Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.05.15, 09:31   #2
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Neden Kıydılar İşçiye? | Tokmak

Paylaşım için teşekkürler @Redwine,
İşçilerin büyük çoğunluğu, ne zaman kul değil emek üreten yüce bir değer olduklarını anlayıp ayağa kalkıp, ONURLARINA SAHİP ÇIKACAKLAR.
İşte o zaman sömürü düzeninin savunucu asalaklar kıyamıyacaklar işçiye.
Dün maden ocaklarında, şehit işçilerin ardından timsah gözyaşları dökenler.
Dün yine kıydılar, şehitlerin arkadaşlarına, yarının şehitlerine...


Atın Asaleti ve Gururu- Kara Elmaslar (Soma'ya Ağıt)
Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster




Atlar, asil ve özgürlüklerine düşkün ,gururlu hayvanlardır.
Bu özellikleriyle de, tarihin ilk çağlarından beri asaletin simgesi sayılmışlardır.
At, özgürlüğünü, isyanını, gururunu şaha kalkarak haykırır.
At yarışı severler arasında, yarış kaybettiği için (kahrından) yemeden , içmeden kesilip intihar eden atların olduğu, binicisini seven atın kırbaçlanmadan da ''çatlayıncaya değin'' koştuğu, nesilden nesile anlatılır.
İnsanların bir çok vahşi hayvanı, hazır yiyecek sunarak kolayca evcilleştirdiği bilinirken, atı evcilleştirmenin zorluğu bir çok kültürde destanlaştırılarak anlatılır.

Derler ki;
At, asaletli, gururlu, özgürlüğüne düşkün bir hayvandır. Bir çok yabani hayvan kendisine sunulan bir lokma hazır yiyecek için insanların üstünlüğünü kabullenip,onların emrine girerken, atlar ısrarla insanlardan kaçmış, kendilerine sunulan hazır yiyeceklere yaklaşmamış, (yiyecekleri yese bile) sırtına binilmesini, karın tokluğuna çalıştırılmayı (köleleştirilmeyi) kolay kolay kabul etmemişlerdir.

Fakat, atı emri altına alıp köleleştirmek , onun sırtına binmek isteyen insanoğlu, atı köleleştirmenin yolunun, onun gururunu kırıp, onursuzlaştırmaktan geçtiğini anlamışlar.
Öyle ya: ‘Özgür,gururlu, onurlu bir can, bir başka cana boyun eğer mi? Kul, köle olur mu?''

Atın gururunu yok edebilmek için, günlerce dövmüşler, eziyet etmişler, aç –susuz bırakmışlar.
Öyle bir hale gelmiş ki, açlık ve susuzluktan, dayaktan, değil şaha kalkıp direnmek, ayağa kalkacak hali kalmamış.
O haldeyken binmişler sırtına, sırtındakini atabilmek için ayağa kalkmak için gayret ettikçe dövmüşler. Daha fazla yüklenmişler sırtına.
Çırpındıkça dayak yemiş, aç-susuz kalmış.
Ne onuru kalmış, ne de gururu...
Umarı kalmamış, kabüllenmiş sırtına binenin acımasızlığını, üstünlüğünü,yüzsüzlüğünü zamanla da unutmuş, ‘’Özgürlük ne demek?’’ ‘’Gurur ne demek?’’

O gün bugündür insanoğlu biner atın sırtına,
kimi zaman (zorunlu kılınmış) bir arkadaştır insanoğluna, kimi zaman sütçü beygiri yapılmış bir köle...
Sonunda, ona layık görülen, ya alnına bir kurşundur, ya da kuytu, sur diplerinde bir satır...

Emekçiler de, kader arkadaşıdır atın,
Onuruyla, gururuyla, insanca yaşamak, insanca şartlarda çalışmak, emeğinin hakkını ,hakkettiğince almak ister.
Vermez hakkını ona, köleleştirmeye alışmış, düzen ve düzenin dümenindekiler...
Bu amaçla sendikalaşır işçi, şaha kalkar, hakkını arar, direnir bazen, at misali.
Emekçiyi köleleştirerek sırtına binmeyi kafasına koymuş kapitalist güçler, aç bırakırlar, onu karın tokluğuna, çalıştırmak isterler, çalıştırırlar da...
Çünkü çoğu unutmuştur, hakkı, emeği, onuru, sadaka gibi alır üç kuruş maaşı..
Emekçi olduğunu, emeğinbir değeri olduğunu biliyorsa hala, haykırıyorsa meydan meydan, joplatırlar, gazlatırlar, ıslatırlar gururlarından eser kalmasınlar, girsinler ‘’boyunduruğa’’ diye...
Çaresiz, unutur gururu, özgürlüğünü, emeğin üstünlüğünü karın tokluğuna atılır en zor ve tehlikeli işlere, evde çoluk çocuk aç, yiyecek bekler, isyanlarda ise jop...

Çoğunluğu ise,normal sanır, benimser artık, karın tokluğuna çalıştırılmasını, patronunun kesesini doldurmasını, aldığı üç kuruş maaş için kendisini sömüürene minnettar kalışını...


Girer bembeyaz yüreğiyle karanlık dehlizlere karınca misali, kömür tozu yuttukça hayatı kararır ama yüreği emeği aydınlanır.
Vardiya sonlarında, kapkara, tere bulanmış çıkarlar kapkara dehlizlerden ama ışık saçarak.
‘’Karaelmas dedikleri kömür değildir.'' aslında ‘’Ahmet’tir, Mehmet’tir, Ali’dir’’ elmaslaşan...
‘’Dünya’nın eşi bulunmaz, en değerli,en büyük elmaslarıdır’’ onlar, (değerleri bilinmeyen, hakları verilmeyen)...
Çöker maden, patlar kazan, yanar yürekler.
Kaza sanmayın bu bir cinayet..
Duman fışkırır, alev uzanır maden canavarının ağzından, dil misali.
Sarar canları...
Kötü haberdir, tez duyulur, maden ağzı mahşer misali.
Meraklılar en önde, canı canavarın midesinde olanlar çökmüşler en arkada, sadece gözleri aranır, gözlerde bir umut, birisi; ‘’Seninki sağ çıkmış!’’ desin.
Arkası gelmez bir türlü,
Geçerler önümüzden bembeyaz sedyeler içinde, kömürden katrana dönmüş alınterleriyle, emekçi şehitleri...
Naaşları, onur dolu, gurur yüklü, bir o kadar da ağır.
Sorumlularsa, yoktur ortalıkta.
Hemen olay daha yeni,acı çok taze,
Hele durun geçsin bir kaç gün, önden yardımlar gitsin, ağızlara bir parmak bal, canların, canının bedeli (!)
Daha sonra ,timsah gözyaşlarıyla, ‘’cekler, caklar’’...
Yanarken yürekler, bazılarının gözlerinde, timsah gözyaşları, dillerinde yalan değirmenleri...
Daha dün, 1 Mayıs meydanlarında, hak aramaktayken, dövdürdüğünüz, öldürdüğünüz işçiler, emekçiler bunlardı, Heeyyyyyyy!


Kömür çıkarılmıyor ocaklardan bugünlerde, ‘’Elmas çıkarılıyor elmas!’’ hem de ''Dünya'nın en değerli elmasları'' ....
‘’Herbiri Dünya’nın en değerli elmaslarıydı o şehitler.
Değerlerini bilemedik, sahip çıkamadık, destek olamadık...

Utanıyorum, her sayınız artışında.. .
Yerlere geçiyorum, bir kadın veya çocuğun tanıdık sedyeye çığlık atışında...

Özür dilerim...
Özür dilerim...
İçim kan ağlıyor ama elimden bir şey gelmiyor...
Siz, Türk halkının kalbine gömüldünüz...
Bilmem ki affeder misiniz bizi?
Tüm yapabildiğimiz bu...


Mediter




__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.