Tekil Mesaj gösterimi
Eski 11.06.15, 18:12   #1
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Post Koalisyon Seçenekleri ve CHP'nin Tutumu Ne Olmalıdır?


Bilindiği gibi, 550 milletvekilinde oluşan TBMM'inde, iktidar olabilmek için (en az) 276 milletvekilinin desteğini almak gerekiyor.
7 Haziran 2015 seçim sonuçlarına göre hiç bir parti 276 milletvekiline sahip olamadığı için Koalisyon (bir kaç partinin ortaklığı) olasılıkları konuşulmaya başladı.


Mevcut koalisyon olasılıkları şunlardır:
1- CHP + MHP + HDP = 292
2- AKP + CHP =390
3- AKP + HDP = 338
4- AKP + MHP = 338


1-CHP + MHP + HDP KOALİSYONU (AKP'yi iktidar dışında bırakabilecek tek koalisyon modeli)

13 Yıldır iktidarda olan AKP ve Tayyip Erdoğan'dan kurtulabilmek için kurulabilecek tek koalisyon modelinde en büyük zorluk MHP ile HDP'nin aynı koalisyon içerisinde olması.
Böylesi bir koalisyonun olmaması için (Başta AKP yandaşları olmak üzere) milliyetçi tabandan (MHP'ye) ''Bölücü teröristlerle kol kola oldukları'' ve ''solcularla birlikte hareket ettikleri'' suçlamaları yapılacak, MHP sıkıştırılacaktır.


Bence mutlaka kurulması gereken koalisyon bu olmalıdır ama MHP'nin ''HDP ile birlikte olma'' eleştirilerini göğüsleyebileceğini sanmıyorum ve bu koalisyon modelini (Ne yazık ki, ''imkansız'' denecek kadar uzak görüyorum.)
Oysa böyle bir koalisyonda, yıllardır kanayan yaramız olan Güneydoğu'daki açmaza , olayın karşılıklı taraflarında yer alan MHP ve HDP barış içinde çözüm arayarak, birbirleri ile iletişime geçip, empati yapabilirlerdi.
Belki de uzun yıllardır özlediğimi anlaşı ve barış ortamı sağlanabilirdi.


2- AKP + CHP KOALİSYONU
Yalaka (sözde) basın ve çanak yalayıcı (sözde) iş adamları;
hem AKP'den hesap sorulmasını engellemek,
hem de CHP'nin geleceğini baltalayıp (solu sıfırlamak) amacıyla,
AKP+CHP Koalisyonunu empoze etmeye başladılar.
Umarım AKP'nin (bir taşla iki kuş vurma) kendini kurtarabilmek için başvurduğu bu tuzağa CHP düşmez.
(Bence CHP içerisinde AKP'nin olacağı her türlü koalisyondan uzak durmalıdır.)

3- AKP + HDP KOALİSYONU
Fiilen olmasa da dışarıdan destekle yaklaşık 10 yıldır bu (AKP + HDP) koalisyonu yönetiyor ve bugün geldiğimiz ortam ise ekonomik iflas, yolsuzluk batağı, bölünme ve iç savaş tehlikesi.
Bu nedenle böyle bir (AKP + HDP) koalisyonu çok büyük muhalif hareketler ve iç karışıklıkların başlangıcı olur ve sonu felaket olur.
(Bence bu koalisyon kurulmamalıdır. HDP de doğru bir kararla, AKP ile koalisyonu düşünmediğini söylemiştir.)

4- AKP + MHP KOALİSYONU
Daha önce (özetleyerek ve basite indirgeyerek) SAĞ-SOL akımlarını tanımladığım ( SAĞ - SOL ve GOL)
Konusunda şöyle yazmıştım:

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster

Sağ
ve Sol kavramlarının ortaya çıkışı kesin olarak bilinmemesine rağmen, Tüm Dünya ülkeleri tarafından kabul gören iki inanış vardır.

1. İnanış:Fransız İhtilali sonrası Ekonomik kuralları düzenlemek için Mecliste toplanan zengin burjuva ile işçi-köylü kesimi arasında anlaşmazlık ve tartışmalar çıkmış, tartışma öncesi karışık oturan gruplar ayrılmış ve işçi ve köylüler; Meclisin soluna, burjuva kesimi ise sağına oturmuştur.

