Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.03.15, 17:08   #10
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: "Özgür Kadın" Heykeline Türbanlı Bir Grup Kadın "Ucube" Eylemi Düzen

Sevgili @Mustafa Akten,
Hani bazı fotoğraflar vardır, her bakan farklı şey görür.
Ben, sizin ucubeler gördüğünüz yukarıdaki fotoğrafa bakınca,
Düşünme yetileri ellerinden alınmış, etten heykeller gördüm.
İnanın ki, tunçtan yapılmış ''Özgür Kadın'' heykeli onlardan daha canlıydı.
Belki okuyanlara bir nebze olsun ''uyarı'' olur ümidiyle ''Kadına baskı'' konusunu işlediğim bir yorumumu tekrar alıntıyorum.


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster



AŞK

Doğadaki tüm canlılarda, karşı cinse ilgi ve onu elde etme davranışları (kurları) ayıp sayılmaması gereken doğal bir duygudur.


İnsan, dinsel ve ahlaki zorlamalarla bu duygularını (nefsini) baskı altına almaya ne kadar gayret etse de, bu mümkün değildir, bu duyguların baskılanması çeşitli bireysel ve toplumsal psikolojik travmalara, patlamalara, sapkınlıklara yol açar, açmaktadır da...

Bu nedenledir ki, (dini inancı ve inancına bağlılığı ne kadar kuvvetli olursa olsun) her birey, karşı cinse ilgi duyar ve onun dikkatini çekmeye çalışır, bu ayıplanacak, kınanacak bir davranış değildir.

Yaşlandıkça farkedeceksiniz ki (yaşı kaç olursa olsun) her birey bir çocuktur, içinde bir çocuk saklar.

Çocuklar da, her tür kanunsal, dinsel ve ahlaksal baskının üzerindedir, baskı ve engelleri tanımazlar.

Aileleri veya toplum tarafından (dinsel ve ahlaki) baskı altına alınmış (özellikle genç kızlar) gençler;

dışarıdan bakılınca (tüm içsel duygularını, isteklerini, özlemlerini maskeledikleri için) olgunlaşmış, ağırlaşmış bireyler gibi görülse de, aslında için için yanan, kaynayan birer yanardağdırlar.

Üzerlerine örtülmüş olan dinsel ve ahlaksal baskılar, bu duyguları sadece maskeleyebilir, yok edemez.

Bunun en belirgin örnekleri ise, teseddüre zorlanmış veya alıştırılmış (veyahut kendisi benimsemiş) genç kızların, gerek mankenleri aratmayacak makyajları, gerekse de modayı yakından takip eden (dinen uygun olmadığı halde vücut hatlarını belli eden kıyafetleri) teseddürleri ile içlerinde bastırılmış doğal duygularını dışa vurmaktadır.

Dışarıdan bakılınca, her türlü (Dünyasal) zevk ve eğlenceden uzak bir olgunluk ve durgunluk gösteren dinsel inançları ağır baskın çocuklar ve gençler, (saflık, temizlik ve olgunluklarıyla, bastırmaya çalıştıkları çoşkun duyguları, yaşından önce olgunlaşmaya zorlanmalarıyla, vakurluklarıyla) bana uğur böceklerini hatırlatırlar.

Dinsel ve ahlaksal baskıdan uzak, alabildiğince özgür bırakılan çocuklar ve gençler ise;
çocuksu davranışları (gerek giyim, kuşam, duygularını,öfkelerini ve aşklarını, çocukluklarını ,gençliklerini sonuna kadar doya doya yaşamaları ile) rengarenk kelebekleri çağrıştırır.

Bırakalım her ne yaşta ve her ne inançta olursa olsun (her yaştaki) tüm çocuklar tüm duygularını özgürce yaşasın...

Amaaaaa!

Tüm canlılarda, karşı cinse ilgi duyulması, bu amaçla kur yapılması, kendini beğendirme davranışları sergilenmesi (özel ses çıkarma, tüylerini kabartma,kur yapılan karşı cinsin çevresinde dönme, karşı cinse yiyecek sunma gibi) doğal bir davranıştır.

Hatta, yapılan araştırmalarda, bireylerin hoşlandıkları bir karşı cinste bir kişi gördükleri zaman, vücudun özel bir koku salgılayarak karşı cinsi etkilemeye çalıştığı kanıtlanmıştır.

Gelelim karşı karşı cinsi etkileme, kur yapma davranışlarının İslamdaki yerine:

Öncelikle, karşı cinse duyulan ilgiyi daha iyi anlayabilmek için şunu da açıklamam yararlı olur sanırım.

(Benim kişisel gözlem vedeneyimlerime göre) İlk kez karşılaşan ve birbirine kur yapan erkek ve bayanlardan,

(Genellikle) Erkeklerin: ilk (düşündüğü)aklına gelen karşı cinsi (cinsel olarak) elde etmektir.

Bayanın düşündüğü ise ,karşı cinsi duygusal açıdan (evlilik, mutlu bir yuva) amaçlı elde etmektir.

(İstisnalar olsa da) Gerek fizyolojik gereklilik, gerekse de yetiştirilme faklılıkları nedeniyle (erkek egemen toplumların bu yönde şartlandırması sonucunda) erkeklerde karşı cinse duyulan ilgi ve ihtiyaç daha fazladır.

Yani, (istisnalar olsa da) Erkekler karşı cinse daha fazla ilgi gösterir ve daha çabuk etkilenirler.

Fakat, İslam inancına göre, bireylerin kendi eşinden başka (İmam nikahlı eşinden başka) bir bayandan etkilenmesi , ona ilgi duyması günah sayılmış ve yasaklanmıştır.

Bu nedenle, Müslüman bir erkeğin, (eşinden başka) bir bayandan (duygusal veya cinsel olarak) etkilenmesi, ona bakması, bu yolda düşünmesi, hayal kurması günahtır.

Bireyin, arzularına, duygularına (nefsine) kapılmaması emredilmiştir ve İslamiyet’in erkek üstünlüğüne dayanan yapısı, kadının erkek için yaratıldığı, yerinin erkekten sonra geldiğine inanılması nedeniyle ,erkeğin tahrik oluşunda kadının da rolü olacağı düşünülerek, erkeğin bu duygulara kapılmaması (günaha girmemesi için) kadına bir takım yasaklar getirilmiştir.

Erkeğin tahrik olmasında (çoğunlukla) kadın suçlanmıştır, suçlanmaktadır.

NUR SURESİ 31.AYET bu amaçla (erkeğin kadından tahrik olmaması amacıyla) nasıl giyinmesi (örtünmesi) gerektiğini açıklamıştır.

NUR SURESİ 31.AYET

Nur Suresi 31. Ayet dikkatlice okunursa;
Baş örtüsünün yakaları örtmesi isteniyor ki, türban bu kurala uymuyor. Bu nedenledir ki, İslami kurallarla yönetilen hiçbir İslam ülkelerinde türban yoktur.

Çünkü kadının örtünmesini emredilmesinin asıl amacı , kadından erkeklerin tahrik olmaması için vücut hatlarının belli olmaması, (erkeği tahrik edebilecek) kadın teninin, süs eşyalarının ve ziynetlerinin hatta kadının kendi sesinin ve ziynetlerinin sesinin başka (namahrem) erkeklerin duymaması içindir.

Bu nedenle , İslamı inanca göre , bir giyimde, bayan boynunun inceliğinin ve vücut hatlarının belli olmaması gerekmektedir ki, bu ÇARŞAFTIR, Afganistan’da Pakistan daki adı BURKA’dır.

Bir kadının yüzünün de, erkekleri tahrik edebileceği aşikar olacağı için (İslami inanca göre) peçe de takılması gereklidir.

İslami kurallara göre yönetilen ülkelerde, islami kurallara uygun giyinmeyen kadınlar şiddetli şekilde cezalandırılır. (En basit ceza kırbaçtır.)

Bu açıdan bakılırsa; Bir kadının (imam nikahlı eşinden başka erkeklerin görebileceği şekilde) boyanması, süslenmesi, ziynet ve süs eşyalarının dışarıdan görülmesi, kadının başını ve boynunu belli edecek derecede sıkı sarılmış türban, vücut hatlarını belli edecek derecede (dar) manto, pantolon veya etek , giymeleri, yüzlerinin görünmesi ,İslami inanca uygun giyimler değildir.

Peki neden dini kesimler dini giyime uygun olmadığı halde, türbana ve vücut hatlarını belli eden tesettür kıyafetine (çok fazla) ses çıkarmazlar?

Çünkü, hiç bir genç kız veya bayan, doğrudan çarşaf veya burkaya, peçeye girmek istemez.

Tepki çekmeden genç kız türbana alıştırılırsa, daha sonra çarşaf ve peçeye geeçirilmesi daha kolay olur.

Bu giyim tarzı, çarşafa geçiş aşamasıdır.

Peki İslam inancına göre (kadının erkeği tahrik etmemesi amacıyla) çarşafa girmesi (kadına getirilen kısıtlama için) yeterli olmakta mıdır?

Erkekler fizyolojik olarak belirli aralıklarla tahrik olurlar. Bu tahrik olma olayı, görünürde bir bayan olsun veya olmasın gerçekleşir.

Böylesi bir dönemde (değil bir bayanın orasını burasını görmek) bir bayanı çağrıştırabilecek, bayan elbisesi, ayakkabısı, eşyası erkek tarafından tahrik olarak algılanabilir.

Akdeniz ve Ege sahilleri gibi nispeten daha turistik bölgelerimizdeki erkekler, sürekli karşılaştıkları bikinili, mini etekli, taytlı bayanları görmeye alışkın oldukları için tahrik olmayabilirken, kadınların çarşafa peçeye sokulduğu, kadın erkek arkadaşlığına hoş görüyle bakılmadığı tutucu çevrelerde, değil mini etekli bir bayan masumane bir kot pantolan giyen bir bayan , hamile bir kadın (nasıl hamile kaldığı hayallenerek) tahrik unsuru sayılabilir.

Tutucu çevrelerde, tahrik unsuru olmasın diye kadın önceleri tesettür ile, daha sonraları çarşaf peçe ile örtülür, kızlar ve erkekler bir birlerinden uzaklaştırılır.

Ama bu yeterli olmaz. Çünkü kadın erkekten, uzaklaştırılıp poşetlendikçe, kadın özlemi duyan erkeklerden bazıları, kadını çağrıştırabilecek her şeyden tahrik olabilirler.

Bu nedenledir ki, daha sonraki aşamalarda, kadın iş yaşamından el çektirilir, kadınların ve erkeklerin okulları, plajları, otobüsleri, hastahaneleri, sinemaları ayrılır ve kadın ve erkeğin bir araya gelmesi, birbirini görmesi ve bir arada yaşaması engellenir. Son aşamada ise, kadının evden çıkması yasaklanır.

Toplumda kadın-erkek birbirinden uzaklaştırıldıkça, (bazı) erkekler sapkınlıklara yönelerek, tecavüz ve eş cinsel davranışlara yönelir.

Kısır döngü halinde kadın-erkek birbirinden uzaklaştırılıp, kadın saklandıkça, erkeğin tahrik olma bahanesi artar, erkek her şeyden tahrik oldukça da kadına baskı artar.

Bu baskı sadece kendi eşi veya dininden kadınlara değil tüm kadınlaradır. Çünkü herhangi bir kadına tahrik olması günah sayıldığı için de zamanla alıştıra alıştıra, gerek manevi (mahalle baskısı) gerekse de fiziki baskı ile tüm kadınlar evlere tıkılır, tıkılmaktadır.

Günümüzde, örtünmesinin emredilmesinin gerçek nedenini bilmeyen genç kızlar, erkeği cezbetmemek ( tahrik etmemek) için örtülmesinin istendiğini bilmemekte, bir taraftan tüm vücut hatlarını belli eden (moda) tesettürlerler giyerken, diğer taraftanda boyasıyla, süs eşyalarıyla, bakışlarıyla, tüm endamlarıyla erkekleri cezbetmektedirler.

Onlar, başta saç olmak üzere, tenlerini örtünce dini vecibeleri yerine getirdiklerini sanmaktadırlar.

Oysa söz konusu teni örtmek değil, erkeğin tahrik olmasını engellemektir.

Sonuç olarak,

Tesettüre girmeye hevesli genç kızların veya kadın ve erkeği ayrıştırmaya yönelik (masum gibi görünen) her olaya olumlu göz ile bakan her bireyin (özellikle bayanların) bu ayrıştırılmanın sonucunun (hem kendi yaşamlarında, hemde toplum yaşamında) nerelere kadar uzanacağını düşünmeleri, tavırlarını ve saflarını buna göre belirlemeleri gerekir.

Mediter


Sevda Yelleri, Din, Teseddür ve Kadına Baskı


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi LaLe Mesajı göster
Bu kadınlara konuşma hakkını kim veriyor? Kadın kısmının çıkıp sokakta eylem yapıp, sesini duyurması caiz değildir. Bir de gazete ve tv ye çıkıyorlar, çok günah.

Oturun evinizde, başınızı açıp havalandırın.
Sevgili @LaLe ,
Çok yerinde bir uyarı yapmışsınız. Ayıp olmazsa sormak istiyorum;
Tıp eğitiminin üstüne, İlahiyat masterı da mı yaptın yoksa?
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.