moğolistan'da bozkır imparatorluğu kurulur. İmparatorluk, daha sonra ortaya çıkacak tüm bozkır imparatorlukları gibi, kendini önce klanına, daha sonra da yavaş yavaş, önemli sayıdaki boylar topluluğuna kabul ettirmeyi başaran bir insanın enerjisi sayesinde doğmuştur. M.Ö. 210 yılında ölmüş olan bu bu kişinin yalnızca adının Teoman, sanının ise Şan-yu yazılışı bilinmektedir. Klanı ve çevresindekiler üzerine hiçbir bilgi bulunmaz. Ardı sıra gitmiş boylar ise çeşitli halklardan olmalıdır. Kuşkusuz Türkler de bu boylar arasında bulunuyorlardı.
Güneye doğu akan bu birlik, kuzeyli göçebelerin ilk önemli birlikleridir. Gerçekte irili ufaklı kimi göçebe boyların, büyük çölü daha önce de geçtikleri olmuştur. Uzun ya da kısa süreli aralıklarla Çin'i tedirgin ettikleri bilinen bir olaydır. Ama bu geliş pek öncekilere benzemez ve kalıcı sonuçlar vereceği açıktır.


Hiung-nular'ın kim olduklarından çok, onları kimin yönettiği, onları oluşturan çeşitli halkların oranları merak konusudur. Çinliler onları şöyle tanımlar: Kısa boylu, kalın gövdeli, yuvarlak ve büyük başlı, geniş yüzlü, çıkık elmacık kemikli, geniş burun kanatları olan, kalın kaşlı, çekik gözlü insanlardır. Tüm bu tanımlar, onların Asyalı olduklarını göstermektedir. Ama hangi Asya halkından oldukları yine büyük bir bilmece gibidir.





Hiung-nular, Teoman'dan sonra yönetime geçen Mao-tun döneminde güçlerinin doruklarına ulaşmışlardır. Mao-tun, bir mektubunda 'yay germesini bilen bütün boylar birleşti' diye yazar. Batıda Yü-ençilerle çarpışır. Onları Kansu'ya sürer. Görkemli han, Çin'in kuzeyindeki tüm ülkelerin kendine bağlı olmasıyla övünür. Yirmi altı beylik, Hun bayrağı altında bir araya gelmiştir. Avar, Sabir ve Bulgar gibi Türk Dilli halklar da bu birliğe girmişlerdir. Kore'den Aral'a dek uzanan çağın en görkemli hanlığı kurulmuştur. İlk kez bütün Türk boyları bir birlik altında toplanmıştır. Birliğin merkezi Moğolistan'ın kuzeyindeki Orhun ve Selenga ırmakları bölgesindeki, sonraları Türkçe Ötüken adını alacak bölgedir.




M.Ö. 209-174 yılları arasında yaşayan Hun hanı Mao-tun'un yaşamı, Türk insanı arasında efsaneleşir. Çok sonraları yazıya geçen destandaki adı Oğuz Kagan'dır. Babası Türk söylencelerinde Karahan adı ile anılır. Güzel üvey anası tahtı öz oğluna bırakmak için Oğuz'a iftira eder. Kendine iliştiğini söyler. Onu öldürtmek ister. Büyük uğraşlardan sonra Oğuz bir ordu kurar. Üvey anası ile kardeşini yener, ülkenin başına geçer.

Bundan sonra Çin ile yüz yüze gelir. Bu sırada Çin en gönençli dönemlerinden birini yaşamaktadır.

Hiung-nular'la Çinliler çağlar boyunca boğuşup durur. Savaş arabasına alışık, uzun giysiler içinde rahat hareket edemeyen Çinliler, bu kasırga hızıyla kendilerine çarpan ve yine ortadan yiten atlı savaşçılara karşı başlangıçta gerçekten ne yapacaklarını bilememişlerdi. Ne var ki çok geçmeden kendilerini topladılar. Bu düşmanı ancak kendi savaş yöntemleriyle yenebileceklerini anladılar. O zaman,bu saldırgan atlılara karşı yavaş yavaş karışık bir savunma sistemi düşündüler. Kuzey eyaletlerinin elden çıkmasından korkan Çin imparatorları doğudan batıya doğru sınır boyunca korkunç bir duvar çektiler. Bunu birbirinden belli uzaklıklarda kalelerle ve karakollarla desteklediler. Yapımı binlerce tutsak ve sürgünün yaşamına mal olmuş Çin duvarları böyle oluştu.

Çin Seddi karakollarında sürekli askerler bulunurdu. Gözcüler buralardan kuzeyin göçebelerinin her kıpırdanışını izlerdi. Verecekleri bir işaret üzerine askerler derhal silaha sarılırdı. Bu savunma düzeni,gittikçe daha sağlamlaştırıldı. Gerektiğinde destek birliklerini anında yollamak için, önemli sınır kalelerinden imparatorluğun içine yollar yapıldı. Bir yandan da, sınırı savunan askerlerin iaşesini kolaylaştırmak ve ucuzlatmak için sınır boyunda köyler kuruldu.




Bu uzun savaş döneminde Çinli savaşçıların giysileri ve donatımı da değişti. Ağır yol alan savaş arabaları bir yana bırakıldı. Çin askerleri de tıpkı karşıtları Hunlar gibi ata bindi. Keçeden ya da bezden yapılan eski pabucunu çıkararak atlı çizmesi giydi. Kuşkusuz bol, topukları döven ve hareketi güçleştiren Çin giysisini de çıkardı. Vücuda yapışan don, dar setri giydi. Bunu eskisi gibi bezden, beline sarıp önüne bağladığı kuşakla değil tokalı bir kayışla sıktı. Hatta başına da samur kuyruğu ile süslü göçebe kalpağı geçirdi.

Ama bu büyük duvar, Hiung-nular'ın Çin'e ardı ardına akınlar yapmalarına engel olamadı. Kuzeyli savaşçılar birkaç kez bugünkü Pekin'in bulunduğu bölgede istedikleri gibi at oynattılar."

(Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.13-15)
__________________

Hükümetlerin icraatı olumsuz olupta millet itiraz etmez ve düşürmezse, bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir.

Gerçekten şunun bunun oyuncağı olabilen milletler, haklarını algılamamışlar demektir. Ve böyle bir millet, denetim altında bulundurulmaya layık olur..
Mustafa Kemal ATATÜRK




Benim dinim adalet, hak, vicdan.
Buna göre yaşayanlarla aynı dindeniz.
Kendinize ne derseniz deyin, kim olursanız olun.
Genç evli çifti üç ay kira ödemedi diye
sokağa attıran hacı ile cennette olmaktansa,
kediye ağlayan ateistle cehennemde yanmaya razıyım.

İhsan Eliaçık
ZeZe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz ZeZe'in Mesajına Teşekkür Etti.