Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.05.15, 21:51   #1
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Post Sömürü Düzeninin Yem Borusu ve Kuşa Bakmak



Rivayet edilir ki;
Bir kale düşmanlar tarafından kuşatılır. Kuşatma aylarca sürer ve kale içindekilerin ne bir lokma yiyecekleri, ne de içecek bir damla suları kalmış.
Çaresiz ya teslim olacaklardır veya açlık ve susuzluktan öleceklerdir.

Kale komutanı:
‘’Bize teslim olmak yakışmaz, atları eyerleyin, kaleden çıkıp kuşatmayı yarıp geçmeye çalışacağız gerekirse bu yolda şehit olacağız!’’ demiş.

Seyisler:
‘’Komutanım, kaç haftadır atlara ne yiyecek, ne de su veremedik, hepsi de yerlere serilmiş, ölmek üzere, değil sırtlarına binip kuşatmayı yarma, yerlerinden bile kalkamazlar.’’ Demişler.

Komutan:
‘’Kalkar onlar,siz tez eyerleyin!’’ emrini vermiş.

Çaresiz yerde yatmakta olan atları eyerleyip beklemeye başlamışlar.
Komutan gelmiş ve emri vermiş:
‘’Yem borusu çaaaaallllll!’’

Atlara her yem ve su verilişinde yem borusu çalınırmış. Yem borusun çalındığını duyan atlar; ‘’yem var!’’ hayaliyle dikip kulakları ,ayağa sıçramışlar.
Komutan ikinci emri vermiş;
‘’At bin! Hücuuuuuuum!’’

Büyük ümitle ileri atılan atlar, yemin olmadığını görünce birer birer çökmüşler, komutan emri tekrarlamış:
‘’Yem borusu çal! Hücuuuuuuuuuuuuum!

Sonrası meçhul, kuşatmayı yarmışlar mı? Yoksa bu yolda şehit mi olmuşlar, bilinmez.
Ama bilinen o dur ki, açlıktan ve susuzluktan ölmekte olan atlar; ‘’Yem borusu’’ ile (dolduruşa) getirilerek üzerlerine binilmeye devam edilmiş.

************************************************** **
Adı ‘’Serbest Piyasa konomisi’’ denilerek kamulfle edilen kapitalist düzende;

Az sayıdaki azınlık;
Çoğunluğun emeklerini, haklarını ve geleceklerini sömürerek, ülkelerinin değerli kaynaklarını kendi servetlerine katar, katlarda, yatlarda sevk_ü sefa içinde yaşarlarken,

Sömürülen, karın tokluğuna, olumsuz şartlarda , insanca yaşamdan uzak çoğunluk;
(patronun bitmez tükenmez para hırsı nedeniyle) sürekli daha fazla fakirleşir, gittikçe daha az paraya, daha uzun sürelerde ve olumsuz şartlarda çalıştırılır.
Bu derece batağa batmış ve çaresiz kalmış birey ve toplum çıkış yollarını, batışının nedenlerini araştırmaya başlar.
Kendisinin bu halde olmasının, kapitalist sistem ve onun uygulayıcısı iktidarlar olduğunu çok geçmeden anlar ve kendisini ezen sistemi ortadan kaldırmak veya en azından düzeltmek amacıyla muhalif olur, muhalif hareketlere katılır, destek verir.

Bunu çok iyi bilen Kapitalist düzenin kaymağını yiyen güçler ve iktidarları ve yandaş medyalarınca;
(Ezilen, sömürülen kesim, çaresizliğini farkedip,muhalif hareketlere katılıp, tekerimize çomak sokmasın, hala ümitlenmeye devam etsin düşüncesiyle) SÜREKLİ YEM BORUSU ÇALINIR.

Kimi zaman, bilmem kaç tirilyon dağıtacak Milli piyango, Toto, Loto gibi şans oyunlarını her an kazanabilecekmiş havası yaratılarak,
diğer taraftan TV’ler , kazanmak için her türlü yolun mubah olduğu yarışmalarla doldurularak yarışanların kazanabilmek için, neleri feda edebileceği,ne kadar medya çerezi olacağı, keyifle izlenir ve izletilirken,
öbür taraftan, ekran da kazanan
(kazandığı öne sürülen) kişilerin mutluluğu ile ekran karşısındaki milyonlara (sanki kendisi kazanmışcasına) hayaller dağıtılır.

Kimi zaman, Zakkum ile kansere çare bulunurken,
Kimi zaman da, su ile çalışan araba icat edilir.
Bazen, dağdan ,taştan, denizden petrol fışkırdığı balonları uçurulurken,
Arada, Avrupa Birliğine girdik ha, giriyoruz havaları yaratılarak, havai fişekler patlatılır.
Çoğunlukla da, (açlık sınırının altındaki) üç kuruşluk asgari ücretle bilmem kaç bin kişinin (kadrosuz, sözleşmesiz, iş yeri güvencesiz) işe alınacağı işsiz milyonlara müjdelenir.
Sıkça da; Maaşlara üç-beş kuruş zam yapılacağı, ballandıra ballandıra anlatılır.

Yem borularına aldanan, kapılan, uyuyan,ümitlenen topluluklar arttıkça da, Kapitalist sömürü vampirleştikçe vampirleşir.
Eğer yem borularını yutmayan,etkilenmeyenler olursa da:
Yine kendilerinin bitmez tükenmez, sömürme iştahları nedeniyle, aç kalmış vatandaşların ve ülkelerin resimleri isyan edenlere gösterilerek, korkutulur ve ''ŞÜKÜR'' etmesi sağlanır.
Daha da etkili olması için de;
‘’Bu dünyanın gelip geçici, olduğu, bir sınavda olduğu, ölümden sonra ödüllendireceği ‘’ gibi dini telkinler, her yoldan empoze edilerek, onların günümüzün olumsuz şartlarını kabüllenmeleri, ahirette kazanacakları mevkiyi hayallemeleri empoze edilerek, hak aramaktan vazgeçmeleri, pasifize olmaları kapitalist sömürü düzeninin, selameti ve devamı sağlanır.

KUŞA BAKMAK


Ama ( bu yem boruları ve ahiret telkinleri ile) yine de yetinmezler.
Sömürü düzenini farkedenlerinin dikkatini başka konulara çekmek için:
Sünnetçilerin,çocuğun parçasını kesmek üzereyken , onun dikkatini başka alana kaydırabilmek için söyledikleri:
‘’Kuşa bak kuşa!’’ sözüne benzer, sansasyon konuları ortaya sürerek dikkatleri kendi, sömürü düzenleri üzerlerinden uzaklaştırarak, toplumu istedikleri yöne baktırırlar.


''Fenerbahçe'nin bilmem kaçıncı şampiyonluğu,
Galatasaray'ın armasındaki yıldız sayısının kaç olacağı,
sporcuların ve yapımcıların yatak odalarında starlaştırılmış sanatçıların (!) günü birlik aşkları ve sayıları belli olmayan kocaları'' gibi konularda kuşlar uçurulur.
Gerilen sinirlerin, yumuşatılması için de, Kemal Sunal'ın (sosyal içerikli olmayan) filmleri, yüz bininci kez izletilir.


Bütün bunca (uyutma faaliyetlerine) rağmen hala (afyonlanmamış) uyumamakta ısrar eden, sömürü düzeninin farkında olanlar, her türlü yasal ve ekonomik baskı altına alınır, en demokratik hakları yasaklanır. Bu grubun uyuyan çoğunluğu uyandırması için yapabileceği hiçbir etkinliğe izin verilmez, yasaklanır. (böylece yasadışı ilan edilir)
Uyuyanları, uyarmak, uyandırmak için yaptıkları her eylem (panel,toplantı, yürüyüş, miting) yasadışı ilan edildiği için de, joplanırlar, ıslatılırlar, gazlanırlar.
Üstüne üstlük ''Çapulcu'' ilan edilir.
Yandaş medyanın da yardımı alınarak, gösteri içerisindeki (pravakosyon) taşkınlıkları ısrarla sergilenir, grup karalanır, grubun sempati kazanması engellenerek, uyuyan halk çoğunluğunun gözünden düşmesi sağlanır.
Bu vahşi çark böylece yıllarca döner, döndükçe de, en garibanları ezer, öğütür.

Dikkatlice dinleyin dostlar,
Yem boruları çalınıyor mu?
Açılışından bir ay sonra hayvan otlağı olan hava alanı, otomobil üreticilerinin ağzının suyunu akıtan oto yolları, Suriye’nin savaş suçları,
İsrail’in Filistin katliamı,
Mısır'ın darbesi, Aziz Yıldırım’ın şike cezası, Fenerbahçe veya Galatasaray'ın 4. yıldızı
gibi binbir konuda kuşlar uçuruluyor mu?

Sahi siz de;

Kuşa bakıyor musunuz, kuşa?

Mediter
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.