Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.04.15, 15:22   #1
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Exclamation Seçime Doğru-1 ( SAĞ - SOL ve GOL)



Bilindiği gibi Türkiye 7 Haziran 2015 tarihinde çok önemli bir seçime gidiyor.

(Atatürk'ün: ''Türk Milleti zekidir.'' diyerek seslendiği) Türk halkı 7 Haziran seçimiyle;
Ya Atatürk'ün emaneti, Laik, demokratik Cumhuriyete sahip çıkacak veya,
Ortadoğu'nun çağdışı Sultanlık rejimlerine doğru yönelecek.
Böylesi önemli bir seçim arifesinde (kendimce önemli gördüğüm) bazı açıklamalar ve saptamalarda bulunmanın tam zamanıdır. (Sanırım)




SAĞ - SOL VE GOL


Sağ
ve Sol kavramlarının ortaya çıkışı kesin olarak bilinmemesine rağmen, Tüm Dünya ülkeleri tarafından kabul gören iki inanış vardır.

1. İnanış:Fransız İhtilali sonrası Ekonomik kuralları düzenlemek için Mecliste toplanan zengin burjuva ile işçi-köylü kesimi arasında anlaşmazlık ve tartışmalar çıkmış, tartışma öncesi karışık oturan gruplar ayrılmış ve işçi ve köylüler; Meclisin soluna, burjuva kesimi ise sağına oturmuştur.

2. İnanış: Endüstrileşme çağı başlarında İngiltere’de, madenciler ile maden sahipleri arasında anlaşmazlıklar çıkmış, Avam Kamarası’ndaki milletvekillerin bazıları maden işçilerini, Bazıları ise maden sahiplerini savunmuş, bu iki grup mecliste de ayrılmış, işçi destekçileri meclisin soluna, patron destekçileri sağına oturmuştur.
Bu olaylardan sonra sağcı ve solcu kavramları ortaya çıkmıştır.

Bütün Dünya’da,solun çalışanların haklarını savunduğu, sağın ise Sermayenin (Patronun) çıkarını savunduğu bilinir.


Bu nedenledir ki bütün dünyada sol, hak arama ve çevre eylemleri yapar (çünkü sola göre çevreyi kirleten, Dünya’yı yaşanmaz hale getiren, patronun daha fazla kazanma hırsı ve (ucuz olması nedeniyle, cam yerine plastik veya pet, daha fazla ürün için hormon ve çeşitli kimyasallar kullanması gibi) yapmadığı arıtma tesisleri gibi nedenlerdir.



Sol(genel olarak):
Dünya üzerindeki tüm savaşların ve ülke içerisindeki adi suçların (hırsızlık,tecavüz,çocuk kaçırma,gasp,cinayet,mafyalaşma) gibi olayların üç nedenle ortaya çıktığını savunur.


1- Din farkları(Din savaşları veya baskıları)

2- Irk farkları (Aşırı Milliyetçilik)

3-
Gelir dağılımı bozukluğu
(Bir kısmının trilyonlarla oynayıp bir kısmının kuru ekmek bulamaması, eğitimin dershanesiz ,özel öğretmensiz imkansız hale gelmesi sonucu okuyamaması,çevresinde gördüğü lüks yaşama, kız ve erkek arkadaşlı sosyal yaşama ve ürünlere ulaşamadığı içinde kıskançlık ve ulaşamadığı kesimden intikam duygusuyla suça yönelmesidir)

Gelir dağılımının dengeli olduğu ülkelerde suç oranları düşer, Ülkemiz hapishanelerindeki mahkum sayısı 120 000 civarındadır. Bu sayı 34 Avrupa ülkesinin mahkum sayısından daha fazladır.



Bu Nedenle SOL:

Din ayrımı yapmaz her inançtaki veya inançsızlıktaki insanlara eşit davranır.

Irk ayrımı yapmaz, her ırktaki veya renkteki insana eşit davranır.

Gelir dağılımın düzeltilmesi için, patron’dan alınan verginin arttırılıp elde edilen gelirle çalışanların ücretlerinin ve yaşam kalitesinin arttırılmasını , böylece de gelir dağılımının dengelenmesini ister.



