Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.06.15, 16:02   #16
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Muhalif Partiler Cumhurbaşkanı ve AKP'den Hesap Sorar mı?

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Asena Mesajı göster
Sizin beni anlamadığınız gibi bende sizi anlamıyorum.

Sevgili @Asena,
Forumdan uzak kaldığım dönemde de, şimdi de, siyasi konulardaki fikirlerini büyük zevkle ve hayranlıkla okuyorum. ''Hayranlık'' diyorum, çünkü ülkemizde ''Siyasi'' konularla ilgilenen kadın sayısı son derece az, bu nedenle de siyasi konularda söyleyecek bir kaç çift sözü olanlara (bayan-erkek fark etmez) saygım ve hayranlığım vardır.
Bu nedenle siyasi tartışmalarımda kimseyi kırmak istemem (hele hele) sizi hiç kırmak istemem. (Öncelikle yukarıdaki yazımı yazarken sizi hiç düşünmemiştim.
Çünkü benim gördüğüm kadar:
(Bence) ''Siz, temelde milliyetçi düşünce yapısında ama sabit fikirli olmayan, olaylara ve kişilere göre (empati yapabilen) tarafsız gözle bakabilen bir kişiliksiniz. Ben düşman bellediği kişi, grup veya partilere karşı (gözleri körelmiş) her durumda kin ve nefret besleyen, tüm dünya yansa yıkılsa bile (ilgilenmeyip), onun gözü hala kafasına taktığı düşmanında olan kişi ve gruplardan bahsetmiştim.
Aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadar sorularınıza yanıt vermeye gayret edeyim.

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Asena Mesajı göster
Düşündünüz mü hiç, neden hiç kimse AKP, BDP koalisyonundan bahsetmiyor. Ne yandaş ne muhalif hiç kimse bundan bahsetmiyor neden?

Evet kimse AKP+HDP koalisyonundan bahsetmiyor çünkü:
1-%60 muhalefet (ister HDP, ister CHP, isterse de MHP olsun) içinde AKP'nin olduğu (AKP'nin iktidara devam ettiği) bir koalisyonu istemiyor.
2- AKP'liler niçin AKP+HDP koalisyonundan bahsetmiyor. AKP koalisyon istemiyor, (muhalefetin koalisyon kuramaması durumunda) muhalefete yüklenerek gireceği erken seçimde tek başına iktidar olacağını düşünüyor. (bence de erken seçimle tek başına iktidar olur)
(üstelik)HDP Seçim öncesinden AKP ile koalisyon yapmayacağını açıkladı. AKP reddedileceğini bile bile AKP+HDP koalisyonuna talip olduğunu açıklamak istemez.


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Asena Mesajı göster
Seçim öncesi hariç çok iyi anlaşmıyorlarmıydı?

Daha önceki yorumlarımda da yazdım, AKP +HDP birlikteliğindeki ilişkileri (çok iyi anlaştıklarından değil) çıkar ilişkisi;
1-AKP'yi iktidara getiren ve Tayyip Erdoğan'ı BOP Eş Başkanı yapan Amerika (Büyük Kürdistan'ı kurma yolunda) AKP'nin bölücülerin güçlenmesine , legalleşmesine ve Türkiye'nin bölünmesine yardımcı olmasını istiyordu.
2-Ayrıca, Atatürk'ün emaneti, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni çağ dışı Arap (din devletlerine) Şeyhliklerine çevirmeyi hayalleyen AKP, bunun bağımsız hukuk ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı ve saygılı kişi ve kurumlar varken başaramayacağını çok iyi biliyordu ve bu kurumları yakıp, yıkıp yandaşlandırmanın tek yolunun da yüksek yargıyı ele geçirmek olduğunu biliyordu.
Bu nedenle de, 2010 Anayasasını kabul ettirip, Yargıyı ve tüm devlet kurumlarını kendine bağlayabilmek için Kürt seçmenlerin oyuna ihtiyacı vardı ve AKP'nin oy gücü buna yetmiyordu.
Açılım sevdası ve birlikteliği bu emellerle başladı.
Kısacası, AKP +HDP (PKK) birlikteliği çıkar ilişkisiydi, sevda değil.

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Asena Mesajı göster
AKP sayesinde meclisde olduklarını da biliyorlar üstelik. Kürtlerin diğer kazanımlarından bahsetmiyorum bile. Yeni anayasaya en çok ihtiyaç duyanlarda onlar.


