Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.05.15, 02:08   #63
Aristo
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 980
Mesajlar: 10,448
Ettiği Teşekkür: 45973
Aldığı Teşekkür: 39534
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Türban Nedir?

Daha yapıcı ve ikna edici bir tartıma yürütsek?

Her dinin rezilleri ve rezillikleri var.

Zamanında Musa diye biri çıkmış... ''Allah beni Peygamber ilan etti ve benim kavmimi ayrıcalıklı kılıp, bu toprakları bize verdi'' demiş... İsa bakmış ''yahu niye hep siz ayrıcalıklı olacaksınız; Allah size torpil mi yaptı?'' diye tavır koyup, kendi kavmine de ayrıcalıklar sağlamış... Sonra Muhammed gelmiş, ''hoopp yahu... Benim de kavmim var, bizim başımız kel mi?'' diye o da kavmine ayrıcalıklar istemiş...

Ve işte o gün bu gündür kendini ayrıcalıklı görenler dünya nimetlerinden kendilerine daha fazla pay alabilmek için din ve Allah adına bir birlerini kesip durmuşlar ve hala da bıkmadan kesiyorlar...

Ve egemenler uyanıktır. İnsanlara ''benim için öl'' derlerse, kendilerini öldürecek fazla sayıda salak çıkmaz... Ama kendi egemenliklerini sağlamak ve devam ettirebilmek için ''Allah için öl'' derlerse ve ölence de cennet vaad ederlerse binlerce yıldır insanlar insanları Allah adına keser durur ama egemenler hep yaşarlar...

Hiç bir din masum değildir...

Kitaplarına baksanız hepsi insanlık için güya... Ama yeryüzünde dinler kadar insanlığa zarar veren, insanları bölen, birbirlerini kıydıran başka bir faktör daha yoktur ve olmamıştır.

Bu itibarla benim dinim iyi, senin ki kötü gibi bir tartışma verimli geçmez.

Çünkü tüm dinler reziller ve rezilliklerle doludur.

__________________

Konuya yeniden döner ve konunun da türban olduğunu yeniden hatırlarsak...

Bu sıkmabaş ya da türban modası 1980' lerden sonra çıktı. Hani ABD, Türkiye' de Yeşil Nesil projesini devreye sokmuştu ya...

Çok gençtim ama çok iyi de hatırlarım o zamanları...

O zamanda kapalılar vardı ama hem bu kadar çok değildiler, hem de bu şekilde kapanmazlardı... Ayrıca kapanmaya yönelik geniş bir talep de yoktu.

Her nasılsa faşist Kenan Evren toplumsal alt yapısı olmayan bir Talebi devreye soktu. İsteyenler devletin gösterdiği şekilde kapanırlarsa üniversitelere başları kapalı olarak gidebilecekti. Zamanın psikolojisi bozuk bir hatunu da yabancı bir film yıldızından etkilenerek şu an sıkmabaş olarak bilinen türbanı dizayn etti. Bu kadın Şule Yüksel Şenler' di. Yıllarca Anadolu' da Almanya' dan getirilmiş yabancı bir kadınla birlikte tarikatlerin organize ettiği toplantılarda kadınların kapanması için hiç usanmadan çalıştı. Kasabalarda ve köylerde yanında gezdirdiği türbanlı Alman kadını gösteriyor ve ''bakın bu bile hıristiyanken kapandı da, siz müslümanken nasıl hala saçınız-başınız açık geziyorsunuz'' diye propagandalar yaptı.

Ve Kenan Evren' in kurduğu YÖK' ü hatırlayalım. Ve YÖK' ün başına Kenan Evren' in atadığı İhsan Doğramacı' yı...

Ve YÖK' ün ilk başkanı İhsan Doğramacı, bula bula Anadolu İslam' ında hiç kullanılmamış bir kapanma tarzı buldu... Bu tarz Şule Yüksel Şenler' in dizayn ettiği sıkmabaştı.

Yani binlerce yıldır kullanılan yemeni, yazma, tülbent ve eşarp bir tarafa atılacak ve üniversitelere kapalı girmek isteyen bayan öğrenciler türbandan başka bir şekilde başlarını kapatamayacaktı...

Çok pis ve toplumu kamplaştıracak bir oyun sahneye konuyordu...

Kapanmak isteyen öğrenci sayısı hem çok azdı, hem de bu türban bizim geleneklerimizde, kültürümüzde olmayan tuhaf bir şeydi... Özellikle de kapanmaya sıcak bakan üniversiteli kızlardan büyük tepki gördü... Yabancısı oldukları bir türban ile kapanmak istemiyorlardı...

Ancak YÖK ve Kenan Evren geri adım atmadı.

Yeşil Nesil projesine piyon olmuş tarikatlerin de baskısıyla kız öğrenciler, ''n'apalım, bari başımızı böyle kapanalım'' çaresizliği içinde türban kullanmaya başladılar...

Ancak üniversitelerde türban kullanan öğrenci sayısı çok azdı. Bu sayıyı yükseltmek ve türbanı kitleselleştirmek üzere yeni bir oyun daha sergilendi...

Türbanı serbest bırakan Kenan Evren bir süre sonra türbanı yasakladı...

Yani önce bir hak (!) verip, sonra durduk yerde kendi verdikleri hakkı geri alarak pis oyunlarına devam ettiler...

Türban önce serbest bırakılıp, ardından da kısa bir süre sonra yasaklanınca kısa bir süre önce türbanı kendilerine yabancı bulan dindar bayanlar birden türbana müthiş derecede sahip çıkmaya başladılar... Saftirik sol ise ''özgürlük'' adına türban yasağına karşı çıktı.

Artık Cunta zamanında palazlandırılan tarikat ve cemaatler de devreye sokularak türban yasağına karşı giderek kitleselleşen bir hareketin ilk kıvılcımları atılmış oldu...

Ondan sonrasını ise biliyoruz...

Türban üzerinden tam da Amerikan ve siyonist oyunları neticesinde Türkiye bir daha bütünleşemeyecek bir şekilde bölündü.
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.