Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.01.15, 18:50   #1
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20034
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Türkiye'de Kağıdın Tarihçesi







Şinasi Tekin


Türkiye'de kağıt, Şinasi Tekin'in (değerli bir bilim adamı-Türkolog idi) çok yerinde ve haklı olarak belirttiği gibi, biraz değişik durum göstermektedir. Bu değişik görünümde, kağıdın bulunuşundan batı dünyasına geçişine uzanan çizgide Türklerin oynadıkları rolle, Anadolu'ya yerleştikten sonra kağıt karşısındaki tutumlarının yeri olduğu düşünülebilir. Ersoy, Kağıtçı ve Ünver gibi araştırmacıların çok değerli çalışmalarına rağmen, kağıtçılık tarihimizin yeterince incelenmiş olduğu da söylenemez. Elimizdeki bilgi ve belgelere bakarak XII. Yüzyılda Anadolu'da kağıt üretildiğini ileri sürebileceğimiz gibi, bir yüzyıl sonrası için aynı şeyi söyleyemiyoruz.

Öte yandan Osmanlı İmparatorluğunun ilk yılarında İstanbul, Bursa ve Amasya gibi şehirlerde kağıt üretildiğine ilişkin ipuçlarına rastlıyoruz. Aynı şekilde XV. Yüzyıl ortalarından XVIII yüzyıl ortalarına kadar kağıt ihtiyacının yerli imalatla değil de dışarıdan karşılandığını görüyoruz. XVIII. Yüzyıldan itibaren yeniden görülen yerli imalat çabalarının Avrupa rekabeti karşısında kalıcı olamadığını gözlemliyoruz.

Osmanlıların kağıt üretimi konusunda pek fazla varlık gösteremedikleri, kağıt üreticisi olmaktan çok kağıt ithalatçısı oldukları anlaşılıyor. Bunun en temeldeki nedeninin, matbaanın Osmanlı toplumuna geç gelişi değil fakat matbaanın geç gelişinin temelindeki gerçeği de kapsayacak şekilde, tüccar kültüründen, daha açık bir ifade ile kapitalist gelişmelerden uzak kalış olduğu iddia edilebilir.


Osman Ersoy

Osman Ersoy'un belirttiği gibi doğuda yapılmış kağıtların menşeini bilimsel olarak saptamak çok güç bir iş olduğu için bu ithalatın kesinlikle nerelerden yapıldığını söyleyebilmek zordur. Ancak İslam ülkelerinde imal edilen kağıtlar IX. ve X. Yüzyıllarda Avrupa'da kullanıldığı gibi Türklerce de kullanılmıştır.

Örneğin XIII yüzyılda Anadolu'da kullanılan kağıtların bir kısmı Hindistan'dan ve Orta Asya şehirlerinden getirtiliyordu. Ancak XIV yüzyılın sonlarına doğru, Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerden Türkiye'ye ve öteki yakın doğu ülkelerine kağıt gelmeye başlamıştır. XV. Yüzyılda, yani Avrupa'da kağıt üretiminin hız kazandığı dönemde Türkiye'ye Avrupa ülkelerinden o kadar çok kağıt gelmiştir ki, bu kağıtlar daha sonraki yüzyıllarda bile kullanılmışlardır.

Türkiye'ye Avrupa'dan çok miktarda kağıt gelmeye başladıktan sonra da doğu kökenli kağıtların da ithalatı devam etmiştir. Doğu kağıtları genellikle filigranlı olmadığı için, Batı kökenli kağıtlardan kolaylıkla ayırt edilebilmekte, ancak bunların hangi kentten yada ülkeden geldiği bilimsel kesinlikle saptanamamaktadır.

Gerek doğu, gerekse batıda imal edilen kağıtlar XVIII- XIX yüzyıllara kadar işlenmemiş olarak ithal edilmiş ve İstanbul'da ve İmparatorluğun diğer kültür merkezlerinde işlenmiştir.