2. İnanış: Endüstrileşme çağı başlarında İngiltere’de, madenciler ile maden sahipleri arasında anlaşmazlıklar çıkmış, Avam Kamarası’ndaki milletvekillerin bazıları maden işçilerini, Bazıları ise maden sahiplerini savunmuş, bu iki grup mecliste de ayrılmış, işçi destekçileri meclisin soluna, patron destekçileri sağına oturmuştur.
Bu olaylardan sonra sağcı ve solcu kavramları ortaya çıkmıştır.

Bütün Dünya’da,solun çalışanların haklarını savunduğu, sağın ise Sermayenin (Patronun) çıkarını savunduğu bilinir.

Bu nedenledir ki bütün dünyada sol, hak arama ve çevre eylemleri yapar (çünkü sola göre çevreyi kirleten, Dünya’yı yaşanmaz hale getiren, patronun daha fazla kazanma hırsı ve (ucuz olması nedeniyle, cam yerine plastik veya pet, daha fazla ürün için hormon ve çeşitli kimyasallar kullanması gibi) yapmadığı arıtma tesisleri gibi nedenlerdir.

Sol(genel olarak):
Dünya üzerindeki tüm savaşların ve ülke içerisindeki adi suçların (hırsızlık,tecavüz,çocuk kaçırma,gasp,cinayet,mafyalaşma) gibi olayların üç nedenle ortaya çıktığını savunur.

1- Din farkları(Din savaşları veya baskıları)
2-Irk farkları (Aşırı Milliyetçilik)
3-
Gelir dağılımı bozukluğu (Bir kısmının trilyonlarla oynayıp bir kısmının kuru ekmek bulamaması, eğitimin dershanesiz ,özel öğretmensiz imkansız hale gelmesi sonucu okuyamaması,çevresinde gördüğü lüks yaşama, kız ve erkek arkadaşlı sosyal yaşama ve ürünlere ulaşamadığı içinde kıskançlık ve ulaşamadığı kesimden intikam duygusuyla suça yönelmesidir)

Gelir dağılımının dengeli olduğu ülkelerde suç oranları düşer, Ülkemiz hapishanelerindeki mahkum sayısı 120 000 civarındadır. Bu sayı 34 Avrupa ülkesinin mahkum sayısından daha fazladır.


Bu Nedenle SOL:

Din ayrımı yapmaz her inançtaki veya inançsızlıktaki insanlara eşit davranır.

Irk ayrımı yapmaz, her ırktaki veya renkteki insana eşit davranır.

Gelir dağılımın düzeltilmesi için, patron’dan alınan verginin arttırılıp elde edilen gelirle çalışanların ücretlerinin ve yaşam kalitesinin arttırılmasını , böylece de gelir dağılımının dengelenmesini ister.


SAĞ(genel olarak 3 gruba ayrılır.)
1-Dinci Sağ :Kendi dininde olanları üstün tutar, diğer dinlere eşit davranmaz,aşağılar.
2- Irkçı (Aşırı Milliyetçi Sağ)Kendi milletini üstün tutar diğer milletlere eşit davranmaz aşağılar.
3-Liberal Sağ: Hem din, hem de milliyetçilik söylemleri yapsa da daha çok ekonomi ile ilgilenir,pek dazla din ve milliyetçilikle ilgisi yoktur.

SEkonomik Olarak:
Serbest piyasa ekonomisinden yanadır. Yani Patronla çalışan ilişkisine karışılmaması taraftarıdır.Gücü yeten yetene bir ekonomiyi savunur. Bu düzene kapitalizm denir. Kapitalist düzende kime , kaça satarsan sat devlet karışmaz, işsizlik arttıkça, patronun karın tokluğuna çalıştıracağı iş gücü de artar.
Patron da sürekli çalışanlarının ücretini ve haklarını kısar,hak arayan olursa iktidarda olan sağ parti (zaten patrondan yanadır) hak arayan emekçiyi joplatarak susturur.
Böylece güçlünün her zaman güçsüzü ezdiği (Kapitalist) bir düzen hüküm sürer.


Sola: Din ayırımı yapmıyor diye, dinci sağ,
milliyet ayırımı yapmıyor diye milliyetçi sağ,
patronun kârından emekçiye daha fazla pay istediği için de istediği için de, liberal sağ kızar.

Gençlerin sol düşünceye sempati duymasını engelleyebilmek için de (sanki çok kötü şeymiş gibi) kominist suçlaması yapılır.

Oysa;
Komün: Paylaşmak,
Komünist: Paylaşmak taraftarı demektir.


