Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.12.14, 14:58   #2
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar: Karakoncolos

(...)

Yortuların pagan kökenleri Anadolu’da farklı inanç topluluklarında benzer mitlerle bezeli olarak varlığını yakın bir döneme kadar sürdürdü.

Örneğin özellikle Orta Anadolu ve Karadeniz’de yakın tarihlere kadar karakoncolos adı verilen, iki ayak üzerinde hareket eden, tüylü, sivri kulaklı ve çıngıraklı bir iblisin kış gündönümünü takiben yeraltı dünyasından çıkıp 25 Aralık ile 6 Ocak tarihleri arasındaki on iki günlük dönemde insanların arasına karıştığına, onların yaptıklarını taklit ettiğine ve hanelerin bolluk, bereketine giden yolu kapadığına inanılırdı.

Karadenizli Rumlar kökeni Yunanca kalikantzaros (καλικαντζάρος) kelimesine dayanan bu iblisin Hayat Ağacı’nın yeraltına uzanan köklerini keserek dünyanın üzerine devrilmesi için uğraştığına inanırlar.

Kapadokyalı Ortodoks Rumlar hanenin bereketi karakoncolos tarafından kaçırılmasın diye yeni yılda evlerinin etrafına kuruyemişler serperlermiş. Evlere bacadan girmeye kalkışan karakoncolosa engel olmak için insanlar ellerinde maşa işlevi gören sopalarla ateşi karıştırıp canlı tutmaya çalışırlarmış. Eğer iblis eve girerse onun taklitçi özelliğini bilenler karakoncolosa zarar verebilecek bir oyun oynamak üzere bitlenmiş numarasına yatarlarmış. Bitleri bu sopayla vücutlarından uzaklaştırır gibi yaptıklarında aynı şeyi denemeye kalkışan karakoncolos, vücudundaki tüylerin alev almasıyla bağrış çağrış evden kaçarmış.

Karakoncolosların 12 günlük istikrarsız sürenin sonunda ortalıktan el ayak çekip yeniden yeraltına indiğine inanılırmış.

Zengin çağrışımları olan bir inanış bu. Muhtemelen bu mitolojik öykü üzerinden yeryüzündeki bereketin devamlılığı için hanemizdeki ateşi her daim harlı tutmanın gerekliliğini de hatırlıyoruz.

Yakın zamana kadar başta Orta Anadolu ile Karadeniz Bölgesi olmak üzere Osmanlı coğrafyasının pek çok yerinde karakoncolosları temel alan seyirlik oyunlar da oynanagelmiş. Noel zamanı yüzü baca isiyle karartılan ve ayı postu giydirilip üzerine çanlar takılan gençlerin (Saya Gezmesi adı verilen bir ritüelin parçası olarak) yöresel müzik enstrümanları eşliğinde ev ev gezdirildiğini çeşitli kaynaklardan öğreniyoruz. Eğlenceli bir şekilde evlerden değişik yiyecekler toplanarak daha sonra pişirilmesini ve yenmesini temel alan bu tip oyunlara Anadolu’nun bir çok yerinde, hatta Noel Baba’nın memleketi kabul edilen Patara yakınlarında bile, hâlâ rastlıyoruz.

Türk, Bulgar ve Makedon mitolojisinde bereket kültü ile ilişkilendirilerek var edilen karakoncoloslardan Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde de bahsediliyor. Eski Türk ruznamelerinde de 25 Aralık için “Evvel-i Koncalos,” 6 Ocak için ise “Ahir- î Koncalos” denildiğini görüyoruz.

Bazı tarihçiler, adını İS 4. yüzyılda Anadolu’da yaşamış, cömertliğiyle ve yoksulları gözetmesiyle tanınan Pataralı Aziz Nicholas’tan alan Santa Klaus’un, yani Batı kültürüne Anadolu’dan taşınan Noel Baba karakterinin karakoncolosun geç dönem varyasyonu olduğunu ileri sürerler.

Başlangıçta bir iblis iken antik dönemde bereket kültü ile ilgili bir törenin parçası olan karakoncolosları bugün hem Yunanistan’da hem de Bulgaristan’da -Osmanlı döneminde Serez sancağına bağlı vilayetlerden Razlık’ta ve Simitli ile Pernik’te- her yıl ocak ayında folklorik ve turistik bir gösterinin parçası olarak kent meydanlarında sahne alırken görebiliyoruz.

(...)

Not: Akdoğan Özkan'ın yazısından konu ile kısmı alıntı yapılmıştır.
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.