Doğudan gelen ve daha pahalı olan kağıtlar buralarda işlendikten sonra daha sonra daha çok hat yazımında ve sanat eserlerinin yapımında kullanılmıştır. Devlet işlerinde ve diğer alanlarda, daha ucuz ve bol olduğu için, batı kökenli kağıtların kullanılması adet olmuş ve buna titizlikle uyulmuştur. Dolayısıyla böyle ithalata dayalı bir ortamda kağıt üretimi gelişmemiş, buna karşılık kağıt işleme zanaatı oldukça gelişmiştir.

XVI. yüzyılın hemen başlarında Osmanlı sarayında Hindi, Semarkandi kağıtların yanı sıra filigranlı batı kağıtları da kullanılıyordu. XVI. Yüzyılın sonlarına doğru Menakıbı Hünerveran adlı eser yazan Mustafa Ali, doğu kökenli kağıtlara ilişkin olarak şunları yazmaktadır.

"ve kâğıt cinsinde dahi zinhar Haşebi'ye ve Dımışkı'ye itibar etmeyeler. Ve kâğıdın Semerkandi'sinden aşağı tenezzül etmeyeler. Ve kâğıt kısmının en alçağı Dımışki'dir ki kader i ma'lümdür.

İkinci Devlet Âbâdi'dir ki herkese mefhumdur.

Üçüncü Hatayi'dir.

Dördüncü Âdilşahi'dir.

Beşinci Harir i Semerkandi'dir.

Altıncı Sultan i Semerkandi'dir.

Yedinci Hindi'dir.

Sekizinci Nizamşahi'dir.

Dokuzuncu Kasım Beği'dir.

Onuncu Harir i Hindi'dir ki gerçek kıt'adadır.

On birinci Gun i Tebrizi'dir ki şeker renktir. İşlemesi Tebriz'liler'e mahsusdur.

On ikinci muhayyer'dir ki ol dahi
şeker renktir."

Buradan Şam, Semerkant, Çin İran ve Hindistan'dan kağıt ithal edildiğini anlıyoruz. Batı pazarlarında Charta Damascena adıyla ün salmış Şam kağıtlarının Mustafa Ali tarafından "en kötü kalite " olarak nitelenmesi ilginçtir.

Osmanlı İmparatorluğun' da XVI-XVII. Yüzyıllarda kullanılan başlıca kağıt türleri, sultani, abadi, islambol, ay ve alem damgalı kağıt ve helva kağıdı' dır. Bu dönemde kağıt oldukça pahalıdır. Anılan yüzyıllarda Ankara'da işçi gündelikleri 10-12 akçe iken, bir deste Avrupa'da bir deste İslambol kağıdı 24 akçeydi. Bir işçinin iki günlük çalışması karşılığında bir deste İslambol kağıdı alınabiliyor yada dört deste İslambol kağıdına ödenen para ile bir koyun satın alınabiliyordu.

Doğu kökenli kağıtların Avrupa kağıtlarından daha pahalı olduğu biliniyor. Kısmen bu nedene bağlı olarak XVI. Yüzyıldan itibaren doğudan daha az kağıt gelmiş, XVIII. Yüzyılda ise doğu kağıtları hemen hemen piyasadan çekilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu'na XIV. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren batıdan kağıt gelmeğe başlamıştır Avrupa'da büyük ölçekte kağıt üreten imalathaneler önce İtalya' da kurulduğu için, Venedik tacirleri kanalıyla gelen İtalya kökenli kağıtlar Osmanlı piyasasını tutmuştur. Nitekim XV. yüzyılda kullanılan kağıtların önemli bir bölümü İtalyan imalathanelerinin kağıtları olmuştur. Bir sonraki yüzyılda Batıdan Türkiye'ye kağıt ihracatı daha da artmıştır. Avrupa kağıt imalathaneleri, doğuya gönderdikleri kağıtlara, ay-yıldız, alem vb bu yörelere özgü filigranlar koymayı da ihmal etmemişlerdir.

