Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.12.14, 16:02   #17
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Ruby Bridges Hall (1954 ---)

Bu da bir başka öykü.

Öykünün kahramanı, 8 Eylül 1945 doğumlu olan Amerikan Sivil Haklar Aktivisti Ruby Bridges.

2000 yılının Mart ayında kendisiyle yapılan bir röportajda, 1960 yılında ilk okula başladığında yaşadıklarını şöyle anlatmış.....

....


Ruby Bridges Hall (1954 ---)




“1954 yılında Mississippi’de, Abon ve Lucille Briges’in ilk çocukları olarak dünyaya geldim. O yıl (1960) Amerika Birleşik Devletleri kamu okullarının entegrasyonunu (siyah ve beyaz çocukların aynı okullarda okuması/kaynaştırılması) kanunlaştırarak bir dönüm noktası kararı verdi.

Aslında çok zor bir hayatımız vardı. Ebeveynlerim şehirde daha iyi imkanlar olduğunu duymuştu. Babam bir servis istasyonu görevlisi olarak iş buldu ve New Orleans’a taşındık. Annem büyüyen ailemize destek olmak için gece işlerine gidiyordu. Biraz büyüyünce kardeşlerime göz kulak olmak benim sorumluluğuma verildi, ki bu benim için çok zor bir görev değildi. Kiliseye ve siyah çocukların gittiği anaokulu bölgesine gitmek dışında dünyamız kendi bloğumuzdan öteye geçmezdi. Ama herşey değişmek üzereydi.




Federal mahkemenin kararıyla, New Orleans kamu okulları nihayet ırk ayırımına son vermek zorunda kalmışlardı. 1960 yılının baharında ayında, Eylül ayı geldiğinde kimin entegre bir ilkokula gideceğinin belirlenmesi için kentin diğer siyah anaokulu öğrencileri ile birlikte bir teste girdik. O yaz ebeveynlerim sınavı geçtiğimi ve William Frantz Kamu Okulu'nda birinci sınıfa başlamak için seçildiğimi öğrendi.

Annem için herşey uygundu. Ama Babam için öyle değildi; ’Biz sadece sorun arıyoruz,’ dedi. O hiçbir şeyin değişmeyeceğini, siyahlarla beyazların asla eşit kabul edilmeyeceklerini düşünüyordu. Annem ise eğer yeni okula gidersem daha iyi bir eğitim almak – ve sonraki hayatımda iyi bir iş için şansım olacağını düşünüyordu. Ailem bu konuyu tartıştı ve dua etti. Sonunda annem bütün risklere rağmen, sadece kendi çocukları için değil, bütün siyah çocuklar için, ileri bu adımı atmaları gerektiğine babamı ikna etti.

Bir federal yargıç 14 Kasım 1960 pazartesi gününü New Orleans’taki siyah çocukların beyaz çocuklarla birlikte okula gideceği gün olarak ilan etmişti. Kentin kamu okul sistemine entegre edilmek için seçilen 6 çocuk vardı. Çocuklardan ikisi eski okullarında kalmaya karar verdi. Diğer üçü McDonough’a tahsis edildi. Yalnız ben William Frantz Kamu Okuluna gidecektim
.




14 Kasım sabahı federal polis şefleri annemi ve beni arabayla beş blok ötedeki William Frantz Kamu Okuluna götürdü. Arabadaki adamlardan biri okula geldiğimizde beni korumak için iki polis şefinin önümde iki polis şefinin ise arkamda yürüyeceğini söyledi, böylece her yandan korunmuş olacaktım.


Bu, annemin Tanrı hakkında bize öğrettiğini anımsatmıştı; O (Tanrı) bizi korumak için her zaman orada olacaktı. Annem ‘Ruby Nell,’ dedi okul yolunda; ‘Korkma. Orada dışarıda bazı sinirli insanlar olabilir, ama ben seninle olacağım.’

Tabii ki, insanlar bağırıyorlardı ve arabadan çıktığımız an yumruklarını sallamaya başlamışlardı. Ama bu benim için Mardi Gras’da(*) duyduğum gürültüden farklı birşey değildi. Annemin elini tuttum, kalabalığın arasında ilerleyen polis şeflerini okula kadar takip ettim.





O gün bütün günü müdürün ofisinde oturarak geçirdik. Pencereden ‘Beyaz’ ebeveynlerin okuldan çocuklarını alıp giderken, bizi işaret ederek bağırdıklarını görüyordum. Kargaşa içinde benim kendi sınıfıma gitmem mümkün olmamıştı.

Polis şefleri ertesi gün tekrar annemi ve beni okula götürdü. Ben kızgın kalabalığa dikkatimi vermemeye çalışıyordum. Birisi bir tabut içinde siyah bir bebek tutuyordu ve bu beni, bize bağırarak kötü şeyler söyleyenlerden daha fazla korkutmuştu.

Binanın içinde beyaz genç bir kadın bizi karşıladı. Bana gülümsedi. ‘Günaydın, Ruby Nell’ dedi, tıpkı annem gibi… ‘Hoş geldin, ben senin yeni öğretmenin, Bayan Henry’. Sevimli birine benziyordu ama ben onun hakkında ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum. Daha önce ‘beyaz’ bir öğretmenim olmamıştı.

Bayan Henry annemi ve beni ikinci kattaki sınıfına götürdü. Sınıftaki tüm sıralar boştu. Bir sıra seçmemi istedi. Ben öndekilerden birini seçtim ve Bayan Henry bana alfabeyi öğretmeye başladı.
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.