Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.04.15, 14:07   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,784
Ettiği Teşekkür: 21561
Aldığı Teşekkür: 11276
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Kadınlar ve Yöneticilik

KADINLAR VE YÖNETİCİLİK

Konuyu iyi takip edenler bilirler ki, Türk toplum yapısı kadınlar açısından Cumhuriyet’in tüm kazanımlarına rağmen, hala bir feodal anlayışın, Arap kültürü karışımı “Pederşahi Aile Yapısı” nın etkisi ve cılızda olsa tepkisi altındadır. Her ne kadar medeni kanunlar, kadın ile erkek eşitliğini vurgulasa da, seçme seçilme hakkında eşit birey mantığı ile baksa da, toplumun büyük bir kesimi içinde kadınların yaşadığı olumsuzluklara karşın feminist yaklaşımlarla kadınlara korumacılık zırhı talep etse de, edenlerin varlığı bilinse de, ülkemiz son 13 yılında kadın açısından menfilik dolu yaşananlar az şeyler değildir.

Hatırlamak gerekirse;

Türkiye’yi güya idare ettiğini sanan ve büyük ölçüde Arap kültürü etkisinde kalan, yaşanan ve yaşatılan bu kadar kötülüklerin müsebbibi olanlar, yaşanılanları İslam anlayışı ile bağdaştırmaya çalışanlar utanmazlık ve hayâsızlığın içinde olmuşlardır. Feodal erkek anlayışı, kıyılan nikâhın kadının atılmaz, satılmaz devredilmez, sermayesinden aşağı pazarda satılmaz ilahi ve nihai tapusu sanmaktadır. Ya benimsin ya kara toprağın anlayışı ile işlenen cinayetler, seviyordum öldürdüm mantığı ile bıçak ile lime lime etmeler. Hangi literatür de vardır.
Çalışan kadın aldatır,
Hamile kadının çarşı pazarda uluorta gezmesi caiz değildir,
Kadının en büyük kariyeri ana’lıktır,
Tesettürsüz kadın perdesiz eve benzer,
Kadın 3-5 çocuktan aşağı doğurmamalıdır,
Kadın 13 ünde ya erdedir ya yerdedir,
Kadın tecavüzü özendirici kıyafetler içinde olmamalıdır der.
Etek boyuna karışır,
Kadıköy vapurundan çıkan kadınların kıyafetine karışır,
Kürtaja karışır,
Park bahçede sevdiği ile el ele tutuşup oturmasına karışır,
Sonra kadın erkeğe Allah’ın bir lutfu ve emanetidir, büyüklüğü azameti içinde kadına eşya muamelesi yaparsın!

Kimse kusura bakmasın ama Türk toplumunda kadına en büyük haksızlığı, kötülüğü yapan erkeklerdir. Bir ana tarafından dünya ya getiriliyor, ana; bütün hayatını canını, malını, mülkünü, sağlığını uğruna feda ettiği oğul erkek tarafından aşağılanıyor, vuruluyor öldürülüyor.. Bu hangi namus anlayışı? Bu hangi din anlayışı? Bu hangi fıtrat anlayışı?

Meselenin özünde muasır medeniyet seviyesine çıkamama, idareci ve idare edilenlerin eğitimsizliği, sakat eğitim politikaları, din eksenli fıtrat düşüncelerinin hâkim olduğu Arap kültürü hâkimiyet ve anlayışı ile bu anlayışın temsilcisi olan güya siyasileri üzerimizden atmadık ça bu illet den kurtulamayacağız.
Biraz uzun olacak ama iki satır da evlenmeyen, genelde hem cinsleri tarafından “KIZ KURUSU” olarak nitelendirilen kadınlardan söz edeyim.

Bu kadar erkek hegemonyasında kadınlar çalışma hayatında neden başarı kazanmaktan korkar?

Kadın kendine özgü bedeni, fizyolojik ve anatomik yapısı, vücut kimyasal yapısı, hormonları ve hatta duyguları ile erkeklerden farklı olarak yaşar. Kadın ekonomik özgürlük kazanmaya, erkek önünde ve toplum önünde birey ve dahi lider olmaya feodal erkek anlayışının olduğu yerde korkar. Türkiye’de istisna olan, çalışan, yönetici olan, siyasetçi olan, ekonomik özgürlük kazanmış tüm kadınları kutlayarak onları tenzih ederim.

Evlenmemiş, erkeğe daima kuşku ile bakmış, evlendiğinde baskı göreceğinden, kaşık düşmanı sayılacağından, cinsi latif olarak görüleceğinden, saçı uzun aklı kısa kabul edileceğinden korkan çekinen kadınlar, tüm duygularını içine gömerek evlenmeyi kabul etmemişlerdir. Diğer çok farklı sebeplerden evlenmeyenleri muaf tutarım.

Kız kurusu kabul edilenlerin yaşadıkları duygusal buhranlar, iş hayatına yansıdığında, başarı bazen geç kalmış, bazen hiç gelmemiş, adaletli davranma, her olaya doğru orantıdan bakabilme, sevgi saygı, hoşgörü, anlayış yerini hırçınlığa, hakarete, tepeden bakmaya, kuşkuya, sevecenlikten yoksun bir ruh haline bırakmıştır. Tabi her kız kurusunda durum böyle değildir. İstisnalar kaideyi bozmaz.

Kadın kız kurusu da olsa, evlenmiş ayrılmış da olsa (dul demek hoşuma gitmiyor) eğer biraz alımlı ise, biraz bakımlı ise, iş yerlerinde eğitimsiz patrondan şefe, amire, çalışma arkadaşlarına kadar, çevre, mahalleli tarafından ve hatta en çok hem cinsleri nazarında dedikoduya açık çekiştirme malzemesi olacak durumdadır.

Sakat düşüncelere göre yalnız kadın; müsait kadındır, “yollu kadın” dır. Böyle bakan gafiller cahiller, her insan her birey demokratik ve özgür bir ortamda kimseye bağımlı olmadan, dost, akraba, mahalle ne der? Baskısı olmadan hayatını, çalışma hayatını dilediği şekilde tanzim etme hakkına sahiptir. Bunu bilmezler, anlamazlar, anlamak istemezler. Erkeğin hakkı hürriyeti ne ise? Kadın hak ve hürriyeti odur!


Kadının başta adına İslam ülkeleri denilen ülkelerde ve Atatürk Cumhuriyeti devletinin son 13 yılında yaşadıkları az şey değildir. Nasıl eleştiri getirirsiniz? Nasıl sevecen ve müşfik davranır da gönül alırsınız? Yaşananlara ve yaşatanlara bağlı!
Tanrı tüm kadınların yardımcısı olsun.

05.04.2015
Mustafa AKTEN


__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.