Görüldüğü gibi SAĞ ve SOL (partiler ve fikirler) arasında, gerek ekonomik, gerek yaşamsal alanda, gerekse de özgürlükler arasından (dağlar kadar) çok büyük farklar vardır.
Ne yazık ki, gerek egemen kapitalist iç ve dış güçler tarafından propaganda ve karalamalar, gerekse de , her türlü karanlık yollar izlenerek solun '' taşlanması gereken öcü'' gibi tanıtılması sonucu
ülkemizde:

(yaklaşık) %60-65 SAĞ,
(yaklaşık) %30-35 SOL seçmen vardır.

Madem ki, bu ülkenin büyük çoğunluğu %60-65'i sağ seçmendir.
O zaman sağ iki parti olan AKP + MHP koalisyonu yapılmalıdır.

Yapılmalıdır ki, sağın gerçek anlamda ne olduğunu Türk halkı da görsün ve SAĞ - SOL arasındaki ayrımın farkına varabilsin.

Ülkemizde, yıllardan beridir aynı oyun sergilenmektedir.
Şöyle ki:

Bir sağ parti iktidardayken (AP-MSP-ANAP-MHP-DYP-AKP)
diğer bir sağ parti muhalefette olur (MSP-DYP-ANAP-MHP) iktidardaki sağ partinin yanlış seçim olduğunu gören seçmen (muhalefetteki sağ partinin aslında aynı olduğunu bilmez) tekrar başka bir sağ partiyi iktidara getirir.
Bir süre sonra iktidardaki sağ partinin yanlış seçim olduğu fark edilince tekrar muhalefette bekleyen sağ parti iktidara taşınır.


Öyle ki, 1950'den günümüze; 65 yılın (yaklaşık) 58 yılını (DP-AP-MSP-MHP-ANAP-RP-DYP-AKP) sağ partiler yönetmiş üstelik bunlardan,
10 yıl kadar Menderes, (SAĞ)
10 yıldan fazla Turgut Özal ve ANAP, (SAĞ)
15 yıl kadar da, Tayyip Erdoğan ve AKP (SAĞ)
35 yılını (ezici bir milletvekili çoğunluğuyla) yönetmişlerdir.(!) (Yönetmeyip batırmışlardır).

Sol ya kısa süreler içinde , az bir milletvekili çoğunluğu ile (1980 öncesi CHP) veyahut da bir sağ parti kısa süreli koalisyonlarda bulunmuşlar (CHP-MSP, DYP-SHP,DSP-ANAP-MHP) Sağ bir ortak ile koalisyon kurdukları içinde ,istedikleri değişiklikleri yapamamışlar ve yıpranmışlardır.
Bu nedenle sol bir parti (CHP) sağ partiler ile koalisyondan kaçınmalıdır ki,
iki sağ parti (AKP + MHP) iktidarında aralarında pek fazla fark olmadığını Türk seçmeni görebilsin.


''Çünkü Türk Halkı sola yatkındır'' ama bunu kendisi dahi bilmez ,farketmez.
Mesela;
(Sağa oy verir ama) Sol görüşlüymüş (hatta komünistmiş) gibi;
(Sağa oy verir ama) Sağlık ve eğitimin ücretsiz olmasını ister.
(Sağa oy verir ama) Deprem, sel gibi felaketlerde, zararının devletçe karşılanmasını ister.
(Sağa oy verir ama) Herkesin, dini inancında veya inançsızlığında özgür olmasını ister.
(Sağa oy verir ama) Fakirlerin ve kimsesizlerin korunup kollanmasını ister.
Eğer bu seçmene, yedekte bekleyenin de sağ parti olduğu, iktidardakinden (büyük bir) farkı olmadığı anlatılabilirse, solun tek seçenek olduğunun farkedilebilmesi olasıdır.

(MHP'nin Açmazı Milliyetçilik - Ümmetçilik)

Konusunda da yazdığım gibi;
Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster

Sağın, Milliyetçi Sağ ve Dinci Sağ olarak iki gruba ayrıldığını söyleyebiliriz.

Milliyetçi Sağın Türklüğe,
Dinci Sağın ise İslami Ümmetçiliğe önem verdiğini daha önceki yorumlarımda yazmıştım.

(Yurdumuzda Türkçülük Akımının başını çeken Nihal Atsız’ın izinden giden) Milliyetçi Sağ için,
Türklük (Milliyet) önemliyken,

Dinci sağ için;
Milliyet (Türklük) önemli olmayıp, (milliyetler farklı olsa bile) aynı dinden (İslam ümmetinden) olmak (Ümmetçilik) önemlidir.

