Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.04.15, 15:35   #1
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Exclamation Seçime Doğru-2 (Yakın Siyasi Tarihimiz ve Bağımsızlık Masalı)


Osmanlı Devleti; yabancılara verilen yerli işletmeleri işletme hakkı (kapitülasyonlar) nedeniyle borç batağına batmıştı, bu nedenle I.Dünya Savaşı’na girmiş, yeni topraklar fethederek bu borçlardan kurtulmak istemiştir.
Fakat hepimizin bildiği gibi Savaştan yenik çıkmış elindeki toprakları kaybetmeye başlamıştı ki, Atatürk ortaya çıkarak bugünkü yurdumuzu kurtarmıştır.

(Devletlerde devamlılık esas olduğu için) Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devletinin borçlarını da üstlenmiş, (yaklaşık 85 milyon Tl) KAYNAK


Çok partili döneme geçtiğimiz 1950 tarihine kadar, hem bu borç (hemen hemen tamamı) ödenmiş, son borç ödemesi 1954 tarihinde kapatılmıştı.
1923-1954 yılları arasında bir taraftan Osmanlının borcu ödenirken, diğer taraftan da büyük bir kalkınma hamlesi ile, her yer demir ağlarla (demiryolu) örülmüş, binlerce (maden ve tarım işletmesi, kumaş,şeker,çimento,demir-çelik fabrikaları vb) ,liman, karayolu açılmıştır.
Bu dönem kalkınma dönemidir.

Fakat,Atatürk’ün ölümünden bir yıl sonra, (CHP İnönü Hükümeti döneminde) 1939 yılında başlayan ve 1945 yılına kadar (altı yıl) devam eden II. Dünya savaşı esnasında savaşa girmesek de, askerimiz her an savaşa girebilir düşüncesiyle yapılan yiyecek ve giyecek stoku nedeniyle kıtlık yaşanmış, bu dönem atlatılabilmek için, yiyecek karne dağıtılmıştır.

Günümüzde sadece tek bir ülkede (Irak veya Libya) yapılan savaşın bile diğer ülkelerin ekonomilerini nasıl bozduğunu düşünürsek, tüm dünyanın savaştığı ll.Dünya Savaşında kıtlık yaşanmasının normal olduğunu aklı başında herkes kabullenir.
Savaşan ülkeler kendi saflarında savaşa katılmamızı istemişler ama II. Dünya Savaşı sonunda düştüğümüz durumu iyi bilen (dönemin) CHP Hükümetinin başbakanı İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti’ni savaşa sokmamak için, her iki cepheyi de oyalayarak savaşa katılmamamızı sağlamıştır.

Daha sonra İnönü’ye vatandaşlar ’’Bizi aç bıraktın!’’diye sitem ettiklerinde:
‘’Evet sizi aç bıraktım ama anasız babasız bırakmadım!’’demiştir.

1950 yılına kadar Türkiye (mümkün olduğunca) bağımsız bir politika izlemiştir.
1950 (ilk çok partili) seçiminde Menderes, ll. Dünya Savaşı esnasındaki yokluk yıllarını propaganda olarak kullanmış dini (siyasete alet ederek) propagandalarında kullanmıştır, Amerika tarafından desteklenmiş ve Başbakan seçilmiştir.

Menderes Hükümeti,
Ülkemizi Amerika’nın kurduğu NATO’ya sokmuş (17 Ekim 1951), KAYNAK

ülkemizde Amerikan Askeri üsleri açmış ( İncirlik 1951-1954), KAYNAK
Amerika’dan (bir kısmı hibe olan Marshal Yardımları) büyük miktarlarda dış borç almış,bizi Amerika’ya bağımlı hale getirmiştir.
Bu dönemden başlayarak, bağımsızlıktan ve laiklikten de uzaklaşılmaya başlanmıştır.

Amerika , Çin ile savaştığı ve zor durumda kaldığı, Kore’ye bizim de asker göndermemizi istemiş.Menderes hükümeti bizi hiç ilgilendirmeyen Kore savaşına (jonilere yardım olsun diye) Türk Askerini göndermiş (eğer Amerika’nın savaşında ve emrinde yaralanmak,ölmek gazilik,şehitlikse) bir çok askerimiz şehit ve gazi olmuştur.(Mehmetçiğin yola çıkışı 17 Eylül 1950 ) KAYNAK

Hem ll.Dünya Savaşının bitmesi hem de Amerika’nın verdiği borçlar nedeniyle bolluk yaşanmış, eğitimsiz halk iyi yönetildiğini sanmıştır.
Hem bu borç nedeniyle, hem de Menderes’in TSK ihtiyacı olan silah ve mühimmatı Amerika’dan alma yoluna gittiği için’ Türkiye,Menderes döneminden itibaren Amerika’ya bağımlı hale gelmiştir.

Bu durum günümüzde Recep Tayyip Erdoğan’ın uyguladığı politikaya çok benzemektedir.

Çünkü AKP, 80 yıllık cumhuriyet dönemimizde, dişimizden tırnağımızdan arttırılarak kazanılan,
(fabrika,liman,baraj,banka,maden,kurum,kuruluş) ne varsa başta Amerika, AB Ülkeleri, İsrail ve Yunanistan olmak üzere yabancılara satmış, üzerine de ödeyemeyeceğimiz kadar dış borç almış ve miras yedi politikası uygulamaktadır.

2000 Yılındaki DSP-MHP-ANAP hükümeti zamanına kadar geçen 80 yıllın birikmiş dış borcu 58 milyar dolarken KAYNAK ,

AKP 10 yıl içinde bu borcu 4 katından fazla arttırarak 200-300 milyar dolara çıkardı. (sadece 2012 bütçesinde bile 21.1 milyar dolar açık hesaplanmış, çarp 10 yıl ile üstelik iyimser rakamlardır, hiçbir zaman tutturulamaz.) KAYNAK
Bu satarak borç alarak yürütülen politikayı bilmeyenler iyi yönetiliyoruz sanmışlardır.
Borçlandırarak hükümeti kendisine bağlayan Amerika (aynen Menderes döneminde olduğu gibi) Türk Ordusunu kendi çıkarları için savaştırmakta onların borç desteği ile ayakta duran AKP (halkı uyutmak için yalancı postalar atsa da) bir dediklerini iki etmemektedir.

Sözde Müslüman AKP Hükümeti:
Amerika’yı; Irak’ta,Afganistan’da,Libya’da,Somali’de, Suriye’de, İran'da desteklemeye devam etmektedir.

Hele o Irak ve Libya ki!
1974 te Kıbrıs’ta Rumlar Türk kardeşlerimizi katletmeye başlayınca o zamanın hükümeti CHP (Ecevit)-MSP (Erbakan) Kıbrıs’a Türk askerini çıkarmış , buna çok kızan Amerika ve yandaşları, Türkiye’ye saldırmakla tehdit etmişlerse de, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den yana tavır koymasıyla buna cesaret edememişlerdir.

Fakat, tüm ülkeler Amerika’nın baskısıyla (bu gün İran’a uygulanandan daha katı şekilde) bize ambargo (hiçbir şey satmama) uygulamaya başlanmış, yokluklar kıtlıklar yaşanmıştır.

Bu zor günlerimizde Amerika’ya kafa tutan iki ülke;
Irak (Saddam Hüseyin) , Libya (Kaddafi) ambargo kararına uymamış, bize petrol yardımı yapmışlardır.

Yıllar sonra AKP Amerika’ya destek olarak; Irak’ı işgal etmesini ve Saddam Hüseyin’i asmasını sağlamış,
Libya’ya saldırısını destek için asker göndermiş, Kaddafi’nin linç edilmesine yardımcı olarak, her iki ülkede de, yönetime Amerikancı kukla iktidarların geçmesine yardımcı olmuştur.

Günümüzde Suriye’de yapmaya çalıştığı da aynı şeydir.

Amerika, ambargo silahını 1974’ten, 1980 Amerikancı Askeri darbesine kadar kullanarak istemediği hükümetleri (yokluklar ve kıtlıklar yaratarak) düşürmüştür.

Aynı ekonomik silahını 2000 li yıllardaki, DSP-MHP-ANAP Hükümeti döneminde de kullanmış, Irak’ı işgaline destek vermeyen DSP-MHP-ANAP hükümetinin yaratılan ekonomik krizle dağılmasını sağlamış, Irak işgalinde Amerika’yı destekleyecek olan AKP iktidarının seçilmesine destek olmuştur.

Hala, Afganistan, Libya,Somali ve Irak’ta, Suriye’de ve İran’da , (adeta) Müslümanlara işkence ve tecavüz eden Amerikalı jonilere, gerek asker göndererek, gerekse de Amerikan politikalarını destekleyerek, savunarak korumalık yapmaktadır.

Amerika’nın istekleri AKP iktidarınca yerine getirilmezse:
Destek çekilir, borçlar istenir, yeni kredi kaynakları kapatılır, yokluklar yaratılarak AKP iktidarı hemen düşürülür.

Mediter
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.