Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20.05.15, 16:18   #4
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1430
Mesajlar: 7,316
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32415
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Fatih Altaylı Konuştu "Erdoğan O Kadar Sinirliydi ki.."

“Ciner’e baskı başlayınca bize yansıdı”

- Grup medyalarında genel yayın yönetmenleri hangi oranda o gazeteleri kendi iradeleriyle yönetebiliyor? Gazete yönetimini siyasi baskı, patron, yayın yönetmeni arasında hangi oranlarda bölüştürürsünüz?

Turgay Ciner’in gazetelerinde uzun süre çok rahat çalıştım. Patron ne kadar rahat bırakılırsa o da sizi o kadar rahat bırakır. Habertürk’te 400 binli tirajlara çıktık. Ciner’in kendi ile ilgili, kendi işleri ile ilgili bir talebi hiç olmaz. Tam aksine grubun diğer taraflarını çok ayrı tutar. Ama ona baskı başlayınca, o bize de yansımaya başladı.

“Sabah’a el konulması baskının miladıydı”

- Türk medyasının en üst yöneticileri, sayılabilecek onca hataya rağmen neden kolay kolay işsiz kalmıyor? Pozisyonlarını güçlendiren sizce ne?

Başkalarının adına koşuma hakkına sahip değilim. Kendi adıma konuşabilirim. Benim pozisyonumu güçlendiren şey okunan bir yazar olmam, iyi gazete yapıyor olmam. Etkili gazeteci olmam. Kimse okumasa, iyi gazete yapmasanız, konuşulmazsanız kimse size eleştirmez. Neler yapılıyor, neler yazılıyor kimsenin haberi bile olmuyor. Tüm günahlar bana yükleniyor, bir de Ertuğrul Özkök’e mesela. Bizi eleştirenlerin bizim tepede olduğumuz zamanlarda yerimizde olmak için sağ kollarını vereceklerini biliyorum.
Ayrıca niye işsiz kalmayalım? Sabah gazetesine el koyulduğu iki yıl işsiz kaldım. Gelip kimse benimle röportaj yaptı mı? Bu kadar çok okunan, gazete yönetmeyi bilen adam nasıl işsiz kalır dedi mi hiç kimse? Siz o zaman ne yapıyordunuz bilmiyorum ama kimse kapımızı çalmadı. Hâlâ Sabah’a el koyulmasından kimse bahsetmiyor. O milattır halbuki. Baskı döneminin başlangıç tarihidir. Hadi onu ıskaladınız, Show TV’ye el koyuldu. Sözde mahkeme kararı. Aynı mahkeme kararı TMSF’nin sattığı başka yayın kuruluşları ve şirketler için de var. Onlar niye uygulanmadı? Mahkeme bize “Haklısınız” dedi. Hem ATV-Sabah el koymasında, hem de geçen hafta aldığı kararla Show TV’e el koyulmasında. Niye onları yazmıyor kimse?

- Sizce Nisan, 2007’de Sabah ve ATV’ye el koyulmasının arkasındaki siyasi sebep neydi? Hükümeti o dönem rahatsız eden sizce ne oldu?

Ben siyasetçiler tarafından güvenilir bulunan biri değilim. Aramız çok iyi gibi görünürken bile tak diye hoşlarına gitmeyecek haberi basarım. Sabah’ta ilk sıkıntı benim attırdığım bir başlıktan çıktı hatırladığım kadarıyla. “Başbakan Başsavcı” diye bir başlık vardı.

“Başbakan’ın uçağında baskılarla alay ediyorduk”

- Ahmet Şık ve Tuğçe Tatari’nin itirazları ardından yaptığınız açıklamada şu ifadeler de yer aldı: “Tüm medya yöneticilerinin ‘yalan' söylediği ya da doğruya benzer şeyleri ancak kovulduktan sonra söylemeye cesaret edebildiği şeyleri bir gazetenin başındayken açık açık söyleyen tek yayın yönetmeniyim.” Bu cümle tapelerin ortaya çıkması ardından konuştuğunuz gerçeğini göz ardı etmiyor mu?

Ben daha önce de konuşuyordum. Tapeler ortaya çıkmadan üç gün önce bir MHP heyeti gelmişti gazeteye. Onlara bile anlatmıştım uzun uzun baskıları. CHP’lilere de. Konuştuğum her yerde anlatıyordum. Başbakan’ın uçağında bile bu baskılarla alay ediyorduk hep birlikte.

- Tecrübeleriniz önemli, nasıl baskılar oluyordu, açar mısınız? Kamuoyuna yansımayan baskı yöntemleri ve konuları neler?

