Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.04.15, 11:52   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Gündem Belirleme

Gündem Belirleme

İnsanları yaratılış fıtratı ile diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, beyni melekelerinin ayrıcalığı, beyni ile düşünen, düşündüklerini dili ve konuşma yeteneği, jest ve mimik ve dahi beden dili ile karşı tarafa anlatabilme yetisi ve farklılığıdır. Bilimde, Ticarette, Sanatta, Zanaatta, Siyasette, gündelik yaşamın her alanında öne çıkan, takdir ve sitayişle, gıpta ile bakılan zeki, büyük zekâ, deha olarak nitelenip tamlanan insanların varlığı bilinmektedir. Maharetleri, hünerleri, yetileri ki bu üç kelimenin birbirini tamamlayan içerikleri ve ifade ettikleri ile başarılı olup başarıdan başarıya koşanlardır..

İşte yukarıda âcizane tarifini yapmaya çalıştığımız insan gurubundan farklı olarak, üstün zekâya sahip olmayan, adına ZEK DÜZEYİ açısından IQ denilen bir sıralamanın bilimsel olarak altında kalan, bu halleri toplum önündeki konuşma uygulama, tavır ve hareketlerinden anlaşılan, daima bir başkasının aklı ve ferasetinden istifade ederek, şansın ve bir takım şartların taşıması ile sosyal ve siyasi konumda ve diğer konumlarda mevki elde edenler, birilerinin üst akıl olarak tarif ettikleri akıl ve feraset sayesinde oturdukları konumu, makamı rezil hale getirirler, getiriyorlar. son 13 yıldır özellikle Türkiye’de örneklerini gördük.
Peki makam ve mevkileri rezil hale getirenler kadar, üst akılların oyunu, senaryosu ile makam ve mevkileri elinde tutanları, oyları ile orada tutmaya devam edenler IQ açısından teste tabi tutulsalar her halde tek sıraya girerler. Dünya örnekleri konumuz dışında olduğundan örnekler sıralamasına girmeyeceğiz.

Bilirsiniz bir söz var; “ insanlar hak ettikleri idareler tarafından idare edilirler!” İyi de hak edenlerin yanında hak etmeyenlerin günahı ne?
Bazıları İmam ve Hatip okulundan mezun olmalarına rağmen, İmam değildir, İmam aynı zamanda önderlik demektir ama değillerdir. Eğer olsalardı herhalde Türk milleti bir şekilde farkına varırdı. İstisnaları yok mu? Belki vardır ama kanımızca Türk milleti görmedi. Hatip ve hitabet! Hatip okulundan mezun ama Hatip değil. Kültür ve bilgi yoksunluğundan irticalen konuşma yapamaz, yapsalar dahi devirmedik Çam bırakmazlar.

Bir başkasının yazdığı konuşma metinlerini tekniğin gelişmiş hali promter denilen ekranda kayan yazılardan okuyarak büyük hatip olurlar, adına danışman dedikleri adamlardan sayısı çok ekip kurarlar, bu ekip içinden kendine danışılan danışman eğer aklı ferasetini rahmani yolda değil şeytani yolda kullanıyorsa, tesadüfün rüzgârları ile makam ve mevkiler de oturanları Karagöz ve Hacivat’ın perde arkasından oynatıldığı gibi oynatırlar.

Tarih, Türkiye ve dünyada IQ su düşük, akli melekeleri ve feraseti bulunduğu konumu ve makamı dolduramayan, o makamları hak etmeyen, hak etmediği için halkına ve makama zarar veren sayısı çok insanları ve öykülerini yazar yazıyor.

Türkiye siyasi açıdan 10 Kasım 1938 yılı saat 9.05 den itibaren bir dönüm noktasına girmiştir. Çünkü adeta bir devri sonlandırırcasına, bir çığır açarcasına bozulan, dağılan, dejenere olan, ülkesini ve halkını başka memleketlerin mandalığına irca ederek kabul edecek kadar çıkarları uğruna kendinden geçen, saltanatları uğruna halkını ve ünlü devletini feda etmekten çekinmeyen idarecilerin elinden alıp, topyekûn bir kurtuluş savaşı vererek halkına çok büyük hizmetleri ve kazanımları hak ettikleri şekilde yerli yerine oturtup ömrü vefa etmeyerek dünyadan ayrılan Atatürk’ün yaşama veda ettiği gün ile başlar Türkiye dönüm noktası!

Çok partili sistem rahmetli Atatürk’ün çok istediği ama sağlığında gerçekleştiremediği hususlardan biridir. Ölümünden sonra ve fiilen Türkiye’de 1946 yılından sonra çok partili sistem başlamış, Kralın sağında oturanlara sağcı, solunda oturanlara solcu denildiğinin hikâyesini çok az adam ve siyasetçi bilir. Böyle olmasına rağmen bazı insanlar sağcı bazıları solcu olarak kabul görmeye başlamış, Kral’a ve etrafındakilere Kral çıplak diyemeyecek kadar yüreksiz maiyet memuru ve düzen içinde soysuz adam bilinir.

Bu hengâme içinde 1950-1960 yılları kendini sağcı sayanların idaresinde Türkiye için kayıp yıllardır. 1961-1971 yılları Türkiye yakın tarihinde en ayrıcalıklı yıllardır.

3 Kasım2002- 7 Haziran 2015 arasında geçen ve geçeçek günler, aylar ve zaman kendini sağcı sayan dini muhafazakâr sayıp aynı zamanda demokratlık iddiasında bulunup anti demokrat olanların idaresinde her konuda kayıp yıllar ve zaman olacaktır. Malum her ülkede iktidar olanlar vardır ama karşısında tamamlayıcı yol gösterici, yanlışlara karşı uyarıcı muhalefet yok ise o ülkede demokrasi denilen fazilet yok demektir, İktidar olanlar muhalefeti siyasi muarız ve düşman olarak görürse, muhalefet iktidarı siyasi muarız ve düşman olarak görürse o ülkede demokrasi yok demektir. Türkiye son 13 yıldır işte bu durumu yaşıyor.

Türkiye’de son 13 yıldır etkili ve yol gösterici bir muhalefet eksikliği yaşanıyordu, oluşturulan havuz medyası tek kanaldan yayın yaptığından, farklı frekanslardan gelen sinyalleri halkın anlaması, algılaması siyasi iktidarın üst akıl gurubu tarafından kesiliyor, gündemi muhalefet belirlemiyor, siyasi iktidarın belirlediği gündeme ancak yorum yazılabiliyordu ne zamana kadar?

7 Haziran seçimleri için özellikle muhalefetin halka vaat ettiklerinin deklare edilmesine kadar.. İlk defa muhalefet gündem belirlemiş oldu. Siyasi iktidar muhalefetin uygulamayı vaat ettiklerine yorum yazmaktan konuşmaktan öte şansı kalmadı.

Şimdi iktidar yorumcuları yazıyor konuşuyor.. Muhalefet vaat ettiği hususları hangi kaynaklardan karşılayacak? El hak ne kadar doğru!
Muhalefet ise kendince hesap uzmanlığı kariyerlerinin verdiği mesleki öz güven ve ekonomi kurmaylarının yaptığı mizan ve hesaplardan yola çıkarak kaynak sıralaması yapıyor ve diyor ki;


İŞTE CHP’NİN 10 KAYNAĞI
1- Büyümenin yüzde 3’den 6’ya çıkması ile 60 milyar liralık gelirden kamuya gelecek pay,
2- Kayıt dışılığın kayıt altına alınması ile 100 milyar lira,
3- Kamu ihalelerinin açık ihale sistemine geçmesi ile 4.5 milyar lira,
4- BTK’nın sansür görevine son verilecek, 1 milyar lira tasarruf sağlanacak,
5- YÖK’ün kaldırılması 40 milyon lira,
6- Örtülü ödeneğin kaldırılması ile 2 milyar lira,
7- Araç kiralamalarına son verilmesi 1 milyar lira,
8- Üst gelir gruplarına kazanca dayalı vergi,
9- 4 temelli program, hukuk ve demokrasi adımları ile 20 milyar dolarlık yeni yabancı yatırım.
10- Saray’a yeni harcamalar yapılmayacak.

Bu 10 madde makul ve mantıklı görünmesine rağmen öyle ha demeyle 100 günde 300 günde halledilecek olaylar değil ama olmayacak şeylerde değil. 10 madde içerik olarak irdelendiğinde iki satır kanunla hallolacak kolay mesele değil!


YCHP muhalefet olarak şunu diyemiyor; ben iktidar olduğumda, kaçak kara sarayı satacağım, burada devlet israfına son vereceğim, lüks araçları satacağım, makam aracı uçağı dâhil birçok araçları satacağım, 13 yıldır şaibeli şekilde zenginleşen bakan, başbakan, C.Başkanı, yüklenici, iş adamı, vb kim varsa mallarına mülklerine el koyacağım demiyor, diyemiyor! İşte fakir fukaraya, garip gurebaya vermeyi vaat ettiklerinin asıl kaynağı burada bu israflar da!

Eğer IQ nuz standart üstü ise akli ferasetiniz, medeni ve siyasi cesaretiniz var ise, bunları söyleyiniz deklare ediniz ki, farklılığınız İmam ve Hatip olmayanlardan daha belirgin ve net hale gelsin. Bu olmazsa Seçim beyanı belgesi vaatleriniz, söylemesi keyif verici dinlemesi keyif verici hamaset nutuklarından başka bir şey olmaz. Türk milleti popülist nutukları çok gördü çok duydu. Hadi söyleyin ve gündemde hep siz kalın siz konuşun. 45 gün kaldı seçimlere belki oyunuzda 1.5 puanlık bir artış daha olur.

(Türkiye şartlarında % 25-28 oy oranı ile iktidar olunmuyor.) YCHP'nin oyu bu! Seçimler neye ne kadar izin verecek belli değil. Herkes AKP, YCHP,MHP, DPT konuşurken yükselen Vatan Partisini unutuyor. Ani bir çıkış ve düzen partilerine tepki ile bir oy patlaması yaparsa Vatan Partisi bütün öngürüler ve tahminlerin nasıl yanıltıcı ve yanlı olduğunu ortaya koyacaktır.

Velev ki AKP tek başına hükümet edecek sayıya ulaşamadı, ortak hükümet dönemi başlıyor demektir. Ortaklık ise kendi proğramınızı uygulama şansı vermez anlaşılacak ortak proğram ile hükümet edilir.

23.04.2015 - Mustafa Akten
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.