Tekil Mesaj gösterimi
Eski 10.02.15, 12:42   #1
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5418
Mesajlar: 24,445
Ettiği Teşekkür: 97377
Aldığı Teşekkür: 135792
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Zülfü Livaneli’den Mektup Var | Soner Yalçın


Zülfü Livaneli bir Rönesans aydınlanmacısı:
Sanatçı… Edebiyatçı…
Yönetmen… Gazeteci…
Öyle ki:
Vatan gazetesi, dönekliği kabul etmediği için Mustafa Mutlu’nun işine son verince hiç tereddüt etmeden istifa etti. Yani…
Zülfü Livaneli aydın olmanın sorumluluğunu sadece ürettikleriyle değil, eylemleriyle de ispatlamış bir düşün insanı…
Geçen hafta, “İyi İnsanları Kim Bölüyor” başlıklı yazımda, Prof. Dr. Jonathan David Haidt’in, “Adil Akıl: İyi İnsanlar Siyaset ve Din Tarafından Nasıl Bölünüyor?” kitabını konu etmiştim.
Psikolog Haidt’in, “yoksul ve emekçi Amerikalılar, niçin sağcı Cumhuriyetçi Parti’ye oy veriyor?” sorusuna verdiği yanıtı tartışmaya açmıştım.
Tartışmaya katılanlardan biri de Zülfü Livaneli oldu.
Yazdıklarını özetliyorum:
“Yunanistan’da Syriza’nın zaferi hiç şaşırtmadı beni. Çünkü bu ülkede olup bitenin; yoksullaşan, krizlerle sarsılan Latin Amerika ülkelerinde merkez siyasetin çöküp sol partilerin iktidara gelmesinden farklı bir yanı yok. Benzeşen öğeler; kriz ve sol.
Bizde de kriz var, ama benzerlik burada biter; ikinci kanat yani ‘sol’ tartışmalı. Birkaç gündür bizim basında Tsipras üstüne yazılanları görünce aklımı kimlere emanet edeyim bilemiyorum. En ciddi sandığınız beyinlerde bile magazin kalıpları öyle bir yerleşmiş ki; Yunanistan’daki büyük dip dalgayı göremiyor, her zaman olduğu gibi gözlerini yine kişilere, dedikodulara çeviriyorlar; gördükleri şey genç, yakışıklı, motosiklete binen bir kişinin başbakan oluşu; eşiyle birbirlerine duydukları aşk, modern tavırlar, dini törenlere karşı çıkmalar vs.
Neredeyse Tsipras mı yakışıklı yoksa bizim dizi oyuncuları mı diye yarışma açacaklar.
Başka bir akl-ı evvel de ‘niye bizde böyle iyi eğitimli, iyi aile çocuğu gençler siyasete girmiyor’ diye soruyor; ‘keşke YDH devam etse’ymiş, kimisi ‘CHP niye Syriza gibi yapamıyor’ diye yakınmakta.
Beyler, hanımlar; Alexis Tsipras sizin hayalinizde canlandırdığınız gibi bir ‘kalo pedi’ (cici çocuk) değil… Yani Nazım’ın şiirinde dediği gibi, ‘Sevdalınız Komünisttir.’
İşte Yunan halkı tarihi seçimde bu insanlara yani sizin deyimizle ‘dinsiz komünistlere’ oy verdi. Onların da ilk uygulaması özelleştirmelerin iptali oldu. Var mısınız buna?..”

“Sol’un içi boşaltıldı”


“Uzun süredir anladığım ve inandığım bir olgu var:
Yoksul kesimler birçok ülkede kendini sol iktidarlarla ifade ediyor; ama Müslüman ülkelerdeki geleneksel sol düşmanlığı yüzünden böyle bir şans oluşamıyor.
Böyle ülkelerde en alt gelir düzeyinde bulunan insanlar yoksullaştıkça artan bir hevesle İslamcı partiye oy veriyor.
Latin Amerika’daki ve Avrupa’daki onca sol iktidarı anlamak mümkün ama bu model ne yazık ki bu topraklarda işlemiyor.
Zaten ‘sol’’ tanımının da içi boşaltıldı, farklılaştırıldı; dünya ölçülerine göre merkez hatta merkez sağ sayılacak partilere ‘sol’ denilmeye başlandı bu ülkede.
Şimdi de Syriza ile CHP kıyaslanıyor, solun Türkiye’deki şansı tartışılıyor.
Oysa CHP’nin Yunanistan’da kıyaslanabileceği parti PASOK’tur, SYRİZA değil.
Bizim ülkemizde de Syriza’yı oluşturan insanlar gibi yiğitler çıktı; bağımsız, sol politikalar için canlarını ortaya koydular ama sonucu biliyorsunuz. Binlerce genç katledildi, yüzbinlerce genç hapislerde süründürüldü, milyonlarca aydınlık, sağlam insan yok edildi ve ‘sol’ kavramının içi boşaltılarak Türkiye Batı güdümlü dincilere teslim edildi…”

“Theodorakis’e sordum”

“Kırk yıldır Yunanistan’la çok yakın temaslarım oldu; o halk ile bizim halk arasındaki fark üzerine yıllarca kafa yordum.
Yunanistan’da çok büyük bir sol kitle vardır. Sosyalistler, komünistler marjinal insanlar değildir o ülkede. Halkın içindedirler halktan çıkmışlardır…
Size bir örnek vereyim. Yunan adalarında yoksul bir balıkçı iken, basit bir lokanta açmış bir arkadaşım var; adı Takis. Bir gün onunla hangi denizin daha güzel olduğunu konuşurken ‘Nazım’ın bu konuda çok güzel bir şiiri vardır’ dedim ve ‘En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır’ dizesini söyledim.
Ne oldu biliyor musunuz: Bu adalı balıkçı şiirin kalanını ezberden okudu. Siz Türkiye’de böyle balıkçılar bulun, Syriza’sı da peşinden gelir.
Syriza zaferi üzerine Mikis Theodorakis’i kutladım ve ne düşündüğünü sordum. İşte söyledikleri: ‘Yunan halkının büyük bir zaferidir bu ama durum çok zor. Seçim zaferi, nihai zafer anlamına gelmiyor. Bu bir başlangıç.’
Theodorakis, ulusal bağımsızlığı, bütünlüğü koruduğu ve yoksulluğa karşı mücadele ettiği sürece hükümete tam destek vereceğini söylüyor.
Yunanistan’da iktidara gelenler sol kültürün çocuklarıdır. Yannis Ritsos’larla, Mikis Theodorakis’lerle yetişmişlerdir.
Adım kadar eminim ki Alexis Tsipras, eşi ve bakan arkadaşları Nazım Hikmet şiirlerini ezbere bilirler.
Yunan halkı büyük bir devrime imza attı. Syriza başaracak ama yarın bir gün, dünyanın komploları sonucunda yenilse bile onurlu bir yenilgi olacak bu. Spartaküs gibi, Şeyh Bedreddin gibi, Che Guavera gibi, Deniz Gezmiş gibi yenilecekler.
Türkiye’de yıllardır sağ iktidarlara hizmet eden solcular dahil herkes, bu delikanlılar karşısında başını önüne eğmeli…”

-Sözcü-

__________________


Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla