Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.04.15, 13:38   #26
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Doğu ve Güneydoğu'da 'Özerk Kürdistan' Kurulması Konusunda Ne Düşünü

Açıklaması ve kabullenmesi çok zor bir durum.
*Özerkliğe karşıyım
*Kürtler özerk olmalıdır.
Seçenekleri tam olarak duygularımı ifade edemiyor.
Şöyle ki;
Türkiye'nin bölünmesine karşıyım, bu anlamda Kürtlerin özerkliğine de karşıyım.
Ama,şu an yasal olmasa da, fiilen bölünmüş durumdayız.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de (Şeyh Sait Ayaklanması gibi) yabancıların kışkırtıcılığını ve destekçiliğini yaptığı ,Kürt ayaklanmaları sürekli olmuştur ama bölge halkından (Kürtlerden) hiç zaman bu denli, taraftar toplayamamış ve hiç bir zaman bu kadar iç destek görmemiştir.


Bunun en büyük sebebi de AKP Hükümeti'dir.
AKP Hükümeti'nin emeli, Atatürk'ün Laik, demokratik Cumhuriyeti'nin yerine, dini kurallarla yönetilen çağdışı bir Şeriat yönetimi getirmektir.
Ama, ATATÜRK'ÜN İLKELERİNİ, DEVRİMLERİNİ, KURDUĞU LAİK VE DEMOKRATİK CUMHURİYETİ YIKMAYA sadece AKP hükümeti ve onun din devleti heveslisi yandaşlarının gücü yetmezdi.
Onlar da bunu çok iyi bildikleri için, SEVR'DE VE KURTULUŞ SAVAŞI'NDA, ATATÜRK'E VE İLKELERİNE DÜŞMAN OLAN GRUPLARINDA DESTEĞİNİ ALMA YOLUNA GİTTİLER.


Atatürk düşmanı bu grupları şöyle sayabiliriz;

Bölücü Kürt gruplar,
Azınlıklar ve onların vakıfları,
Mandacılar ve Kapitalist Ülkeler,
Saltanat taraftarları,
Din devleti heveslileri...
Bu grupların tümüne çeşitli tavizler verilerek destekleri alındı ama karşılık olarak, şımartıldı ve palazlandırıldı.

Bölücü Kürtlerle,
masaya oturuldu . Milliyetçiliği yok edebilmek için TÜRK SÖZCÜĞÜ silinmeye çalışıldı, hala da çalışılıyor. ''Açılım'' masalıyla, ''Kan dökülmesin'' ninnileriyle bölücülük taraftarlarının hem sempati, hem de taraftar toplamalarına yol açıldı. Türkiye'yi bölünmeye götürecek tavizler verildi.

Azınlıklar ve vakıfları;
Öteden beri bizi soykırımla suçlayan ve mahkum etmeye çalışan Ermenistan'la (Azerbaycan'ı küstürme pahasına) yakınlaşma sağlandı, ''Soykırım yaptığımız'' yalanını savunan Orhan Pamuk gibi (sözde) aydınlar AKP Hükümetince ve Cumhurbaşkanı tarafından onore edildi.
Azınlıklara ait devletçe el konulmuş vakıfların arazileri geri verildi. Bir çok imtiyazlar sağlandı.

Kapitalist Ülkeler,
Osmanlı zamanında kaldırılmış olan kapitülasyonlardan kat ve kat daha fazlası olarak, Türkiye'nin bütün değerlerini , toprağını, suyunu satın alabilmelerine, Türkiye ekonomisinde söz sahibi olmalarına ve borçlandırabilmelerine yardımcı yasalar çıkarıldı.

Saltanat taraftarları;
Saltanat taraftarları (Atalarına bağlı bazı ülkücüler) her şehirde , hatta ilçelerde olan bando takımları kaldırılarak, mehteranlar kuruldu. Her fırsatta, Padişahlar övüldü ve övülmeye devam edilmekte, Kaçak sarayda saltanat gösterileri düzenlenmekte.

Din devleti heveslileri:
Laiklik yasal olarak kaldırılamasa da fiili olarak yok edildi, her gün yeni yasaklarla ve sansürlerle din devletine gidilirken, laikliğe aykırı olarak devlet desteği ile milyonlarca çocuk ve genç, dindar ve kindar, din dini kurallarla yaşamaya hevesli (şeriat taraftarı) bir nesil olarak yetiştiriliyor. Tüm okulların ve kurumların İmam Hatibe çevrilmesinin sonuçları 15-20 yıl sonra görülecektir.
Tüm bu Türkiye Atatürk düşmanlarının yardımı ile de iktidarlarını sürdürme ve Atatürk'ün emaneti Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni, çağdışı Arap Şeyhliklerine dönüştürme gayretleri büyük bir hızla devam etti ve etmektedir.
Unutulmamalıdır ki, Türkiye'nin bu günkü, gerici akımının sebebi (Laikliğe aykırı olarak) 1975 yılından itibaren her ilde ve ilçede açılan İmam Hatip Liseleri ve 1980 darbesiyle okullara 4. sınıflardan itibaren konan hafta da, 1-2 saat Dindersi ve Diyanet işlerine ayrılan dev bütçedir.
Her ildeki ve ilçedeki 1 İmam Hatip Lisesi ve 4. sınıftan sonra okutulan 1-2 saatlik dindersi, 20-25 yılda Türkiye'yi bölünmenin ve din devletinin eşiğine getirebilmişse,
Günümüzde tüm okulların, İmam Hatibe veya Kuran Kursuna dönüştürüldüğü,
hafta da 1-2 değil 5-10 saat Dindersi veya Arapça okutulduğu,tüm kaynaklardan din empoze edildiği, geçmişte olmadığı kadar din eğitimine devasa kaynak aktarıldığı düşünülürse 5-10 yıl sonrası Türkiye'sini hayal etmek zor olmasa gerek.
Üstelik ok yaydan çıkmıştır, tohumlar atılmış, kaynaklar ve holdingler yaratılmıştır. AKP zihniyeti iktidardan uzaklaştırılsa bile Laikliğe verilen zararı telafi etmek, Laiklik ve Atatürk düşmanı olarak yetiştirilen gençliği kazanmak mümkün değildir.
AKP Hükümeti bu Atatürk Düşmanlarına verdiği tavizlerle ve işbirliği ile Güneydoğu'yu geri dönülmez bir hale getirmiştir.
Bu gün Doğu, kangrene dönüşmüştür, yasal olarak olmasa da, fiili olarak bölünmüştür, bu bölünmeyi önleyebilmek için geçmiş dönemlerden kat ve kat sert bir uygulamaya girmek gerekir ki, bu hem sonuç getirmez, hem de oluk oluk kan akmasına yol açar.
Artık yapılabilecek tek şey kangren olmuş uzvu kesip atmaktan başka yol yoktur.
Üstelik, AKP İktidarından kurtulunsa bile;
Hem kurulacak Özerk Kürt tarafının, hem de (sadece adı kalmış) Türk tarafının en büyük sorunu, (Kürt-Türk) bölünmek değildir.

Çünkü, Doğu'nun bölünmüş olması, batıda yaşayanların, yaşam koşullarını, tercihlerini etkilemez, aksine yükseltebilir,

Asıl tehlike, tohumları ekilmiş olan, din devleti (şeriat) tehlikesi ve taraftarlarıdır.

Hem doğuyu, hem de batıyı bekleyen en büyük tehlike budur.

Çünkü din devleti heveslileri, Bölücüler gibi belli bir toprak parçasında kendi istedikleri gibi yaşam isteğinde değil, tüm topraklarda, diğer inançtakilerin veya inançsızların da yaşam şekillerine karışarak, kendi inançlarına döndürme gayretinde ve niyetindeler.

Hiç şüpheniz olmasın ki,
eğer doğuda özerk bir Kürt bölgesi oluşturulursa, bölgedeki din devleti heveslileri ile (laik bir yapıda olan) PKK güçleri arasında kanlı bir iç savaş çıkacaktır. Bunun kıvılcımları geçtiğimiz yılda görülmüştür.
Aynı çatışmanın batı bölgelerinde de yaşanması kaçınılmazdır.
Asıl büyük tehlike budur, öyle bir an gelecek ki, ister doğudaki (PKK yanlıları), ister batıdaki milliyetçi ve ulusalcılar olsun, kendi yaşam şekillerini ve tercihlerini koruyabilmek, özgürce yaşayabilmek için ortak hareket etmek zorunda kalacaktır.
Ne yazık ki, asıl büyük tehlike, doğunun özerk olması değil, hem doğunun, hem de batının çağdışı din devletine kaymasıdır.
Tüm bunlar bir arada düşünülürse, (her ne kadar istemesek de) Özerkliğe yeşil ışık yakmaktan başka çıkar yol kalmamıştır.

Asıl, savunma hattı oluşturulması gereken, Din devleti heveslileridir. Öyle bir gün gelebilir ki, bu gün nefret ettiğimiz Özerklik taraftarlarıyla, ortak düşmana karşı birliktelik bile sağlanabilir.

Ama asıl tehlike, çağdaş yaşamlıların (Laiklerin) yaşam şekillerine, inançlarına, tercihlerine ve vergilerinin nereye harcanacağına bu denli baskı varken bile hala ''Şeriat'' esaslı din devleti tehlikesini uzak olasılık bile görmemeleridir.

İşte çağdaş yaşamlı çoğunluk tarafından inanılmaması nedenledir ki, din devletine götüren adımlar daha hızlı ve daha sık atılmaktadır.

SONUÇ OLARAK,

İstemesek de, özerk Kürt bölgesini engellemek artık mümkün değildir.
Çünkü 7 Haziran seçimlerinde HDP barajı aşar ve meclise girerse;
eli güçlenecek ve AKP'den veya iktidara gelebilecek diğer partilerden (başta doğu ve güneydoğu) olmak üzere tüm Türkiye'yi kaosa sürükleme tehdidiyle daha da büyük tavizler koparacaktır.

HDP barajı aşamaz ise,
meşru Türkiye Meclisi'nde temsil edilmediğini ileri sürerek Doğu ve Güneydoğu'da yerel yönetimlerde kendi meclislerinin yetki alanlarını daha da genişletecekler ve özerk devletmiş gibi davranacaklardır.

Bu duruma müdahale edilmesi durumunda da Doğu ve Güneydoğu ateşe ve kaosa sürüklenecektir.

Oy kullanma açısından ele alırsam da,

Bölünmeyi istemediğim ama (istesek de, istemesek de) bölüneceğimizi bildiğim için de BU ANKETTE OY KULLANMIYORUM.
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.