2010 yılında ANAYASA değişikliği ile yargı siyasallaşmaya (AKP'leşmeye) başladıktan sonrasında AKP 2011 Genel Seçimlerinde de, Kürt oylarını alabilmek için Kürt halkına ''sempatik gelecek'' tehlikeli tavizler vermeye devam etti.
HDP , AKP sayesinde değil, AKP'ye rağmen mecliste, çünkü HDP'nin ,Doğu ve Güneydoğu'dan çıkarabileceği milletvekillerini AKP kendisi çıkarabilmek için, 2011seçimlerinde de, 2015 seçimlerinde HDP'nin meclise girememesi için AKP elinden geleni yaptı.
Hele 2011 yılında BDP (barajı aşamaması söz konusu olduğu için) bağımsız adaylarla seçime girmeye karar verince AKP aceleyle yeni yasa çıkararak, her bağımsız adaya (ayrı ayrı) isim belirtilerek oy kullanılması gerektiğini yasalaştırdı.
Bu (seçime bağımsız olarak giren) BDP için öylesine güçtü ki, mahalle mahalle, semt semt , hane hane dolaşarak hangi sandıkların hangi adaya oy vereceğini, planlamaya çalıştılar ve (AKP'ye rağmen) 30'un üzerinde milletvekili çıkardılar. Böylesine engellenerek girdikleri 2011 seçimlerinde Diyarbakır'da; AKP 45-46 bin seçmenin oyuyla 1 milletvekili çıkarırken, Bağımsızlar (BDP) 71-72 bin seçmen oyuyla 1 milletvekili çıkarabildi.
2015 seçimlerinde de, 2011 seçimlerindeki zorluklarla karşılaşmamak adına (barajı aşamama riskini de alarak) parti (HDP) olarak seçime girdiler.
Yani onları meclise AKP taşımadı, AKP'den de önce meclisteydiler.
Ama AKP tamamen bitmiş olan PKK'nın yeniden cesaretlenip, güçlenmesine ,sempati kazanmasına yol açtı, sönmüş ateşi tekrar alevlendirdi.
AKP, 2010 Anayasa oylaması ve diğer seçimlerde (Kürt Seçmenin oyunu ve Amerika ve dış ülkelerin desteklerini alabilmek için) Büyük Şehir Belediye kanunlarında öylesine değişiklikler yaptı ve Büyük Şehir Belediyelerine öylesine yetkiler verdi ki, bu şehirlerde belediye başkanları (adeta) Vali yetkisine sahip oldu.
AKP'nin böylesi yetkilerle donattığı Doğu ve Güneydoğu'daki HDP belediyeleri de (hukuken olmasa da) fiilen özerk bir hale dönüştü. AKP veya bir başka iktidarın (oluk oluk kan dökmeyi göze almadan) kaba güç ile bu durumu eskiye döndürmenin artık yolu kalmamıştır.

HDP (PKK) İLE AKP ARASINDAKİ KOPMA (AYRIŞMA)
AKP ile HDP çıkarları için birlikte hareket etseler de , hayalledikleri yönetim şekilleri farklıdır.
AKP, Din devletine dayalı bir rejim hayallerken, HDP (PKK) Laik bir yönetimden taraftır.
Doğu ve Güneydoğudaki seçmen (@Aristo'nun bir çok yorumunda yazdığı gibi);
AKP (dinci), HDP (laik-bölücü) bir yapıdan oluşmaktadır. CHP ve MHP gibi partiler (yok denecek kadar az) oy almaktadır.
AKP, son yıllarda Doğu ve Güneydoğu'da (dini dernek, kurum ve kişileri) yanına çekerek veya destekleyerek, ''PKK'nın laik-dinsiz'' olduğu propagandasını yapmakta, içten içe bir çekişme yaşanmaktaydı.
Ama asıl ipleri kopartan KOBANİ KATLİAMI'dır.
Bilindiği gibi AKP kendi kafasındaki çağ dışı rejime uygun olarak, Ortadoğu'da (Mısır, Irak, Suriye vb) ülkelerde (şeriat heveslisi) İŞİD, EL-NUSRA gibi örgütleri (Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte) desteklemektedir. İŞİD Kobani'de karşı karşıya geldikleri , PKK militanları ve Kürt kabileleri, (yeteri kadar Müslüman görmedikleri için) katletmiş ve AKP hükümeti buna kayıtsız kalmıştı.
Bu olaydan sonra, PKK (HDP) ile din devleti kurma heveslisi terör grupları arasında çatışmalar başlamıştır, halen de sürmektedir. HDP mitinginde patlayan bomba ve Selahattin Demirtaş'a verilen korumalar bunun son örnekleridir.
Doğu ve Güneydoğu'da (PKK bahane edilerek) din devleti amaçlayan gerici ayaklanma planlanmaktadır.
(Dinci terör örgütleri tarafından bilinmektedir ki) çatışılan PKK olursa, (PKK düşmanlığına şartlanmış) kişiler (başta milliyetçilerde) ya dinci örgütlere destek olur, aynı saflarda yer alarak (din devletine gidişe çanak tutar,
Ya da ''Yesinler birbirlerini'' diyerek karışmaz, Doğu ve Güneydoğu'daki (DİNCİ ÖRGÜT-PKK) çatışmaları tüm Türkiye'ye yayılır, herkes iş işten geçtikten sonra saf belirlemeye başlar.
Doğu ve Güneydoğu sorunu artık (geri dönülemez şekilde) kangren olmuştur. Ya yıllarca daha oluk oluk kan dökülerek çözülemeyecektir.
Ya da (olayın iki uç noktalarında yer alan) HDP ve MHP ile diğer partiler barışçı ve kardeşçe (bölünmeye, kan dökülmesine yol açmayan) bir uzlaşı arayacaklardır.
Ufuktaki tehlike (artık) bölünme tehlikesi değil, Tüm Türkiye'nin (Irak ve Suriye'de bu gün korkuyla izlediğimiz) Şeriat heveslisi terör örgütlerinin, Türkiye'yi de kan gölüne çevirerek bizleri de içine çekmeleridir.
Benim korkum ve ön görüm odur ki, Böyle bir rejim çatışması içine girersek MHP ve milliyetçi çoğunluk) salt PKK şartlanmışlıklarıyla, şeriat örgütleri saflarında yer alacakları, ister istemez lailiği savunmaya geçecek olan (bizler gibi) Atatürkçüleri de karşılarına alacaklarıdır.
Bu söylediklerim sizlere belki çok uçuk hayaller gibi gelebilir, lütfen Doğu ve Güneydoğu'daki ve Orta Doğu'daki çatışmaları, olayları, nedenleriyle birlikte (tarafsız bir gözle) izleyin, derim.