Kimseye ayıp etmek istemem. Ama başka gruplarda medya grup başkanlarının genel yayın yönetmeni kimi yapalım diye Başbakan’a sorduklarını biliyorum. Aslında herkes biliyor. Bu kadarını söyleyeyim yeter. Ama kendi adıma şunu söyleyebilirim. Saraç bazen arayıp “Başbakan şundan çok rahatsız, şuna çok bozulmuş” diyordu ve ben asla inanmıyordum. Saraç, Başbakan’ın adını kullanıyor diye düşünüyor, hatta bunu kendisine de söylüyordum. “Yahu Başbakan’ın işi yok da bununla mı uğraşacak” diye. Tapeler çıkınca şaşırdım. Hakikaten uğraşıyormuş.

“O gazeteciler sürekli zılgıt yiyor”

- Baskılarla alay eden grupta Star, Sabah gibi hükümetle dirsek teması güçlü olan gazetelerin yöneticileri de oluyor muydu? Onlar ne tür serzenişlere muhatap oluyorlar, biliyor musunuz?

Onların işi bizden de zor. Ne yapsalar yaranamıyorlar. İktidarın çıkarını iktidardan daha çok düşünüp, ona göre, önden hareket etmeleri lazım. İktidarın tepesinde oluşabilecek fikir değişikliklerini de öngörmeleri gerekiyor. Hatta liderlerinin ağzından çıkan yanlış şeyleri de düzeltip, “Olsa olsa şunu demek istemiştir” diye tevil etmeleri lazım. Yeni de beceremiyorlar. Sürekli zılgıt yiyorlar, hatta işlerinden oluyorlar.

“Tek kırmızı çizgi var; Erdoğan; her şey yasak”

- Siz iktidarın kırmızı çizgilerini nasıl tanımlarsınız?

Çok değil. Bir kırmızı çizgi var: Tayyip Erdoğan. Onun dışında her şey serbest ama her şey ondan sorulduğu için her şey yasak. O severken cemaati eleştirmeyeceksin mesela. Ama o sevmemeye başladıysa cemaate dalacaksın. Ben ÖSYM’deki rezaletler için yazılar yazarken bana kızıyorlardı. Biz “Sorular çalınıyor” derken suçluyduk, şimdi onlar “Paralel soruları çaldı” diye veryansın ediyor. Valiye, bakana, AKP’li belediyeye, genel müdüre, müsteşara, kimseye bir şey diyemezsiniz. Çünkü hepsi onun bakanı, onun belediye başkanı, onun valisi, onun genel müdürü.

“Sadece siyasetçi değil, sosyetik hanımdan, playboydan da talep gelir”

- 17-25 Aralık sürecinde çıkan ve Habertürk’te yayımlanmadan önce kamuoyu anketinde oynama yapıldığına dair konuşmalar içeren kaydı “Ben buna itiraz eden tarafım ama kayıtta bunun böyle anlaşılması istenmemiş ve değiştirmişler” diyerek kısmen yalanladınız. Devamında yaptığınız açıklamaların kısa derlemesi şöyle: “Tecavüze uğradım ve suçlu gösteriliyorum. Birileri benim gazeteciliğime tecavüz ediyor, benim gazeteciliğimi beceriyor ve ben suçlu oluyorum”, “İstifa edeyim de medyanın başında sadece havuzcular mı olsun”, “Ankette bir manipülasyon yapsaydım özür dilemekle yetinmezdim Habertürk'ün kapatılmasını isterdim. İstemişler, yapmamışım. Kimden özür dileyeceğim?”, “Ben namuslu bir gazeteci olarak bugünlerin elverdiği oranda elimden geleni yaptım.” Kayıtlarda somutlaşan medyanın halini sadece sizin hanenize yazmak gibi bir niyetimiz yok, ancak bu açıklamalarınız sizi her türlü gelişme ve sorumluluktan azade kılmıyor mu?

Kılmıyor. Tabii ki sorumluluklarımdan kaçmıyorum, kaçamam. Kaçmaya çalışsam da maşallah kaçırmayacaksınız zaten. Ben o anketle ilgili şunu söylüyorum: “Talep geldi ama asla oynamadık.” Gazetecisiniz bilirsiniz. Taleplerin sonu gelir mi? Sadece siyasetçiden değil, sosyetik beyden, hanımdan, playboydan, sanatçıdan, her yerden bir talep gelir. Haber yap veya yapma diye. Bize de gelir, muhabire de gelir. “He he” der geçiştiririz genelde. O gün de öyle bir talep geldi. Siz yayınlanan ankete bakın gazetede. O günlerde açıklanmış diğer anketlere bakın. Arada bir fark varsa o zaman beni suçlayın.

“Hürriyet’te ‘Alo Mehmet Ali’, ‘Alo Enis’, ‘Alo Yalçın’ yok muydu?”

Hazal Hanım, ben televizyona çıktım ve baskıları anlattım. Benden sonra Enis Berberoğlu çıktı. “Bize baskı falan yok” dedi. Enis’i aradım, “Ayıp ettin” dedim. Yanıtını söyleyemem. Yakışık almaz. Ama aynı Enis, şimdi CHP milletvekili adayı ve “Erdoğan Hürriyet’e sopayla girdi” diyor. Eeee, ne oldu! Sonra da “Bizde Alo Fatih yoktu” diyor. “Alo Fatih” yoktu belki ama “Alo Mehmet Ali”, “Alo Enis”, “Alo Yalçın” da yok muydu? Peki o zaman nasıl sopayla girildi Hürriyet’e?

“Gazeteyle ilgili patron vekili Saraç’tır, dendi”

- Adaşınız Fatih Saraç’la karıştırılarak hanenize yazılabilen “Alo Fatih”in kaynağı ne, nereden çıktı?

Sormayın. Adım “Alo Fatih” oldu. “Alo Fatih”i aslında bilen biliyor da bana “Alo” demek hoşlarına gidiyor. Kimsenin anlamadığı mesele şu; “Alo Fatih” dedikleri Fatih Saraç dışarıdan biri değil. Ben bu gazetenin sahibi değilim. Sahibi belli. Bir gün bana Fatih Saraç’ı tanıştırdı ve “Bundan böyle gazeteyle ilgili patron vekili Fatih Saraç’tır” dedi. Yönetim Kurulu’nda başkan vekili olarak görev aldı. Ben AKP’nin atadığı biriyle, bir bakanla, bir vekille muhatap olmadım. Ben gazetenin yönetim kurulu üyesi olmuş, patronun yetki devrettiği biriyle muhatap oldum. Öyle olmasa kendisiyle konuşmazdım bile. Bir tek siyasetçi çıksın desin ki “Ben Altaylı ile gazetenin içeriği ile ilgili konuştum.” Yok öyle şey.

- Turgay Ciner kendisiyle sizin aranıza Fatih Saraç'ı koyunca itiraz ettiniz mi, süreçte neler yaşandı?

Gereken sözü söylemişimdir. Ama sonuçta patron o.

“Saraç kibardır; benden utandığını hissediyordum”

- Fatih Saraç'la nasıl muhatap oldunuz, Saraç haberlere nasıl bir üslup ve rutin içinde müdahale ediyordu, size sormadan da ediyor muydu?

Son derece nezaketle. Saraç kibar adamdır. Hepimizden daha kibar. Onun da sıkıldığını, benden utandığını hissediyordum. Arada kalmıştı o da. Kendisine “Yayın yönetmeni koltuğuna otur ve doğrudan sen yap, ben de kurtulayım, sen de” demişimdir defaten. Kelime dağarcığım Saraç'ın hiç bilmediği veya kullanmadığı kelimelerle dolu olduğu için onun da bayağı sıkıldığını tahmin ediyorum.

“Ben istifa edince Turgay Bey gazeteyi kapatmaya karar verdi”

- Fatih Saraç'ın Erdoğan tarafından azarlandığı sağlık haberinden sonra köşenizde AKP'ye sağlık konusunda haksızlık ettiğinizi yazdınız, gazetenin manşetine de Sağlık Bakanlığı'nı öven bir haber yerleştirdiniz. Bu icraat size nasıl hissettirdi?

O haberin başlığı gerçekten kastını aşıyordu. Bu gazetede tam gün yasasını, üniversitelere yapılanları eleştiren onlarca yazı çıktı. Benim programlarım oldu. Ama tek bir olaydan yola çıkarak tüm sağlık sisteminin çok kötü olduğunu söylemek doğru değildi. Onu yazdım. Çünkü arkadaşlarımı kurtarmak istiyordum. Üç kişiyi işinden etmektense, benim doğru olduğuna inandığım bir yazı yazmak yeğdir.

- Tapelerde yer alan ve hükümetle aranızda gerginliğe neden olduktan sonra bazı gazetecilerin işten çıkarılmasıyla sonuçlanan sağlık haberine dair Alev Gürsoy Cimin, size şunu sordu: “Haberi yapan o isim aslında Ceyda Erenoğlu. Yani baldızınız. Ancak o haber sebebiyle üç gazeteci işten çıkarılırken bunların arasında haberi bizzat yapan baldız yok; neden?” Verdiğiniz yanıt “Ne yapayım ‘Baldızımı da kovun’ diye talimat mı verseydim?” oldu. Yanıtınızın nepotizmden herhangi bir farkı var mı? Gözünüzde bir çalışan, akrabanızdan neden daha az değerli?

