Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.12.14, 14:22   #1
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18752
Aldığı Teşekkür: 20028
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Noel Baba'nın Tarihsel Süreci | Nardugan- Santa Claus- Noel Baba


Dünyada her ne yaşanmışsa mutlaka iz bırakmıştır. Önemli olan o izlerin takibini yapabilmektir.


"Ey Solon, bildiğiniz tarih çocuk masalı bile değildir.” Plato





Hollanda'daki Sinterklaas ve yardımcısı “Zwarte Piet” her yıl 5 Aralık’ta İspanya’dan gelir, etrafta gezinir, çocuklarla konuşur , dertlerini, dileklerini dinler ve hediyelere boğar. Zamana ayak uydurmuş ve değişime uğramıştır. Hiç sorgulanmaz, halbuki bu geleneğin arkasında farklı bir hikaye yatar.




Tanrı Ülgen, insanların koruyucusu; ''sakallı ve kaftan'' giymiş olarak sarayında oturur , geceyi, gündüzü ve güneşi yönetir. Bir çok uygarlıkta görüldüğü gibi gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece, gündüzle savaşır ve gün geceye galip çıkar. Güneşin tekrar dorukta olmasına da “Yeni Doğum” denir, yani Türk kültüründeki Nardugan "Doğan Güneş" Bayramı'dır. Ülgen aynı zamanda ateşi de getirmiştir, aynı Prometheus gibi, ateşin ışık olması gibi... Kendisine bir de beyaz bir kısrak kurban edilir...

"Bu kavram ve sembollerin tamamı eski Türk Kültüründen alınmadır. Eski Türk Kültüründe “Ülgen” diye uhrevi varlık kavramı vardır.

Tanrı Ülgen


Ülgen, Tanrısal bir varlıktır. İyiliğin sembolüdür. Onun karşısında ki şeytani varlık ise “Erlik” tir... Eski Türk efsanelerine göre, kaftan giymiş ihtiyar Ülgen, evin çatısına kadar yükselen muazzam çam ağacının bittiği bölgede bulunmaktadır. O, tüm mevsimlerde bembeyaz uzun sakalı ve kaftanı ile dolaşır ve 25 Aralık’ta eski Türkler, Ülgen’e dualar eder.

Türkler Gök Tanrı inancını kabul ettikten sonra dahi, 25 Aralık’ı yılın en büyük bayramı-Tanrı’nın doğuş günü olarak kutlamışlardır. Avrupa’ya giden Hunlar da 25 Aralık tarihini bayram olarak kutluyordu. Türklerin bu milli bayramı, daha sonra Batı Kültürüne geçti ve Hıristiyanlaştı.

Netice itibari ile 25 Aralık’ta Türkler, Ülgen’i beklerlerdi. "







Russian Orthodox statue of Saint Nicolas, now in a corner near the church in Demre.

Demre Rus Ortodoks kilisesi yakınında bir köşede Saint Nicolas heykeli.

Aziz Nicholas, İmparator Konstantin döneminde ( 324-337) Myra'da piskopos olarak görev yapmıştır. Çocukları koruma, sevindirme, denizcileri kurtarma, kayıp eşyaları bulma, fakirleri doyurma, parasız olanları evlendirme, gelecekten bilgi verme gibi pek çok mucizesi anlatılagelir. Mucizeleriyle ünlenen St. Nikolaos, Likya kenti Patara'da doğmuş ve 343 yılında 6 Aralık'ta Demre'de vefat etmiş ve oraya gömülmüştür.

MS.808’de Arap istilacılar mezarı yok etmek ister, ancak başka bir rahibin mezarını dağıtırlar. 1087'ye gelindiğinde ise Haçlı seferleri başlamıştır ve bir grup İtalyan tüccar, mezarını açarak, ağır kokulu mür içinde korunan kemikleri yağmalayıp Bari kentine götürürler. 1997 yılında Türkiye resmi bir başvuru yapıp, Aziz Nicholas'ın kemiklerinin iadesini ister. Lakin İrlandalı tarihçi Philip Lynch kemiklerin Bari'den İrlanda'ya taşındığını söyler , buna istinaden de Avrupalı tarihçiler nerede olduğunu tartışmaya başlar. Ama bu teorinin hiçbir gerçekliği yoktur.


Supposed effigy of St. Nicholas near Thomastown, Ireland.

Thomastown yakınlarındaki sözde St. Nicholas mezarı İrlanda


Amaçları azize sahiplenmek olarak gözükse de, iade etmek istememelerinden de kaynaklanıyor olabilir. Yani hala Türkiye dışındadır.