Ülkemizde, bu iki sağ grubu bir araya getirmek isteyen kişiler ve çevreler, TÜRK-İSLAM SENTEZİ fikrini ortaya atmışlar ve Muhsin Yazıcıoğlu, (Türkçülüğün daha baskın olduğu MHP çizgisinden ayrılıp Dinin daha baskın olduğu) BBP partisini kurmuştur.

Böylece TÜRKLÜK ve İSLAM kültürü bir araya getirilmeye çalışılmıştır.

MHP de bu akımdan etkilenmiş ve Türklük Ülküsü'nün(Kızılelma) yanında İslami düşünceye de daha fazla ağırlık vermeye başlamıştır.

Fakat zamanla görülmüştür ki;
Milliyetçilik düşüncesi;
İslam’ı kutsal sayıp, değer verirken,


İslami Düşünce;
Milliyetçiliğin hiç önemli olmadığını, aynı dinden
(aynı ümmetten) olmanın önemli olduğunu (Ümmetçilik) savunur.
(Ümmetçilik düşüncesi ile Milliyetçilik düşüncesi ile taban tabana zıttır.) Ümmet düşüncesi, Milliyeti yok sayar, ortadan kaldırır. KAYNAK
Bu ümmetçilik düşüncesinin etkisinde kalan milliyetçi birey zaman (yıllar) geçtikçe milliyetçi duygularla kin ile baktıkları PKK ve HDP'ye aynı dinden olma (aynı ümmet) gözüyle bakmakta ve AKP'nin (Bölünmeye yol açacak) açılım politikalarını destekler duruma gelmektedir.

(özellikle) Genç Milliyetçi MHP sempatizanları, önceleri milliyetçilik duyguları ağır basarak milliyetçiliğe önem verirlerken,
Yıllarca yaptıkları ibadetleri esnasında aldıkları dini telkinlerle aynı ümmetten olmanın yeterli olduğuna ikna olmakta ve milliyetçilik çizgisinden uzaklaşarak ümmetçi görüşe yaklaşmaktadırlar.

Milliyetçi kesim, ülkemizde
(din eğitimi,türban veya İsrail gibi) dini konularda gerginlik yaratıldıkça ve yaşlandıkça, dini yönü daha ağır basmakta (MHP seçmeni) Milliyetçi çizgiden uzaklaşarak, Ümmetçi (İslami düşünce ve yaşam) çizgiye kaymaktadır.
.
AKP, bu durumu çok iyi bildiği için zaman zaman (din eğitimi,türban veya İsrail gibi konularında) dini konuları gündeme getirerek, MHP’yi dini ağırlıklı konulara çekmekte, MHP dini konuları destekler konuma geldikçe , MHP seçmeninin dini duyguları kabarmakta, böylece milliyetçi çizgiden uzaklaşarak, ümmetçiliğe kaymaktadır.

AKP
(zaman zaman) HDP ile işbirliği yapmaktan çekinmezken, bir çok iç ve dış politika konularında, AKP'ye karşı CHP ile birlikte hareket eden MHP’yi, dindar olmayan (dinsiz) sol ile birlikte hareket etmekle suçlamakta, dini kullanarak MHP’yi zorlamaktadır.
Bunun bilincinde olan MHP,
hiç bir protesto mitinginde sol gruplar birlikte olmamaya çalışmakta, bir taraftan AKP’yi eleştirirken, bir taraftan da protestoları yapan (sol) grupları eleştirerek (garip bir tutarsızlık) ikilem sergilemektedir.
MHP ve CHP tabanının birlikte hareket edememesi de AKP'nin ekmeğine yağ sürmekte ve sol ile yakınlaşması engellenen MHP tabanından , sürekli olarak AKP'ye oy kayması yaşanmaktadır.

*******************
Dışarıdan bakılınca MHP ile AKP arasında pek fazla bir fark olmadığı görülebilir.
Gözlenebilen tek fark, MHP’nin PKK’nın ülkemizi bölme emeline ve yaptığı katliamlara gösterdiği tepki vardır.


AKP (seçim zamanları yaklaşınca milliyetçi oyları alabilmek için) HDP’yi ve PKK’yi eleştirici nutuklar atmakta.

(Sanki Milliyetçi bir partiymiş havasına bürünerek) MHP ile AKP arasında fark yokmuş havası yaratarak MHP’nin tabanının AKP’ye kaymasını sağlamaktadır.

Türkiye’nin varını yoğunu (fabrika,liman,banka,maden,kurum,kuruluş, arazi, orman) başta yabancılar olmak üzere satmıştır ve (MHP'den) Milliyetçi kesimden önemli bir tepki almamıştır.

