Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.03.15, 15:58   #1
Cansuyu
« Gün Batımı »

Cansuyu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2013
Konular: 1857
Mesajlar: 7,734
Ettiği Teşekkür: 20107
Aldığı Teşekkür: 34522
Rep Derecesi : Cansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Neseli
Standart Osmanlı Döneminde Avcılık

Osmanlı Döneminde Avcılık



Osmanlı padişahları avcılığı çok sevip önem verdiklerinden devlet himayesine aldıkları sporlardan birisi de avcılık olmuştur. Osmanlılarda, kendilerinden önce yaşamış Türk devletleri gibi avcılığı savaşa hazırlanmanın bir eğitim yöntemi olarak kullanılırdı.

Ayrıca av sırasında halk ile görüşerek halkın dilek ve şikâyetleri dinlenirdi. Türkler, avcılıktan aşırı derecede etkilendiklerinden erkek çocuklarına Alakuş, Akkuş, Çağrı, Aksungur, Tuğrul gibi avcı kuşların isimlerini verirlerdi.

Bu durum, Osmanlı döneminde önceki dönemlere göre daha çok görülmüştür. Fatih Sultan Mehmet’ten önceki döneme ait belgelerde padişahın ava gidişi için “şikâra bindi” deyimini kullanmışlar. ”Şikâr” sözcüğü Farsça olup, Türkçesi av, avlanma ve av hayvanı demektir. “Bindi” sözcüğü Türkçedir ve binmekten kasıt ata binmektir.

İkisi birlikte at ile ava gitti demektir. Fatih Sultan Mehmet zamanında ise “şikâra gitti” deyimi kullanılmıştır.


Osmanlı sarayında, padişahların av köpeklerine ve kuşlarına sekbanlar ve yeniçeriler bakardı. Yeniçeri Ocağında zağarcılar, saksoncular ve turnacılar gibi avla ilgili bölümler de bulunurdu.

Fatih Sultan Mehmet’in Enderunda “bölük oda, (has oda), bölük hazine, bölük kiler ve bölük şahinciyan” adıyla dört avcı koğuşu bulunurdu. Padişahla ava giden ve avcı kuşları eğiten avcıların oluşturduğu kuruluşa “birundaki şikâr halkı” denirdi.

Avlar, törenli ve törensiz olmak üzere iki şekilde yapılırdı. Kısa süre içerisinde az kişiyle ve saraya yakın yerlerde yapılan avlar törensiz yapılırdı. Bu avlar, bir veya iki gün sürerdi. Uzun zaman alacak ve günlerce sürecek avlar törenli yapılırdı. Bu tür avlar genellikle sürek avları idi.

Avlar genellikle av hayvanlarının çok olduğu Bursa, Edirne ve Rumeli bölgelerinde yapılırdı. Sürek avına çıkmadan önce şu hususlar göz önüne alınarak gerekli önlemler alınırdı:


1. Av yerine hangi yoldan gidilip dönüleceği
2. Gidilecek yol üzerinde av ve sürgün yerlerinin belirlenmesi
3. Yol üzerinde nerelerde yemek yenebileceği
4. Enderun, Birun ve Yeniçeri Ocağından kaç avcı sekbanının katılacağının belirlenmesi
5. Nerede, kaç günlük erzak depolanacağı

Sürek avında avcılar tarafından oluşturulan çember, belirlenen toplanma yerine doğru daraltılır, hayvanlar ürkütülmeden çemberin dışına çıkmasına izin verilmeden avlanma yapılırdı. Avın yapıldığı yerde halkın zarara uğraması hâlinde padişah bu zararı fazlasıyla karşılardı.

kaynak
__________________
“Gittin mi büyük gideceksin!
Ayrılık bile gurur duyacak seninle..



Cansuyu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Cansuyu'in Mesajına Teşekkür Etti.