Tekil Mesaj gösterimi
Eski 17.01.15, 02:05   #20
Aristo
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 982
Mesajlar: 10,450
Ettiği Teşekkür: 45973
Aldığı Teşekkür: 39540
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: İtalya: Türkiye'nin Paris yürüyüşüne katılması çelişkiliydi

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Subutay Mesajı göster
Tıkanıyoruz sayın @Aristo Bu arap coğrafyası islamdan öncede böyleydi zaten. Peygamberler elinde sihirli değnekle gelmiyor ki bir anda bütün insanlığı değiştirsin.

Bakın dünyada toplum yönetim rejimleri vardır. Biz şu anda Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk sayesinde arap coğrafyasından yönetim olarak ayrıyız. Halbuki demokrasinin temelleri yunanistanda atıldı, ingiltere de direkleri dikildi, Fransa da duvarları örüldü, amerika da boyandı. Ve bugün üzerine kat inşaa ediliyor.

Bu bahsettiğim süreç tam 2400 yıl ve milyonlarca insanın kanıyla yazılmış tarihler. Peki siz avrupa ülkelerinin kat ettiği bunca yolu kopyalayarak ne kadar hızlı yol kat edebileceksiniz ? Toplumun bu kadar hızlı uyum sağlayabileceğine inanıyor musunuz ? Ben hala tek partili sistemden çıkışı onaylamıyorum. 1950 li seneler Türkiyem için erkendi.

Sayın rahmetli uğur mumcunun bir anektodu vardır müsadenizle paylaşayım.



Yanlış hatırlamıyorsam 1990 larda söylemişti. Biz hala millet olarak kimlik arayışı içerisindeyiz. Benim dedem babamı kendi aldığı osmanlı eğitimi ile yetiştirdi. Bu geçiş süreçlerinde hala uluslararası dinleri tartışmaktansa kendi dinamiklerimizi sağlam ve toplumun kabul edilebilir temelleri üzerine oturtmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü hala Türk milletine hitap eder bir şekilde konuşmuyoruz biz laikler.
Bu sefer güzel tartışıyoruz. Bir birimizi anladıkça ilk zamanki kaçınılmaz ''çarpışmalarımız'' da daha yumuşak temaslara dönüşüyor. Dilerim bundan sonra da bu tartışmaya katılacak olan arkadaşlar pozitif bir tartışma ruhu içinde davranırlar.

Elbette elemizde toplumun tümünü değiştirecek sihirli bir değnek yok. Ancak Uğur Mumcu' dan koymuş olduğun alıntı, bu toplumun önemli bir bölümünün iyi olan her şeye açık olduğunu gösteriyor. Deiğişik yaşam tarzlarını harmanlayıp onlarla yaşamasını biliyor ama dini ritüelleriyle kara toprağa gidiyor ki, bizim ölüler ile ilgili ritüellerimizin büyük kısmı da zaten İslam öncesi Türk tarihinden geliyor.

Fatih ile beraber, Osmanlı' da Türk egemenliği sona erdirilmiş, Osmanlı bir devşirme imparatorluğu olmuştur. Ama biz geleneklerimizi kaybetmedik. Kaybetmediğimiz gibi biz ileri olan her şeye açık bir ulusuz. 400 küsür yıllık bir sistemden nasıl çıktığımız ve 1923' den sonra yapılan devrim ve reformların toplumun çok önemli bir kesiminde kök tuttuğu da açık.

1923' den 1938' e kadar 15 sene geçti. 15 senede kazanılanları hala yıkamadılar ve yıkamayacaklar da...

Demek ki doğru ve ilerici bir önderlik, çok kısa zamanda 400 yıllık kötü bir geleneği 15 senede silip atabiliyor.

Çünkü biz araplar gibi değiliz. Araplarda hep sınıflar olmuştur. Ezenler, ezilenler... Köleler, cariyeler, özgür kişiler... Arap, arabı köle ve cariye yapmıştır ama Türk Türkü asla köle ve cariye yapmamış, ezmemiştir.
Bizim tarihimizde kadın ve erkek hep eşit olmuştur... Genlerimizde çok değerli özellikler taşıyoruz ama kıymetini bilmiyoruz.

Din ile mankurtlaştırıldık mı biz? Evet belli ölçülerde...

Aşağıda çok önemli tebitler yapmışın:

Alıntı:
kendi dinamiklerimizi sağlam ve toplumun kabul edilebilir temelleri üzerine oturtmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü hala Türk milletine hitap eder bir şekilde konuşmuyoruz biz laikler.
Eğer söz konusu gerçekten kendi dinamiklerimiz ise Türk milletini din üzerinden arapmış gibi hesap ederek ona yanlış şekillerde hitap etmeyeceğiz. Eğer gerekten laik isek, halka en başta dinin insanın kendi maneviyatıyla ilgili olduğunu ve Allah ile arasında yürümesi gerektiğini yeni baştan anlatacağız. Siyasetten dini söküp, atıp, seçim meydanlarından, Meclis' e kadar hiç bir yerde din bezirganlığı yapılmasına izin vermeyeceğiz... Halk bunları zaten 2002' ye kadar büyük ölçüde kabul etmişti.

Türk milletine asıl hitap şekli din olmamalı. Siyaset ayrıdır, din ayrı... Din işleri ayrıdır, devlet işleri ayrı... Ki laikliğin temeli de budur! ''Halkın yüzde doksan dokuzu müslümandır'' diye halka dinle hitap edilmeye başlanıldığı anda, kaçınılmaz olarak şu an içinde bulunduğumuz noktaya gelir ve neticede de çok daha kötü noktalara yuvarlanıp gideriz.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.