Bugün AKP’ye oy veren seçmenin büyük çoğunluğu geçmişte MHP’ye oy vermiş, Milliyetçi tabanlı kişilerdir.

MHP, AKP'nin olumsuz politikalarını sözlü veya yazılı tepki ile geçiştirmekte, olumsuz gidişi durdurabilecek hiç bir toplu eyleme destek vermemekte, tabanını bu gibi eylemlere katılmasını da engellemektedir.
Mesela (geçen yıllarda gündeme gelen) Yalova’da yapılmakta olan Dünya’nın en büyük kimyasal atık (zehir) deposuna yeterli tepki göstermemiştir. ALINTI


Hangi Milliyetçi şehitlerin kanıyla yoğrulmuş TÜRKİYE topraklarının, yabancı devletlerin fabrikalarının kimyasal (zehirli) artıklarına çöplük olmasına sessiz kalır?
Hangi ülkenin milliyetçisi, Ülkesinin topraklarında bir başka ülke
(Amerika) askeri üsleri bulunmasına, bu ülkenin füze rampalarının kendi ülkesinin topraklarına yerleştirilmesine yeterli tepki göstermez?

Bu nasıl milliyetçilik?


Bir milliyetçi, kahraman ordusunun Amerika’nın çıkarına; Afganistan’da, Libya’da,Somali'de, (geçmişte) Kore'de savaşmasına, binlerce şehit ve gazi (!) vermesine, Irak, Afganistan,Somali, Libya ve Suriye'de Amerika politikalarına destek vermesine, nasıl tepkisiz kalır?

Böyle milliyetçilik olur mu?

Bu nasıl milliyetçiliktir ki?
PKK’ya topraklarımızı vermemek, böldürmemek için canla başla çalışır mücadele eder de,
Yine aynı toprakların
(başta İsrail ve Yunanlılara) satılmasına neden yeteri kadar (hamasi nutuktan öte) ses çıkarmaz?

Savaşarak vermeyiz ama parası ödenirse, toprak verilebilir mi?
Vatan toprakları satılabilir mi?
Hangi ülkenin milliyetçisi (HES benzeri projelerle) ülkesinin akarsularının satılmasını görmezden gelir.
Hangi milliyetçi, vatan topraklarının (birtaraftan) bölünmekte olduğunu, diğer taraftan da (başta yabancılar olmak üzere) parsel parsel satıldığını, Milli (Türk) isminin ve değerlerinin teker teker silindiğini, (ayaklar altına alındığını) görür de,
laftan öte tepki göstermez.

Bu nasıl bir çelişkidir?
Böyle milliyetçilik mi olur?

Bu eleştirilerime tepki gösterecekler çıkabilir.
Benim ( MHP konusundaki) yorumumun içerisinde zerre kadar hakaret yoktur.
Ülkücü hareket ne yapmak istiyorsa (bence kendileri bile bilmiyor) engelleme, karalama gibi bir niyetim de yoktur.

Tek emelim, (Milliyetçi kardeşlerimin) TİTREYİP ATATÜRKÇÜ ÇİZGİYE DÖNMELERİ, (Başta Laiklik olmak üzere) ATATÜRK İLKELERİNE VE DEVRİMLERİNE SAHİP ÇIKANLARLA OMUZ OMUZA OLMALILARDIR.

Laiklik taraftarlarının unutmaması gerek konu da;
Önümüzdeki yıllarda, Laiklik temelinde saflaşma (ayrışma) olursa, MHP’yi (çoğunluğunu) Laiklerin safında saymak yanılgı olur.

Sonuç olarak,
MHP ancak, gerçek bir Milliyetçi Parti davranışları gösterirse oy oranlarında gerçekçi bir artış olabilir…
Yoksa, MHP tabanının, Ümmetçiliğe kayması nedeniyle, oy oranı mehteran yürüyüşünden farkı olmayacaktır.

Mediter
Yazmıştım.
Sonuç olarak;
AKP ile MHP arasında çok büyük bir fark yoktur. Bu farkın olmadığını seçmen de görmelidir.

Bu nedenle ( MHP, CHP ve HDP ile aynı koalisyon içerisinde olmak istemezse) AKP + MHP koalisyonu kurulmalıdır.
Kurulmalıdır ki, yıllardır değişik isimlerle kendisine kurtarıcı gibi tanıtılan (sağ) partilerin birbirinden farkları olmadığını seçmen görebilsin.

Mediter
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.