SAĞ (genel olarak 3 gruba ayrılır.)

1-
Dinci Sağ :
Kendi dininde olanları üstün tutar, diğer dinlere eşit davranmaz,aşağılar.
2- Irkçı (Aşırı Milliyetçi Sağ)Kendi milletini üstün tutar diğer milletlere eşit davranmaz aşağılar.
3-Liberal Sağ: Hem din, hem de milliyetçilik söylemleri yapsa da daha çok ekonomi ile ilgilenir,pek dazla din ve milliyetçilikle ilgisi yoktur.


SEkonomik Olarak:

Serbest piyasa ekonomisinden yanadır. Yani Patronla çalışan ilişkisine karışılmaması taraftarıdır.Gücü yeten yetene bir ekonomiyi savunur. Bu düzene kapitalizm denir. Kapitalist düzende kime , kaça satarsan sat devlet karışmaz, işsizlik arttıkça, patronun karın tokluğuna çalıştıracağı iş gücü de artar.
Patron da sürekli çalışanlarının ücretini ve haklarını kısar,hak arayan olursa iktidarda olan sağ parti (zaten patrondan yanadır) hak arayan emekçiyi joplatarak susturur.
Böylece güçlünün her zaman güçsüzü ezdiği (Kapitalist) bir düzen hüküm sürer.



Sola: Din ayırımı yapmıyor diye, dinci sağ, milliyet ayırımı yapmıyor diye milliyetçi sağ, patronun kârından emekçiye daha fazla pay istediği için de istediği için liberal sağ kızar.
Gençlerin sol düşünceye sempati duymasını engelleyebilmek için de (sanki çok kötü şeymiş gibi) kominist suçlaması yapılır.

Oysa;

Komün: Paylaşmak,
Komünist: Paylaşmak taraftarı demektir.

Sermaye kesimi sağı savunduğu için medya ve para desteği sağdadır.
Bütün imkanları ile solu karalayarak, sağ partilerin seçilmesini sağlarlar. (sürekli sağ iktidar seçildiği için) Yasaları da solu konuşturmayacak, engelleyip cezalandıracak şekilde çıkarırlar. Bu nedenledir ki, solun yapacağı (hemen her) miting veya konuşma yasadışı ilan edilir.

Ülkemiz çok partili döneme geçtiğimiz 1950’den günümüze 60 yılın 50 yılını, Son 30 yılın da 28 yılını sağ partilerce yönetilmiş, (sürekli) solun iflas ettiği, artık partiler arasında fark kalmadığı yalanı empoze edilmiş, parti fikri önemli olmayıp lider önemlidir gibi imaj yaratılmıştır.


Bilinçsiz bir çok vatandaş Erdoğan’a
(diğer liderlerden) daha karizmatik, heybetli, hitabet yeteneği ve( tok ve kendine güvenen) ses tonu nedeniyle oy vermiştir, veriyor. Oysa AKP ,dini yönü ağır basan bir sağ partidir, ne yapacağı veya yapmak istediği baştan bellidir. Bu nedenle lidere oy verilmesi yanlıştır. Her partinin (sağ veya sol) bir doktrini vardır baştaki kim olursa olsun fark etmez. Halk yanıltılmış, sanki başbakan değil, pehlivan veya manken seçiyoruz duygusu yaratılmıştır.

İlk bakışta, küçük bir çocuk bile sağ ile solu karşılaştırınca, hangisinin daha insanca bir yönetim istediğini anlar.

Bu nedenle 1980 Askeri darbesi öncesi sol sempatizanı gençlik , sağ sempatizanı gençlikten kat ve kat fazlaydı. Halk arasında ise sağ ve sol oylar birbirine çok yakındı. Çok az bir oranda sağ oylar fazlaydı.( %45 sol, %55 sağ gibi) (Amerika destekli sağ bir darbe olan) 1980 Askeri darbesi ülkemizdeki solu ezdi,tutuklamalar idamlarla, sağın önünü açtı.


Bugün bile anasınıflardan başlayarak, din ve milliyetçilik
(sağ) propagandası yapılır ama sol’un anlatılmasına ,tanıtılmasına kesinlikle izin verilmez, sadece üniversite ortamı nispeten daha baskısız olduğu için gençler üniversite de sol ile tanışır.

