Tekil Mesaj gösterimi
Eski 31.05.15, 13:37   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Lider ve Yönetici Eksikliği

LİDER VE YÖNETİCİ EKSİKLİĞİ



İnsanlık tarihi siyasi, idari ve askeri açıdan mensubu olduğu halkın mutluluğuna, esenliğine, özgürlüğüne, milli ve manevi değerlerinin yüceltilip korunmasına, milletler topluluğu içinde milletinin seçkin bir yer bulmasında etkin olan liderlik vasıflarını bünyesinde taşıyan hem milletine hem tarihe hemde diğer milletlere mal olmuş çok az lider görmüştür. Şüphesiz ve tüm dünyanın kabul ettiği son yy. içinde lider vasfına sahip liderlerin başında tarif edilen ATATÜRK gelmektedir.



Türkiye Atatürk ölümü ile günümüze kadar bir kırılma noktası ile idari açıdan hep karşı karşıya kalmış, kırılma noktası Türkiye'nin en büyük iç düşmanı olan gericilik, yobazlık, din ile siyasetin harman edilip servis edilmesinden kaynaklanan bir serüven ile hak ettiği istikrar ve kalkınmayı her anlamda yakalamakta geç kalmış ve Türkiye için Atatürk tarafından öngörülen muasır medeniyet sıfatı bir kenarda dursun, içeriğine ulaşamamıştır. Nedeni ise; gerici ve yobaz, dinbaz ve dindar olmayıp dindar geçinen ülke idaresine toplumsal yanılgı ve hasbelkader gelen insanların gerçek anlamda laik olmayışlarından kaynaklanmaktadır.



Yöneticilik ayrı, liderlik çok ayrı bir husus. Atatürk ölümünden sonra adı idareci olan bir yığın zevat gelmiş, gelmiş ama liderlik vasıflarına haiz olanı görülmemiş, azda olsa iyi idareciler görülmüştür. Türkiye'nin son 13 yılına bakarsak siyasi ve idari açıdan istikrarsızlığımızın nedenleri sayılan ve kendini idareci sananların varlığındandır. Bu gün seçim öncesi meydanlarda höykürüp siyaset yaptığını ve idareci olduğunu sananların aslında ülkemize ne kadar zarar verdiklerini görmek olasıdır.



Kaynaklar liderliği şöyle tarif etmekteler;



"Lider, bireyleri ortak hedeflere yönelten, hedefleri benimseten, bireyler arası köprüyü oluşturan, dağınık güç ve bilgiyi bir araya toplayıp sinerji yaratan kişidir. Liderin tanımına açıklık getirebilmek için 'lider kimdir?' sorusu sorulmalıdır. Bu sorunun cevabı herhalde aşağıdaki şu maddeler olmalıdır."



1-Kibirli, ne oldum delisi olmayan, sorgulayan, hisleri ile değil mantığı ve ülkesinin var olan değerleri ile hareket edip sıkıştığında halkına ve vatandaşına hakaret ve eziyet etmeyen,


2- Hep önde Rap bana hep bana demeyen, muhalif muafık ve hatta münafık fikirleri dahi demokrasi ve hürriyet gereği dinleyip içinde vicdanında absorbe eden, yeri geldiğinde arka planda durmasını bilen, söz gümüş ise sukut altındır diyebilen, boş konuşma hastalığına tutulmayan,


3-Geçmişe takılıp kalmayan, geçmiş harman savurmanın kimseye bir yararının olmayacağını bilen anlayan idrak eden, duygularının esiri olarak bir vesile kendisine yandaş olanları kindarlığa sürükleyip ulvi, dini, manevi ve milli değerler ile oynayıp, çıkarları uğruna milletini ve ülkesini bölmeye kalkmayan, gericiliğin yobazlığın değil çağdaşlığın modernizasyonun yaratıcısı olanlara kol kanat geren,


4-Kendi prensiplerini toplumsal prensiplerin ve ilkelerinin yerine koymayan ahlaki ve namus değerlerini beyinde arayıp şekilciliğe bağlamayan,

