Tekil Mesaj gösterimi
Eski 28.03.15, 17:06   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Mankafalık ve Körü Körüne Biat

MANKAFALIK VE KÖRÜ KÜRÜNE BİAT

Eski Türk, Kazak ve Kırgız destanlarından edinilen bilgi ve Orta Asya Tarih bilgilerine göre "Mankurt" ; dönemin Orta Asya halkları arasında çok yaygın bir İşkence ve zihin kontrol yöntemi imiş. Ansiklopediler ve konu üzerinde çalışma yapan yazarlar çizerler böyle diyor.

Türk “Mankurt Efsanesi” Wikipedia .anlatımına göre şöyle; Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri işe yarar köleler haline getirmek için belleklerini silerek “mankurt” haline getirirmiş..

Bir insanı “mankurt” yapmak istediklerinde bakınız ne yaparlarmış:

Tutsak kişinin saçları iyice kazınır, Kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçirilir, tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanır, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılırmış. Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırır hale gelirmiş. Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlar, fakat, deri kafaya o kadar yapışırmış ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemez hale gelirmiş, bu nedenle saçlar kafanın dışı yönünde değil, içine doğru uzamaya başlar, sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip, beyne doğru ilerlemesiyle tutsak büyük acılar çeker, beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölürmüş.

Sağ kalan tutsaklar zamanla kendine gelir, yiyip içerek gücünü toplarmış. Ama o artık bir insan değil insan görünümünde bir yaratıktır. Ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “mankurt” olmuştur. Artık hafızası yoktur…

Kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmez hale geliyor. Ve Düşünememektedir…
İnsan olduğunun farkında değildir. Ağzı vardır, dili yoktur. Kaçmayı dahi düşünmeyen, düşünemeyen hiçbir tehlike arz etmeyen bir köledir. Bilinci, benliği olmadığı için, sadece efendisine boyun eğen bir köledir. Mankurt için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmektir… Mankurt Hikâyesi budur…


Bu hikâye geçtiğimiz 2 gün önce çok değerli araştırmacı yazar Gazeteci Sn Soner Yalçın tarafından, MHP’yi ilgilendiren ve bilgilendiren boyutu ve geçmiş ve yaşayan Türk halklarının dinlerini ve inanışlarını da içeren, MHP gençliğinin milli ve manevi değerlerin yok edilmesinde gösterdiği duyarsızlığı eleştiren bir yazısı içinde yer almıştı. Mankurt hikâyesinden esinlendim ve aşağıda ki duygularım yazıya dökülmüş oldu.

Akıl yoksunluğunu ifade eden “mankurtlaşma” artık bir kavram olarak Anadolu’da “mankafa” deyimine dönüşmüştür. İnsanlar birbirlerinin akılsızlığı ile alay ettiğinde, hafifsediğinde, hakaret ettiğinde, küçümsediğinde “mankafa” demektedir.

Mülhem olarak günümüz Türkiye’si gidişatına bakarak Türk milletinin yaşadığı milli ve manevi olumsuzluklar da, kaos ve kargaşa ortamının yaşanmasında, milli değerlerin yok edilmeye çalışılmasında, Türk milletinin paralarının ne idüğü belirsiz kişiler elinde örtülü ödenek adı altında çarçur edilmesinde, acaba mankafa olup birilerine körü körüne biat edenlerin günahı yok mu?

Bağnazlıkta, gericilikte, yobazlıkta, cehalette, basiretsizlikte, milli duygulara duyarsızlıkta, yarım yamalak din bilgisi ile dincilikte, üfürükçülükte, muskacılıkta, Kur’an ve Allah ile aldatmada, Huri ve Nuri tiplemesinde sınır tanımayan, ulvi ve milli değerlerini kişilere endeksleyen körü kürüne itaat ve biat ile hem kendi özüne yabancılaşan hem de biat ettiklerini Padişah, Sultan, Kral gibi kabul eden, her konuştuğunu emir telakki eden çıkarcı rantçı, sadaka kültürüne mahkûm edilen, oylarını bir gıda kolisine verip, bir gıda kolisine Türkiye’nin geleceğini satan cahil mankafaların günahı yok mu?

O mankafalar ki, Türkiye’nin Siyasal, sosyal, ekonomik, idari, rejim, Cumhuriyet ilkeleri, Cumhuriyetin Türk milletine kazandırdıklarının hangi maceralara sürüklendiğinin farkında değiller. Türk milletinin geleceği olan genç neslin temsilcisi çocuklara yapılan ihanetin farkında değiller. Türkiye coğrafyası ekolojik ve Biyolojik çevresine verilen zararın farkında değiller. Çalarsa çalsın, çalıyorsa benim paramı çalıyor deyip kendisinin gibi mal sahibi olan bir diğerinin olduğunun farkında değiller.

7 Haziran 2015 seçimlerinin ülkenin bölünmesine, rejimin değişmesine, Türkiye’de bir dikta rejiminin oluşturulmasına AKP oy çokluğu ile çanak tutulacağının farkında değiller!

28.03.2015 - Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.