XVII. yüzyıl ortalarına kadar İtalyan kağıtları Osmanlı piyasalarına egemenken, yüzyılın ikinci yarısından itibaren Fransız kağıtları, artış göstermeye başlamıştır. Bunun başlıca nedeni, Fransız kağıt imalathanelerinin göstermiş olduğu hızlı gelişmedir. Gerçekten de Fransa, 1650 yılları dolaylarında İspanya'ya 10,000 top, İngiltere'ye 200,000 top, Hollanda, İskandinav ülkeleri ve Rusya 'ya 400,000 toptan fazla kağıt ihraç ediyordu. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında, Fransız rekabeti nedeniyle, Venedik'ten Türkiye'ye yapılan kağıt ihracatının azaldığı görülmektedir. XIX. Yüzyıl başlarından itibaren ise Venedik ve Fransız kağıtlarının yanı sıra İngiliz ve Felemenk kağıtları da piyasada görülmeye başlamıştır. Özellikle İngiliz kağıtlarının Osmanlı piyasalarında iyi kaliteleriyle isim yaptıklarını belirmek gerekir.

XVIII Yüzyıl'da İngiltere'de kağıt yapımı


Gelişen Avrupa kapitalizminin etkilerine açılan ve giderek onun bir açık pazarı haline gelen Osmanlı İmparatorluğunda güçlü bir kağıt sanayinin doğup büyümesini beklemek fazla iyimserlik olurdu. Nitekim Osmanlı İmparatorluğunda özellikle XVIII yüzyıldan itibaren kağıt üretimi için ciddi girişimler olmuşsa da bunların hiç birisi kalıcı olamamış Avrupa kağıt yapımcılarının amansız rekabeti karşısında bir bir yıkılıp gitmiştir.



XII. yüzyılda Anadolu'da kağıthanelerin bulunduğu haçlı seferlerine katılarak esir düşen kimi Fransız ve İtalyanların zanaatı buralarda öğrenip memleketlerine döndükleri Vidalon Ambert ve Ancona Fabriano gibi yerlerde Kağıthane kurdukları ve bu Kağıthanelerden bazılarının günümüzde de varlıklarını sürdürdüğü en azından birer "müze kağıthane" olarak turistik amaçlarla korundukları bilinmektedir. Özellikle Mehmet Ali Kağıtçı'nın batı kaynaklarına dayanarak yaptığı tespitlere göre Anadolu'da kurulmuş bu tür ilk kağıthanelerden biriside Pamukkale'de bulunuyordu.



Pamukkale Kağıthanesi

Pamukkale kağıthanesine ilişkin olarak yüzyıllar önce Çürük Su vadisinde böyle bir kağıthane bulunduğu yolundaki genel tespit dışında herhangi bilgi yada belgeye sahip değiliz. Ancak Anadoluda yeri az çok bilinen ilk kağıthane olması nedeniyle, buranın ihya edilmesi, bir müze kağıthane ve kültür merkezi kurularak Türk kağıtçılığı ve turizmi açısından bir cazibe merkezi oluşturulması konusunda Mehmet Ali Kağıtçı'nın yıllar süren girişimleri olmuştur. (Mehmet Ali Kağıtçı Türk kağıdının babası olarak anılır ve adlandırılır.)








Amasya Kağıthanesi

Osman Ersoy, Amasya'da XV. Yüzyılın başında bir kağıt imalathanesinin olabileceğine ilişkin iki eserde bilgiye rastladığını belirtiyor. Buna göre Bayezit'in Amasya'da kurduğu caminin Ocak 1418 tarihli vakfiyesinde "Kağıtçı Muhittin Mescidi" ve yine zahiri medine i mezburede manzarai ulya kurbinde kağıthane cuneynesi demekle meşhur bahçenin. "... kaydına rastlanıyor.

Bu kayıtlar Ersoy'un çok haklı olarak belirttiği gibi Selçuklular devrinden itibaren önemli bir kültür merkezi olan Amasya'da bir kağıt imalathanesinin bulunduğunu düşündürebileceği gibi buranın kağıt işlenen bir yer olabileceği ihtimalini de akla getirmektedir.