Bu arkadaşlar işten çıkarılırken benim verdiğim mücadeleyi bir tek gazetenin patronu bilir. Çok uğraştım. Evet, Ceyda’yı çıkarmadılar. Belki benim baldızım olduğu için. Bunu da sordum. “Başlığın sorumluluğu muhabirde değil, editördedir” dendi. Ben de şöyle sorayım; Ceyda’yı çıkarıp diğer birini tutsalardı, gidip “Baldızımı çıkardınız, onu da çıkarın” mı demeliydim?

- Tüm bunlar olurken neden istifa etmediniz?

Yanıt vermeden önce ben de şunu sorayım; “Kim etti?” Ama merak etmeyin ben etmeye çalıştım, hem de birden çok. Ben istifa edince Turgay Bey, “Bu yola beraber çıktık” dedi ve gazeteyi kapatmaya karar verdi. 320 gazeteci ve bir o kadar destek birimlerinde çalışan arkadaşın çıkışlarını verecekti. Döndüm. Daha sonra uzlaşarak bıraktım. Turgay Bey, “Yazılarına devam etmen koşuluyla” dedi. Çünkü ne kadar üzülüp, ne kadar yıprandığımı o da görüyordu.

- Evet, Türkiye'de kimse istifa etmiyor. Ama bir yandan başlık nedeniyle editörün işten çıkarıldığını söyleyen siz diğer yandan başlık nedeniyle işten çıkarılan genel yayın yönetmeni gördünüz mü? "Vay ********" başlığı yüzünden işten çıkarılan bir yayın yönetmeni olmadı, ama Özkök'e gösterilen tepkileri eleştirirken tutarsızlığa düştüğünüzü düşünüyor musunuz? İktidarı kızdıracak başlık hatası yaparsa editör atılır, genel yayın yönetmeni durumu idare eder gibi bir vaziyet yok mu? Yangında ilk kurtarılanların muhabirler ve editörler olduğunu iddia edebilir misiniz?

Ben de bunu aynen böyle Turgay Bey’e sordum. “Herkesin kendi pozisyonuna oranla bir hata yapma deposu vardır” dedi. Tam böyle demedi de meali budur herhalde.

“Dağ bırakılmış fare ile uğraşılıyor”

- Kim hakkında yanlış yaptığınız da önemli medyada değil mi? Misal, Yılmaz Özdil, Ahmet Türk'ün yumruklanmasını savunduğu zaman değil, Erdoğan'ı kızdıracak bir yazı kaleme aldığında editoryal süzgece takılıyor. Veya Oktay Ekşi, Ahmet Kaya'ya "yaratık" diye hakaret ettiğinde değil, iktidar konusunda kantarın topuzunu kaçırdığında köşesi kapatılıyor. Böyle bir medya toplum gözünde itibar kazanabilir mi?

Bu ülkede dağ bırakılmış fare ile uğraşılıyor, derdim buna karşılık. Peki milyar dolarlık yolsuzluklar ayyuka çıkmışken, sözde hassas olunan “Bakara makara” meseleleri ortalıkta dolanırken bir siyasi anlayış itibarını koruyor, hatta artırıyorsa “Siz neyle uğraşıyorsunuz” derim.

“Özgürce yazacağım diye başkalarına bedel ödetmem”

- “Persona Non Grata” açıklamanızdan bir alıntı: “Köşesini aylardır kapatmış bir gazeteci olarak asla mağdur edebiyatı yapmadım.” Bugün siyaset yazmamanız sizin tercihiniz mi? Ruşen Çakır’ın son dönemde yazmıyor olması aynı sebepten mi kaynaklanıyor?

Eğer özgürce yazamayacaksam, yazmamayı tercih etmek de benim hakkım. Ben özgürce yazacağım diye de başkasına, başkalarına bedel ödetmem. Ruşen’in niye yazmadığını bilmiyorum. Ayrıca bilsem de söylemek benim vazifem değil. Ama bugün gazeteyi hâlâ ben yönetiyor olsaydım ve Ruşen yazmıyor olsaydı, “Ruşen Çakır’a da yazdırmıyor ********” diyecekti herkes.

- “Eğer özgürce yazamayacaksam, yazmamayı tercih etmek de benim hakkım. Ben özgürce yazacağım diye de başkalarına bedel ödetmem” sözleriniz üzerine: O zaman neden hâlâ istihdam ediliyorsunuz?

Bilmem. Yanlış adrese soruyorsunuz.

Röportaj
Hazal Özvarış

T24


__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.