Konu: Bil(m)iyorum
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.06.15, 00:30   #6
Livan
Tam Üye

Livan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2015
Yaş: 47
Konular: 1
Mesajlar: 358
Ettiği Teşekkür: 225
Aldığı Teşekkür: 1354
Rep Derecesi : Livan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisi
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Bil(m)iyorum

Osmanlı zamanında, Diyarbakır köylerinden bir delikanlıyı, ailesi, okusun adam olsun niyetiyle İstanbul’a tahsile yollamış. Delikanlı, o zamanki adı Mekteb-i Kuzat olan Hukuk fakültesine girmiş ve oradan mezun olmuş. Köyüne dönecek, tek vasıta var; at veya eşşek. Bir eşek satın alıp yola koyulmuş. Günlerce yol aldıktan sonra bir gün iyice yorulunca bir ağacın gölgesine sığınmış. Birkaç saat uykudan sonra bakmış ki eşşeği yok.

Derken karşıdan bir çoban çıkagelmiş. Çobandan hayvanı soracak ama, şu kadar tahsilden, terbiyeden sonra “hemşerim, eşeğimi şu ağaca bağlamıştım. Ben uyurken yularını çözüp kaçmış, onu gördün mü?” diye soramaz ya. Kendine yakışır bir dille başlamış derdini anlatmaya “şu karşıda görünen enacir (incir) ağacının zil-i kebirine (büyük gölgeliğine) kayd-u bent eylediğim (bağladığım) dabbe (hayvan), nevmim galebe edip hâbe erdikte (uykuya dalınca) cezm ü bağın çözüp hâl-i firar i irtikap eylemiştir (ipinden kurtulup kaçmıştır). Hangi bende azimet eylediğinin lütfen ihbarı (hangi tarafa gittiğini lütfen bildiriniz).

Zavallı çoban hiçbir şey anlamamış, Arapça dua zannetmiş ve; “Hudeşte râzı be beyim. Duavi pür bâşe. Serinim bine figi” (Beyim Allah razı olsun. Duan çok iyidir. Başıma üfür) demiş. ) )
__________________
Livan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Livan'in Mesajına Teşekkür Etti.