İstanbul (Bizans) Kağıthanesi

İstanbul'un bugün Kağıthane adı verilen semtinde Bizanslılar'dan kalma ve daha sonra da belirli aralıklarla kağıt üretimi yapıldığı kabul edilen bir kağıthaneden çeşitli kaynaklarda söz edilmektedir. Bu kağıthanenin varlığına ilişkin bilgilerin büyük ölçüde Evliya Çelebi'den 1611-1681 kaynaklandığı anlaşılıyor. Zira Çelebi seyahatnamesinin birinci cildinde "kefere zamanında burada kağıt imaline mahsus kargir kubbelerde ebni kağıthane varmış. Hala su dolaplarının biri Daye hatun camiinin altında numayandır. Harap ise de sehl-i imal ile bir baruthane olması mümkündür.", demektedir.

Mehmet Ali Kağıtçı, II Bayezid döneminden kalma 1509 tarihli bir belgenin bu kağıthanede üretilen kağıt üzerine yazılmış olduğunu Süleymaniye camiinin inşaatı ile ilgili kimi kayıtların bu kağıthane ürünü kağıtlar üzerine yazılmış bulunduğunu ve tarihçi Ahmet Refik’in Alimler ve Sanatkarlar adlı eserine dayanarak III. Selim döneminde kağıthanenin düzenli olarak işletildiğini ileri sürmektedir.

Bütün bunlara karşın İstanbul'un kağıthane semtinde ileri sürüldüğü gibi uzun yıllar faaliyet göstermiş bir kağıthanenin varlığını ileri sürmek için kesin belgeler ve burada üretilmiş kağıt örnekleri elde mevcut değildir. Bu konuyu Osman Ersoy'un haklı görünen değerlendirmesiyle kapatabiliriz.


"..... belki de İstanbul'da Kağıthane semtinin mevcut oluşu yabancı seyyahların pek incelemeden kağıt değirmenlerinin de burada olduğunu sanmalarına sebep olmuştur. Yahut hakikaten kağıthanede bir kağıt değirmeni vardı da faaliyetine dair henüz elimize vesikalar geçmemiştir. Bu ikinci ihtimal daha zayıf görünmektedir; çünkü, böyle bir fabrika olsaydı ilk basılan eserlerin çoğu üzüm filigranlı Fransız kağıtlarına basılmazdı.''






Bursa Kağıthanesi

Yine XV. Yüzyılda Bursa’da da bir kağıt imalathanesi bulunduğu kimi kaynaklarda belirtilmektedir. Bilimsel olarak incelendiğinde bu konuda da kesin bir hükme varmak güçleşmektedir. Nitekim konuyu inceleyen ve daha önce çeşitli kaynaklarda sözü edilen belgeleri araştıran ve bu konuda "Bursa’da Kağıt Fabrikası Meselesi" adıyla özgün bir makale yazan Osman Ersoy'un değerlendirmelerine katılmak gerekmektedir. Buna göre Mehmet Ali Kağıtçının kağıtçılık tarihçesi s. 212 de sözünü ettiği ve Dr. A. Süheyl'e dayanarak belirttiği Bursa şeriye sicillerindeki 1486 tarihli belge, araştırmalara karşın bulunamamıştır. Adı geçen belgede Bursa’nın Filiboz deresi vadisinde bir kağıthane olduğuna dair kayıt bulunduğu belirtiliyordu. Belge bulunamadığına göre bu konuda kesin bir şey söylemek olanağı ortadan kalmaktadır.

Aynı kağıthane için sözü edilen 1519 tarihli ve Ersoy tarafından bulunarak tam metni anılan makalede verilen belge ise bu tarihten önce Bursa’da bir kağıthane bulunduğunu ve burada kağıt işlendiğini kesinlikle ortaya koymaktadır. Ancak 1519 tarihli belgede de kağıthanenin maliyeti hakkında yeterli bilgi olmadığı için burasının kağıt imal edilen mi yoksa kağıt işlenen bir yer mi olduğu açıklıkla belli değildir.


Fotoğraflar: chentick.com / ekrembugraekinci.com / bilgibelge.humanity.ankara.edu.tr


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti