Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.02.15, 10:04   #1
Deniz
Müdavim

Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2013
Konular: 389
Mesajlar: 3,914
Ettiği Teşekkür: 14441
Aldığı Teşekkür: 15355
Rep Derecesi : Deniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği var
Ruh Halim: none
Standart Recepvekilleri

7 Haziran 2015 seçimlerinin sıradan bir parlamento yenilemesi olmadığı aylardır konuşulan, yorumlanan bir durumdu. Ortak siyasi kanı Erdoğan’ın bu seçimlere yüklenerek başkanlık sistemini yasalaştıracak bir güç elde etmeyi hedefleyeceğiydi.

Artık bu yorumu değiştirmek gerekiyor. Geçen haftaki tablonun özeti şudur:

Erdoğan, fiilen kendince başkanlık sistemini kurdu. Anayasa ve yasaları hiçe sayarak bunun kurumlarını oluşturdu. 7 Haziran’da yarattığı bu garabetin halk oylamasına gidiyor.

Seçmene de sunduğu iki seçenek şu:

-Evet mi yoksa evet mi!

Erdoğan’ın seçmenden 400 milletvekili istediği Bursa konuşması yukarıdaki özetlediğimiz durumun kanıtıdır.
Erdoğan 400 milletvekili isterken, 400 AKP milletvekili istemiyor. Doğrudan kendisine bağlı istediği her şeye evet diyecek parlamenter sistemin dışında Saray’ın yaptıklarını onaylayacak kelle hesabı yapıyor.

Bu durumda Erdoğan’ın seçmece listeye koyacağı kişilere milletvekili denmez. Dense dense “Recepvekilleri” denir.


***

Erdoğan’ın kendi devletinin çekirdeği haline getirdiği Kaçak Saray elbet odalardan, salonlardan, peyzaj çalışmalarından ibaret değil. Adım adım fiili bir saray bürokrasisi oluşuyor. Bu kişiler, kendilerini hükümetin üstünde görüyor. Doğal olarak da bakanlıklardan her türlü bilgiyi istiyorlar. Daha da ileri gidip denetleme gücü kullanıyorlar. Emir veriyorlar.

Bu durum da Erdoğan’ın 7 Haziran’dan sonra hayal ettiği Recepvekillerinden önce Recep bürokratlarının oluştuğunu gösteriyor.

Böyle bir bürokrasinin üzerine, Erdoğan’ın hükümet üyelerini Başbakan’ı devre dışı bırakarak doğrudan aradığını söylemeye gerek yok.

Erdoğan’ın bu tabloyu tamamlayacak bir başka hayali de yargıyı kendisine bağlı kurum haline getirmekten öte davaları kendisinin karara bağlayacağı bir yapıya büründürmek.

Böyle bir durumda, örneğin yarın görev süresi dolacak olan Yargıtay Başkanı’nın yerine kimin geleceğini çok da merak etmeye gerek yok. Bütün bu kurumların ortak adı “Receptay” yapılır olur biter.

Sayıştay’ı bunlardan ayırıyoruz. Orası zaten görevini yapamaz hale geldi. Yerine ülkenin her yerinde faaliyet gösteren büyük bir “Soyıştay” kuruldu.


***

Bu hafta Meclis gündemine gelecek İç Güvenlik Paketi (İGP) AKP’nin kurmaylarının iddia ettiği gibi iç barışı sağlayacak, terörle mücadele edecek bir işleve sahip değil. İGP, yukarıda özetlemeye çalıştığımız yapının koruyucusu olacak.

7 Haziran sonrası toplumun sinir uçlarına dokunacak değişikliklere tepki gösterildiğinde İGP’de getirilen çağdışı uygulamalar devreye girecek.

Muhalefet partileri, İGP’ye geçen hafta sert tepki verdiler. Meclis’ten geçirilmemesi için her türlü çabayı göstereceklerini söylediler.

İktidarın bu hafta Meclis Genel Kurulu’na getireceği İGP 7 Haziran sonrası Erdoğan’ın dayattığı Türkiye’nin ilk kapısıdır. Burada, ülkenin sağduyulu kesimlerinin elde edeceği ortak başarı, en azından güçlü duruş Türkiye’nin geleceği açısından önemli bir ışık olacaktır.

AKP içinden cılız da olsa bazı muhalif seslerin yükselmesi, muhalefetin duruşuyla birlikte Kaçak Saray’a karşı önemli bir mücadele zemini yaratacaktır.

Mustafa Balbay
__________________
Bağımsızlıktan yoksun bir ulus,Uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Deniz'in Mesajına Teşekkür Etti.