Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.01.15, 12:26   #1
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Mafyalaşan Siyaset | Soner Yalçın

Ruhat Mengi’nin Halk Tv’deki “Her Açıdan” programına geçtiğimiz hafta Prof. Dr. Osman Altuğ hocamla birlikte katıldık.
Hocam ısrarla bir noktanın altını çizdi:
“Parayı takip edin!.. Nerede ne olay varsa siz parayı takip edin, meseleyi çözer suçluları bulursunuz…”
Edelim bakalım…
Son günlerde Şişli iki çatışmaya tanıklık etti:
CHP’nin Şişli Belediyesi’ndeki rant kavgası.
Şahin ve Saral çeteleri arasındaki rant kavgası.
Her iki çatışmanın da Şişli’de olması tesadüf mü?
Değil!..
Şişli, Türkiye’nin en kazançlı rant bölgelerinden biri.
Türkiye’nin “tahtı” Nişantaşı!
Büyük çatışmalara sahne olması hiç rastlantı değil…
Çıkıyor birileri konuşuyor, kimileri yazıyor:
“Mafya Şişli’yi/Nişantaşı’nı kana buladı!”
Ya, siyasetin döktüğü kanlar? Yoksul Gezi Çocukları, “birilerinin çocukları babalarının izinden yürüyüp, daha çok paralar kazansın” diye mi canını verdi?
Ali İsmailler, Berkinler, Abdocanlar canlarını, birileri siyaseti rant aracı olarak kullanmaya devam etsin diye mi verdi? Hayır…
Siyaseti mafyalaştıranlar nasıl hâl⠓saygın politikacı” olarak görülebilir?
Gencecik yiğit çocuklarımız kara toprağa, “Beykoz Konakları”nın iktidarı için mi düştü?
17/25 Aralık, Türkiye tarihinin en büyük hırsızlıklarının aydınlandığı iki gündür.
Peki ya bizim içimizdeki 17/25 Aralık’lara göz mü yumacağız?
Atın bunları CHP’den…
Atatürk’ün partisine toz kondurmayınız.
Yoksa… Bu lekeden ömür boyu kurtulamazsınız…
Prof. Altuğ’un dediği gibi, demokrasi parakrasiye dönüşür…
Nasıl mı?

Polder
Mafyalaşan siyaset bakınız neye yol açıyor?
Gazetelerde küçük bir haber vardı dün: Aydın ve çevresinde hafta boyunca etkili olan yağmur sonrası taşan Büyük Menderes, Söke ovasındaki binlerce dönüm tarlanın sular altında kalmasına neden oldu.
Bu yeni değil…
Her yıl… Her büyük yağış sonrası ovada büyük hasarlar meydana geliyor.
Bu “doğal felaketin”; mafyalaşan siyasetle ne ilgisi olabilirdi? Anlatayım…
Merry E. Wiesner-Hanks’in, “Erken Modern Dönemde Avrupa (1450-1789)” adlı kitabı var. Diyor ki:
17’nci ve 18’inci yüzyıllarda Avrupa’nın bazı yerlerinde tarım çok büyük değişiklikler geçirdi. Bu değişikliklerden biri de bataklıkların ve sahillerin kurutulup tarıma açılmasıyla işlenebilir toprak miktarının artırılmasıydı.
Bu değişikliklerin yaşama geçirildiği ilk yer Hollanda oldu. Daha önce gemi ve tekstil üretimini hızlandırmak için yaptıkları gibi tarımı geliştirmek için de teknolojik ve örgütsel yenilikleri birleştirdiler.
Hollanda, elindeki toprakları çok yoğun bir şekilde kullanmanın yanı sıra yeni topraklar yarattı. Sığ kıyıları boyunca, deniz içinde setler ve duvarlar inşa edip bu setlerin arkasındaki toprakları kuruttu. Rüzgar değirmenleriyle çalışan pompalar toprağın kuru kalmasını sağladı.
“Polder” denilen bu tarlaların etrafına hendekler ve kanallar yaptı ve geniş olanları ulaşım için kullandı.
Hollanda, Avrupa’nın en fazla şehirleşen ve tarım ürünleri için sürekli talep yaratan bölgesi oldu…
Dikkat ediniz… 400 yıl önceden bahsediyorum.
“Tarım ülkesi Türkiye, hibrit lahana tohumunu neden Hollanda’dan alıyor” diye hiç düşünmeyiniz. Ve keşke sadece lahana tohumu olsa; sebze tohumlarının çoğunu bu küçük ülkeden ithal ediyoruz…
Düşününüz bakalım; Büyük Menderes Nehri neden taşıp duruyor?
Bunun 17/25 Aralık’la ne ilgisi var?
Bunun Nişantaşı’ndaki çatışmalarla ne ilgisi var?
Ne diyordu Osman Hoca, “parakrasi”…

