Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.12.14, 13:55   #1
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Şifa Tasları | İlginç Bir Halk Hekimliği Uygulaması



ŞİFA TASI

Prinç, Osmanlı 19. yüzyıl.

Adell Armatür Koleksiyonu


Şifa tası uygulamaları, suyun iyileştirici etkisini bulunduğu kaptan, yani genel olarak, “fiifa tası” adı altında toplanan kaplardan alan, halk hekimliği örnekleridir. İstanbul’da halk hekimliğinin kökenlerinin, bir çok alanda olduğu gibi; Eski Yunan, Roma ve Arap-İslâm kültürlerine kadar indiği kabul edilmektedir. Fiifa tası geleneğinin kökleri de bu eski kültür odaklarında aranabilir ya da en azından eş zamanlı bir karşılaştırma olanağı bulunabilir. Ancak, Anadolu ve İstanbul’daki halk hekimliği uygulamalarının, esas dokusunu İslâm kültüründen aldığı anlaşılmaktadır.

Öncelikli olarak şifa taslarının özelliklerini belirlemek gerekmektedir. Pişmiş toprak, hattâ ağaçtan imal edilmiş örnekleri varsa da, büyük çoğunluğu madenden yapılmışlardır. Kullanılan madenler; halk inançlarında kutsal kabul edilen bakır ya da bronz ve pirinç gibi bakır alaşımlarıdır. Bu durum, ilk bakışta, günlük yaşamda oldukça basit işlevleri olan kapların bile değerli metallerden yapılıyor olması durumuyla bir tezat oluşturmakla birlikte, doğrudan doğruya amaçla araç arasındaki ilişkinin kavranması açısından anlamlıdır. Çünkü, inançlı biri tarafından yardım istenirken, mümkün olduğu kadar alçakgönüllü bir tavır içinde görünmek, şüphesiz daha doğru olacaktır.

İslâm kültürünün açıkça ayırt edildiği başka özellikler de görülür. En önemlisi, şifa taslarının üzerinde, çoğu zaman boş yer kalmamacasına bütün yüzeyi kaplayan, Kur’an sureleri ve dualardır. Diğer bir özellik, resim ya da daha geniş anlamda figürlerin –İran kökenli olanlar hariç-, kullanılmamış olmasıdır.

Şifa taslarının İslâmî temelinin Hz. Muhammed’e dayandırılabilmesini sağlayan bazı hadisler bulunmaktadır. Asım Köksal’ın, Hz. Peygamber ve İslamiyet isimli eserinde konu ile ilgili olarak; “Peygamber Efendimizin, kızı Hazreti Fatıma’nın düğün gecesinde, bir tas içerisinde gelen suyun içine bir miktar misk döktüğü ve Hz. Ali’nin (r.a) üzerine serptiği, “Ya Allah, bunlara bereket ver.” diye dua ettiği, sonra da Hz. Fatıma’yı çağırarak onun da üzerine sudan serptiği ve ‘Ya Allah, onu şeytanın şerrinden koru.” diye dua ettiği...” rivayetine yer verilmiştir.

Halk hekimliğinin bu önemli objeleri, sıradan insanlar tarafından değil, ancak belli özelliği ve yetkinliği olanlar tarafından kullanılabilirdi. fiifa tasları, her yerde seyyid ya da şerişer, İstanbul’da ise, muhtemelen halk hekimliğinin diğer örneklerinde olduğu gibi, bazı hastalıkların tedavisinde uzmanlaşmış ve “ocaklı” denilen, bu işle uğraşan bir aileye mensup kişi, “el almış” yani bu işle uğraşan aileden/kişiden izin almış kişi ya da bu konularda bilgisi olan kişiler tarafından kullanılırdı. Gerek soydan, gerekse de bilgiden elde edilen kullanım yetkisi, icra edilirken belli kurallara uyulur, belli yollar izlenirdi. Her şeyin başında, şifa bekleyene, su içirildiğinde veya yıkanıldığında duaların kabul olacağına ve iyileşileceğine inanılması yolunda telkinlerde bulunulurdu. Halk hekimliği uygulamalarının en temel koşullarından olan, suyun ve maddî manevî herşeyin temizliği koşullarının yerine getirilmesi istenirdi. fiifa taslarına okunup dua edilirken de kıbleye dönülür, şifa aranan derde bağlı olarak, uygun görülen Kur’an sureleri belirli sayılarda okunurdu. En sonunda su uygun bir yere dökülürdü.

Çok geniş bir yayılım alanı olan şifa tasları için, çeşitli bölgelerde; tihtap tası, çiçek tası, botça tası, korku tası gibi adlar kullanılmıştır. Söz konusu adlandırmalar, herhalde belli rahatsızlıklara atıf yapmaktadır.. Örneğin, korku tası, halk arasında genellikle “karabasan” denen gece korku basmasının tedavi edilmesinde kullanılıyordu.

Şifa tasların İstanbul’da bilinen çok çeşitli uygulamaları vardır. Sarı tasa doldurulan suyun içine atılan bir iğne, içindeki okunmuş su ile birlikte sararıncaya kadar bekletildiğinde ya da Süleymaniye’de Dökmeciler Hamamı’ndaki şifa tasından su içildiğinde sarılığın kesileceğine inanılırdı. Dökmeciler Hamamı örneği oldukça aydınlatıcıdır. Çünkü, şifa için gelen insanların içtikleri su; “hamama giden adî sudan ibarettir” ve gerçekte şifa verici olanın su değil, şifa tasının kendisi olduğu biliniyordu.
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla