Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.04.15, 20:15   #2
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: İsrail, Suriye ordusu ve Hizbullah'a yine saldırdı

AKP Bir taraftan İsrail'e sahte ''ONE MİNUTE'' postaları atarak, Din ve Milliyetçilik duygularını galeyana getirdiği Türk Halkı'nı kandırıp oyunu alırken diğer taraftan da,
Diğer taraftan da, Amerika ve İsrail ile birlikte olup, Arap ülkeleri içerisinde kalmış İsrail Düşmanı olan devlet yönetimlerini (Irak-Saddam Hüseyin, Libya-Muhammet Kaddafi) yıktığını, Yine İsrail Düşmanı olan Suriye- Hafız Esad'ı yıkmaya gayret ettiğini ve Suriye yıkılırsa, sıranın İsrail düşmanı tek ülke kalacak olan İran'a geleceğini

Seçime Doğru-5 AKP ve İsrail (One Minute Aldatmacası)
Konumda yazmıştım.


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster

Bir çok vatandaşımız hala, AKP ve Tayyip Erdoğan'ın zaman zaman İsrail'e (sahte) postalar atmasına kanarak, AKP'nin (Türk Hükümeti'nin) İsrail'e düşman olduğunu sanmaktadır.

İsrail-Türkiye konusunu daha geniş olarak ele almak gerekir ama İsrail- Amerika ilişkisini bilmeyen yoktur.
İsrail'i kuruluşundan günümüze koruyup kollayan, destekleyen, Birleşmiş Milletlerden İsrail aleyhine çıkabilecek her kararı, engelleyip veto eden AMERİKA'dır.
Bir başka deyişle, İsrail, Amerika'nın şımarık çocuğudur.

Diğer taraftan, AKP Hükümetine ve Tayyip Erdoğan'a bakarsak, AKP'nin ve Tayyip Erdoğan'ın Amerika ile ilişkisi çok sıkıdır.
Ay geçmez ki, Tayyip Erdoğan veya bir AKP yetkilisi ABD başkanı veya bir Amerikalı yetkili ile görüşmesin.
Tayyip Erdoğan'ın çocuklarını Amerika'da okutmasını, (Eski kankası, şimdi ki kanlısı) Fethullah Gülen'in yıllardır Amerika'da kollanmasını saymıyorum bile...

O zaman AKP'de , İsrail gibi Amerika güdümlü bir partidir, denilebilir.
AKP - AMERİKA birlikteliğinin en güzel örneği de,
Müslüman Arap ülkeleri içinde, Amerika'ya ve İsrail'e düşman olan ülkelerin;
Irak (Saddam Hüseyin),
Libya (Muammer Kaddafi),
Suriye (Esad), rejimlerinin AKP'nin de yardımı ile ortadan kaldırılması, müslümanların katledilip, kadınlarına tecavüz edilmesi olaylarına destek verilmesi, dolayısıyla İsrail'in düşmanlarının temizlenmesidir.
Gelecek hedef bir başka İsrail düşmanı İran'dır.

Temelde bu ülkeler, Türkiye dostu ülkelerdi. Kıbrıs Barış Harekatı esnasında Türkiye'nin yanında yer alan sayılı devlet ve liderlerdi. (Saddam Hüseyin, Kaddafi)

Bu nedenle olayları daha iyi anlayabilmek için geçmişe bir göz atmak gerekiyor.

Aydınlık Gazetesi'nden bir başlık;


Tarih: 20 Ekim 1996
Tayyip Erdoğan henüz İstanbul Belediye Başkanı ve Abromowitz ise, CIA Direktörlüğü yapmış bir diplomat (!)

Tayyip Erdoğan'a;
2004 Yılında da Amerikan Yahudi Kongresi’nden (AJC) ‘Üstün Cesaret Madalyası'',


2005’te de, Yahudi lobisi ADL tarafından, ‘Üstün Cesaret Ödülü’
verilmiştir.


Yine AKP Hükümeti tarafından 2009 Yılında da ,
Hatay'dan Şırnak'a uzanan Kıbrıs adası büyüklüğündeki , 550 km uzunlukta, 350 m enindeki mayınlı arazi, 49 yıllığına (mayınları temizleme karşılığında) İsrail'e verilmek istenmiş ama muhalefetin ve halkın tepkisi üzerine vazgeçilmiştir.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, Arslan Bulut'un, Yeni Çağ Gazete'sinde ,22.11.2012 tarihinde yayınladığı, aşağıdaki makalesini okumakta yarar var.

*****************************
2000'li yılların başbakanını nasıl hazırladılar?


Türk-Amerikan dostluk dernekleri
nden birinde görev yapmış bir Türk ile tanıştım.
Bir anısını anlattı:

“ADL (Anti Defamation League), İstanbul’dan Tayyip Erdoğan adlı bir siyasetçiyi davet etti.
Amerikan Türk Dernekleri, karşılamada bulunmak için çeşitli eyalet ve şehirlerdeki dernek başkanlarına bildiri geçerek karşılamada bulunmak isteyenleri çağırdı.
Biz hafta içi olduğundan gelemeyeceğimizi bildirdik. Geliş tarihini hafta sonuna aldılar ve biz de katıldık.
O zamanki başkan;
’Bir misafir gelecek, ADL’de dokuz günlük bir beyin fırtınası yapılacak ve geleceğe yönelik kararlar alınacak. Bu yüzden, misafiri çok düzenli bir biçimde havaalanından alıp ADL’ye teslim edeceğiz sonra da yurda dönerken havaalanına götüreceğiz’dedi.

Başkana misafirin adını sordum..
’Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı’dedi.
’Peki, Yahudi örgütüyle işi ne?
’diye sorunca,
’2000’li yılların başbakanını hazırlıyorlar’
cevabını verdi.. Kanım dondu..
O toplantıya Egemen Bağış’ın da katıldığını hatırlıyorum..”


***
1994 yılında daha yeni belediye başkanı seçilmiş bir kişi,
Yahudilerin örgütü tarafından ABD’ye davet ediliyor ve Türk-Amerikan derneklerinin başkanı, “2000’li yılların başbakanını hazırlıyorlar” diyor..
İşte Türkiye’nin nasıl yönetilmekte olduğunun fotoğrafı budur..

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, sanki ABD’nin adaylarıymış gibi, hep Amerikan merkezlerine gittiler. Görüştükleri kişilerin geçmişinde mutlaka CIA damgası vardı.

Dünyayı küreselleştirdiklerini iddia edenler, bütün ulus devletleri, etnik ve dini farklılıklarına göre parçalayarak eski Yunan siteleri gibi şehir devletlerine bölmeyi ve tek merkezden yönetmeyi plana programa bağlamış durumdaydı. Erdoğan, kendisine bir memorandumla bildirilen bu küresel planı kabul ettiğini, parti programında ortaya koyuyordu. Dünyayı yönetmeye soyunmuş İslam düşmanı Neocon tarikatı, Kuzey Irak ve Güneydoğu Türkiye’de bir kukla devlet kurmak için önce Türkiye’de kukla hükümet oluşturmak planını uygulamaya çabalıyordu. Kurmak istedikleri kukla hükümetin birinci vazifesi, AB dayatmalarının hepsini kabul etmekti!
Tansu Çiller’in, “ABD, Irak’a girdiğinde benim başbakan olmam lazım” demesi durumun vahametini gösteriyordu. AB ve ABD, Türkiye’de kukla hükümet istiyor, Türkiye’deki siyasiler de sıraya girmiş, “Ben olayım, ben olayım” diyordu. Türkiye bir yol ayrımına gelmişti.

***
Erdoğan, Başbakan olduktan sonra da her ABD gezisinde Yahudi lobisinin misafiri oldu.
Tayyip Erdoğan, 2009 yılındaki bir ziyaretinde ABD’ye iner inmez New York’ta kaldığı The Plaza Oteli’nde, aralarında Abraham Foxman’ın başkanlığını yaptığı ADL kuruluşunun da bulunduğu New York ve Washington merkezli önemli Yahudi kuruluşlarının temsilcileriyle görüşmüştü.
Foxman, yaptığı açıklamada “Bizim açımızdan en önemlisi, Başbakan Erdoğan’ın New York’a gelir gelmez ilk önce bizi kabul etmesidir. Bizim için en önemli olan nokta bu, çünkü Başbakan Erdoğan bize verdiği önemi göstermiştir. Erdoğan’ın, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilere ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir” demişti.

Tabii Erdoğan için de asıl önemli olan nokta “New York’a gelir gelmez Yahudi lobisi temsilcileriyle görüşmek” tir.
Şimdi aynı Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i terörist devlet ilan etmesi, bana bu sebeplerle pek inandırıcı gelmiyor..
***
5 Kasım 2001 tarihinde, The New York Times gazetesinde, Yahudi asıllı gazeteci William Safire önemli bir yazı yazmıştı
Safire, “Nasıl ki Sovyetlere karşı Çin kozunu kullanarak Komünist Bloku böldük, onları da aynı şekilde böleceğiz. Kozumuz, güçlü ordusuyla laik Müslüman ülke olan Türkiye! Türkiye, kendi Kürt problemini, kendi payına düşen dilimde Kürdistan diye adlandırılan bir özerk bölge oluşturarak çözecektir” diyordu.

İşte Arap Baharı adı altında Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun karıştırılması Türkiye üzerinden gerçekleştirildi.
Bu politikayı uygulayan ve İsrail’i korumak için, Malatya’ya füze kalkanı yerleştiren Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i lafzen eleştirmesi sizi ikna ediyor mu?

Arslan Bulut / Yeni Çağ

NOT: ADL (Anti Defamation League): İftira ve Karalama ile Mücadele Birliği anlamına gelir. 1913 yılında B'nai B'rith örgütü tarafından ABD'de kurulmuştur. Kuruluş senedinde açıklanan gayeleri, " Yahudi toplumuna karşı yapılan karalamaları durdurmak, karalama sebeplerine ve inanışlarına itiraz etmek ve gerekiyorsa karalamala eylemlerini kanun önüne getirmektir." KAYNAK

**************************

Görülüyor ki, AKP ve Tayyip Erdoğan'ın İsrail ve Yahudi Lobileriyle arası kötü değildir.
O zaman niçin Tayyip Erdoğan, zaman İsrail'e bağırır, çağırır.

AKP'nin her seçim öncesi uygulamaya koyduğu bir (sahte) gerginlik politikasıdır bu seçimler öncesi uygulanır. Dini ve milli duyguları kabaran Türk Halkı; ''Heyt be Başbakan dediğin böyle koyar postasını!'' der gururlanır ve oyunu verir ama postadan öte gidilmez, seçim kazanılır. Bir sonraki seçime kadar, İsrail düşmanlığı söndürülür, bu oyun yıllarca uygulanır durur.

İSRAİL GERGİNLİKLERİNİN ZAMANLAMASINDAN ÖRNEKLER

''One Minut'' Olayı (29 Ocak 2009)
SEÇİM: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

Büyük elçimizin alçak koltuğa oturtulması krizi (12 Ocak 2010)

Filistine Yardım Gemileri (31 Mayıs 2010)
SEÇİM: ANAYASA OYLAMASI (12 Eylül 2010)

2010 yılı boyunca İsrail ile gerginlik politikası sürdürülmüş,
İsrail Büyük elçimiz (gösterişli bir şekilde) geri çağrılmış ama Anayasa oylaması sonunda gerginlik yumuşatılmış ve Büyük Elçimiz sessizce İsrail'e geri gönderilmiştir.
AKP'destekçisi (sözde) yardım vakıfları ve kişilerce hazırlanan gemilere (İsrail'in müdahale edeceği biline biline) gerginlik tırmandırılmış. ANAYASA değişikliği kabul edilmiş ve gerginlik yumuşatılmıştır.

Benzer şekilde Mısır Darbesi (3 Temmuz 2013) Gerginliği de:
30 Mart 2014 Yerel Seçimine kadar sürdürülmüş ve Milli ve dini duyguları kabartılan halkın oyları alındıktan sonra üzeri kapatılmıştır.

Mediter
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.