Passage
Şişli örneğinde gördüğümüz gibi siyaset mafyalaşmış ise, Nişantaşı’nın göbeğinde patlayan silahlara hiç şaşırmayacaksınız. Şöyle…
İki çete; biri Bafralı diğeri Of’lu…
Ülkemizin iki cennet bölgesi.
Verimli doğa şartlarına rağmen her iki ilçe de yıllardır göç veriyor.
İki yoksul göçmen ailenin çocukları yıllardır gerek yurt içinde gerekse yurt dışında birbirini vurup öldürüyor. Oysa…
Bugün “çete reisi” olarak gösterilen Sedat Şahin ile Burhanettin Saral yıllar önce iki yakın dosttu. (Turgut Özal dönemi zengini -şimdi batık- Bursalı iş adamı Celal Dıbırdık’ın hatırını sormaya birlikte giderlerdi! Neyse.)
Ayrıntılara girmeyeyim… Sonra yolları ayrıldı.
Türkiye 1990’larda “Susurluk Çetesi” ile tanıştı! “Kürt Mafya”sının yerini “Türk Mafyası” alması için, “vatan-millet” söylemiyle bir dizi faili meçhul cinayet işlendi.
Ve kritik cinayet 28 Temmuz 1996’da işlendi; “Fındıkzadeli Ömer” (Ömer Lütfü Topal öldürüldü.
Doğa’nın kanunudur; her boşluk dolar!
Uyuşturucu baronu “Fındıkzadeli Ömer”in tahtına kim oturacaktı?
Bu nedenle…
Boş verin siz “yıllar sonra İstanbul’da silahlar yeniden patladı” laflarına; o silahlar hiç susmadı… Örneğin 2004’teki sokak çatışmalarında her iki çeteden 6 kişi öldü, 7 kişi yaralandı.
Avukatlar (Atalay Cebesoy), kasalar (Cüneyt Kolçak), en yakın adamlar baba oğul (Hüseyin Temurtaş ve oğlu Çetin Temurtaş), akrabalar Hüseyin Saral vs. öldürüldü… Bayrampaşa Cezaevi’nin A Bloku’nda, İ Bloku’nda neler yaşandı…
Uzatmayayım…
Son kurbanlardan Ali Ekber Akgün, Bentley marka otomobiliyle kırmızı ışıkta beklerken öldürüldü. “Kimyasal Ali” kod adıyla Hollanda’da pek ünlüydü. “Passage” olarak adlandırılan Hollanda tarihinin en büyük uyuşturucu mafyası davasının sanıklarından birisiydi. Kaçıp Türkiye’ye gelmişti…
Varsın Büyük Menderes Nehri taşıp dursun….
Biz de Hollanda’ya uyuşturucu ihraç ediyoruz ya!
Tüm bunların sebebidir işte, “parakrasi”…
Şaşırmayınız…
Mücadele ediniz…




Soner Yalçın | Sözcü


LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.