Bir de Dionysos / Bacchus vardır, Anadolu'ludur, Doğuludur kendisi, Yunan tanrı panteonuna sonradan girmiştir, bu yüzden Zeus'tan ikinci kez doğurulmuştur, kabullenilsin diye. Anatanrıça Kybele'nin himayesi altındadır.

Bacchus



Üzümden şarap yapmasını öğrenir ve öğretir, “ilk öküzü sabana koşan” tanrı olarak da anılır. 25 Aralık'ta bir bakireden doğmuş, Titanlar tarafından öldürülmüş, 25 Mart'ta tekrar dirilmiştir. 25 Aralık ışığın geceye zaferi ise 25 Mart'ta Baharın uyanışı, Nevruz'dur. Mart'ın 21. günü Bahar ekinoksu'dur ve 25 Aralık Türklerde nasıl kutsal bir günse, 21 Mart'ta yılın ilk günüdür....

Hepsi de tanıdık değil mi? Bakire'den doğma, ölme ve tekrar dirilme... Sembollerinden asma, leopar, keçi, aslan, yılan ve boğa...

İmparator Konstantin zamanında İznik'te toplanan birinci Ekümenik Konsül, halkı Hıristıyanlığa yakınlaştırmak için, güçlü bir kültü bulunan ve 22 - 25 Aralık'ta güneşin doğumu için yapılan Dionysos kutlamalarını, İsa'nın doğumu olarak 24 Aralık'ta kutlama kararını alır, buna da "Noel Bayramı" derler. Batı kilisesi ise 25 Aralık'ta kutlar, ki Hz.İsa'nın doğumu, sünneti, vaftizi bazı kiliselerde hala 6 Ocak'tır!...

Diğer yandan Nisan ayında kutladıkları Paskalya Bayramı'da Nevruz'dur... Hz.İsa'nın yeniden diriliş haftasıdır. Direkler süslenir, ateşler yakılır. Ve diğer Müslüman ülkelerde olmamasına rağmen sadece Türkiye'de kutlanan "Kutlu Doğum Haftası" ise bazı kötü niyetli çevrelerce Paskalya Haftasıyla aynı haftaya denk getirilmiştir, ki bunu özellikle bir "kişiye" bağlayamak isteyenler de vardır. Müslümanlar için şirktir bu, dini temeli olmayan bid'at'tır.. ( bkz.Yaşar Nuri Öztürk, Süleyman Ateş)



Ek Bilgiler:

Myra: Myra, günümüz Türkiye'sinde Antalya İli'nin Kale (Demre) ilçesinin yer aldığı bölgede bulunan antik bir Likya kentidir. Alacadağ, Akdağ (Massikytos) sırası ve Ege Denizi arasında Demre Çayı (Myros) tarafından taşınan toprakla oluşmuş verimli alüvyon ovasına kurulmuştur.


Patara: Patara, Antalya'nın Kaş ilçesinin Kalkan beldesi yakınlarındaki bir antik kenttir. Bir Likya kentidir ve Likya Birliğinin başkentliğini yapmıştır.



Myra / Demre Aziz Nicholas gezginlerden anı:

“ Aziz Nicolaus hazretleri kilisede hemen öne çıkan bir figürdür. Aziz’in Anadolu’da Myra’daki türbesinden aldığım topraktan küçük bir miktarın şimdi yanımda bulunmaması ne yazık! Papaz için çok uygun bir armağan olabilirdi ”

(Charles Robert Cockerell, 1812, İtalya’da Mezzojuso adlı Arnavut köyünde).


“ Aziz Nikolaos’un Myra’daki mezarı, sayısız hac yolculuğunun merkezi oldu, ve Osmanlılar da ona dualarında yer vermeyi ihmal etmediler. Bazı Latinler, gizlice Likya kıyısına gelerek Myra’da ve manastırda Müslümanların baskısından kimse kalmadığını anladıktan sonra, St.Nikola’nın gömülü olduğu Syon Manastırı’na gelmişler ve orada mezarın bekçiliğini yapan inzivaya çekilmiş üç kişi bulmuşlar ve ‘Eski Roma’nın Papa’sı tarafından gönderildiklerini, orada gömülü olan şahsa yaraşır bir şekilde emniyet altına alınması amacıyla oradan taşınması için görevlendirildiklerini’ söyleyip, bunları kandırarak ve para vererek mermer lahdi kırıp açmışlardı. Lahdin içinde yine mermerden bir kavanoz bulmuşlar ve bunun yarısına kadar temiz, yağa benzer bir madde varmış. Kısacası iskeleti çok temiz bir sandığa koyarak 20 Nisan 1087 tarihinde oradan götürdüler”

(M.Charles Texier, 1833 – 1834). gezginler Prof.Nevzat Çevik'ten alıntılanmıştır.


Fotoğraflar: en.wikipedia.org/ gokturkramu / roman-empire.net /
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.