Bu nedenledir ki eğitim seviyesi yüksek kesim içinde sol görüşlüler fazladır.
Diğer bir deyişle, sol görüşlülerin çoğunluğu yüksek tahsillidir.



Ve

GOL

İSPANYA’da 1939’dan 1973’e kadar 34 yıl diktatörlükle iktidarda kalan Franko’ya sormuşlar;
-‘’Bu kadar uzun süre halk isyan etmeden nasıl iktidarda kalabildiniz?
’’ diye.
Cevap;

-‘’Futbol sayesinde.’’
olmuştur.

Çünkü futbol çok sevilen halkı içinde bulunduğu sıkıntılardan uzaklaştıran bir nevi uyuşturucu gibidir. Futbol tutkunu haline getirilen birey, işi ve parası olmadığını, insanca yaşama şartlarında olmadığını unutturur, yıllardır kendisini sömüren aşağılayan patron veya düzene karşı çıt çıkarmayan kişiler, takımla kendisini bütünleştirerek başarıdan başarıya uçtuğunu sanır.


Bir futbol takımı tutmaya ya ailenin tuttuğu takımla veya o yıl şampiyon olmuş güçlü takım tutularak başlanır. Güçlü takım tutulur (çünkü başarılı olmak istenir.) Aynı mantıkla yola çıkarsak başarıya hasret bireyler (partinin ne yaptığını veya ne yapacağını düşünmez)güçlü partilere oy verirler. Bu nedenledir ki seçim önceleri anketlerinde her parti kendi oyunu yüksek göstererek seçmeni etkileme yoluna gider.
Futbol, kişinin sorunlarını, sömürüldüğünü dertlerini unutturduğu için de, gelir dağılımının bozuk olduğu ülkelerde (zengin fakir arasında büyük uçurumlar olduğu) daha popülerdir, çünkü bu ülkelerde büyük bir para kaynağı futbola aktarılır, para neredeyse dikkat oraya çekilir.Böyle ülkelerde mutlaka ama mutlaka sağ iktidarlar vardır. Bu iktidarlarda halkın dikkatini futbola çekebilmek için, trilyonların döndüğü futbol takımlarından ve futbolcularından adaletli vergi almaz , aksine büyük parasal kaynak ayırarak destekler. Binlerce, okul, mahalle arası spor, oyun alanları, sosyal tesisler veya öğrenci yurduna ayırmadığı parayı stadyumlara harcar. Çocuklar oynayıp, bisiklete binebileceği yeşil alan bile bulamaz, belediyelerse (vatandaş duraklarda otobüs bekleyedursun veya sel sularında boğuşa dursun) sanki halka yararı varmış gibi, trilyonlar harcayarak futbol kulüpleri kurar.

Ülkelerin gelir dağılımı düzeldikçe futbola olan ilgi de azalır, Gelir dağılımının diğer ülkelere göre daha dengeli olduğu İskandinav (İsveç,Norveç,Finlandiya,Danimarka) gibi ülkelerde futbol amatörce yapılır, bu ülkelerde suç oranları da çok düşüktür.


Böylesine desteklenen trilyonların döndüğü, kulüplerin ve futbolcuların vergi vermediği bir alanda şampiyonlukların , centilmence yapılan maçlarla belirlendiğine inanmak ne derece doğrudur?


Bu öylesine bir dengedir ki, bir takımın bütün maçlarını kazanması, her maçın favorisi olması, her yıl şampiyon olması, o takımın gelirine de zarar verir. Sonucu belli olan maçı ve ligi seyirci izlemez.


Bu nedenle sanıldığı gibi bir kulüp her maçını kazanmayı, sürekli şampiyon olmayı da istemez ama istermiş gibi davranır. Galatasaray’ın UEFA şampiyonu olduğukadronun dağıtılmasının başka izahı var mıdır? Şampiyonu önceden belli ligi kim izler?.


Günümüzde olanlar ise biraz kuru gürültü sonra, eski tas, eski hamam, devam…


Aman ha! Dikkatimizi futboldan uzaklaştırmayalım, başka şeylerin farkına varırız, yoksa…



Mediter
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.