5-Zorluklar karşısında bir gün önce söylediğini bir gün sonra inkar edip çark etmeyen, zorluklar karşısında ülkesi ve halkı için mücadele eden, yandaşlarının ve aile efradının çıkarlarını milli çıkarlara feda etmeyen,



6-Demokrasiye inanmış, takım kararlarının bireysel kararlardan önemli oldunu idrak edip, ben ne dersem odur demeyen, demokrasiyi hedefine varmak için araç olarak kullanmayan,


7-Sabit fikirlere takılı kalmayıp, yetiştiği kalıplar içinden sıyrılıp ufkunu ufuklara açabilen, medeniyetin, demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin ilke ve kuram olarak hazzını içinde duyan ve yaşayan ve yaşatan değişime açık, yukardaki lider tarifi umdelerini bünyesinde taşıyan olmalıdır. Siz 13 yıldır ülkemizde bu hasletlerle mucehhez idareci ve lider olduğunu söyleyen kişi gördünüzmü?
 



Türkiye son 13 yılın içinde idareci olup, yukarıdaki ilkeler ile anılan ve bu gün meydanlarda höyküren, bölücülüğü, yobazlığı, gericiliği, kindarlığı, hiç bir şey bilmedikleri halde çok bilmiş geçinmeyi elden bırakmayanlardan kanımızca ne lider ne idareci olur!


Bırakın lider olmayı gerçek anlamda yönetici bile olamayanların meydanlarda sahte pehlivanlar gibi kurulan sahnelerde boy gösterdiğini, söylediklerinin hepsinin ipe sapa gelmez zırvalar bütünü olduğunun ne dinleyenleri nede kendileri fark etmektedirler.Yaptıkları zırvalardan ulus'un büyük çoğunluğu usanç duymaktadır.
 

Kaynaklar yönetici tarifini şöyle yapmakta;
 


"Yönetici, işleri planlayan, organize eden, sorunları çözen, personeli motive edendir. Ve daha birçok yönetsel beceriye sahip kişi olarak adlandırılır. "
 


Ancak ülkemizde iyi yönetici olamayanlar yukarıdaki tarife uymayı bırakın Yöneticilik görevinin pek azını bile 13 yıldır yerine getiremediler.. Neden? Yönetici olduğunu iddia edenlerin eğitim, beceri eksikliği, işe odaklanamama ve sorunlu kişiliği, psiko sosyal bozukluğu nedeni ile iletişim kuramama, tavırları hareketleri, jestleri, mimikleri ile antipatik bir kişilk haline bürünmeleri, ya da idareci olmaya çalıştığı ülkenin kültürüne, konulmuş olan ilkelerine, kazanılmış haklarına, ilkeleri belirlenmiş idari yapısına aykırı oluşlarından kaynaklanmaktadır. Son 13 yılın özeti budur desek yeridir.

 


Vatan hainliğini hükümeti ve icraatlarını eleştirenlere endeksleyen, Anayasal hakkını kullanarak toplantı ve gösteri hakkını kullananlara endeksleyen, Hırsızlığı meşru, hırsız var diyenleri gayrı meşru ve vatan haini ilan eden, hak hukuk diyenlere vatan haini damgası vuran, her tür yolsuzluğunu uğursuzluğunu meydana çıkarıp yazmaya çalışanlara vatan haini, casus, ajan diyen idarecilikten demokrasiden, özgürlük hakkından nasip almayanları Can Dündar 31/05/2015 tarihli köşe yazısında bir üstat'a" atfen şunlarla ve veciz şekilde vurguluyor;
 
 


"Ayakkabı kutularınızın içindekilerse vatan,
Makam arabalarınız, görkemli saraylarınız, sıfırladığınız dolarlarınızsa,
Vatan, TIR’lardaki silahlarınız, bitmeyen yalanlarınız, doymadığınız talanlarınızsa…
Bilin ki biz,
Bunlar tarih olana dek, vatan hainliğine devam edeceğiz.”






Mustafa AKTEN
31/05/2015
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.