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Asena Mesajı göster
Çünkü bu AKP'nin sonunu getirecek.
Bu durumda BDP'ye koalisyon kuran yanar; helede MHP'ye yüklenmenizi hiç anlamıyorum.

(Eğer şehit ve gazilerimizi saymazsak) AKP Türkiye'ye BDP'den kat ve kat daha fazla zarar verdi ve vermekte. Neredeyse ortada Türk'e ait (toprak da dahil) hiç bir şey bırakmadı. Eğer AKP 5-10 yıl daha iktidarına devam ederse ortada Türkiye kalmayacağına (Suriye ve Irak'a) döneceğimize emin olabilirsiniz.

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Asena Mesajı göster
.
MHP oyları sadece HDP karşıtlığından almış bir parti


Evet, MHP sadece PKK ve sol grup karşıtlığıyla bu oyları almıştır. Bu da MHP'nin ayıbıdır ve en kısa zaman da tüm alanlarda da söyleyecek sözü ve tepkisi olan (Amerika'nın dümen suyunda olmayan Milliyetçi) bir parti haline dönüşmelidir.


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Asena Mesajı göster
.
Üçü koalisyon kursunlar bir dahaki seçimde AKP yüzde atmışla gelir.
Koalisyon olacaksa AKP, BDP olması için onları buna zorlamak bence şu anki tek çare.
Ben böyle düşünüyorum

Eğer CHP+MHP ve (içeriden veya dışarıdan destekle) HDP koalisyonu kurulur ve ortak olarak söz verdikleri (Asgari ücretin yükseltilmesi, Dokunulmazlığın kaldırılması, seçim barajının kaldırılması, AKP'den yolsuzluklar ve Suriye dış politikası nedeniyle hesap sorulması, kirli çamaşırlarının tüm kanlardan ortaya dökülmesi sağlanırsa, 1 veya 2 yıl sonra yapılacak genel seçimde AKP (değil %60) barajı geçecek %10'u bulamaz çünkü (Tayyip Erdoğan'a dokunulduğu anda) ortada AKP kalmaz.


Koalisyon olacaksa AKP, BDP olması için onları buna zorlamak bence şu anki tek çare.
Ben böyle düşünüyorum.

AKP ve HDP (gerek gizli toplantılarla, gerekse de açıktan) yaklaşık 10 yıldır birlikte bu ülkeyi yönetmekteler zaten. Gelinen nokta bu günkü (batak) durumdur.
Üstelik (AKP ve HDP) nin (yukarıda saydığım) din devleti ayrışması nedeniyle bir araya gelip anlaşmaları mümkün değildir. Kaldı ki bir araya geldiler ve anlaştılar.
Bu AKP'nin arayıp bulamadığı bir durumdur. %40+%100=%50 bu anayasayı değiştirecek, Tayyip'i sultan, Türkiye'yi de Arap Şeyhliklerine çevirecek bir oy oranıdır.
HDP ile koalisyon yaparsa, AKP'nin oy oranının düşeceğini yazmışsın, Beş yıl sonraya orta da demokrasi kalmaz ki seçim olsun. Bu yıl ki seçimi bile (demokratik ortamda yapılıp, yapılmadığını) düşün.
Üstelik AKP ve HDP Türkiye'nin en tepki çeken partileridir. Eğer her ikisi bir koalisyon kurarsa, (milliyetçi ve ulusalcı kanatlardan) Gezi olaylarının kat ve kat şiddetlisi iç karışıklıklar ve kanlı olaylar başlar bunun sonucu da felaket olur.
Zaman, geçmiş öfkelerin acılarının intikamı peşinde koşma zamanı değil, sağ duyu ve akılla (Cennet Türkiye'yi ve Türk halkını) bu (iki ucu b.klu) açmazdan kurtabilmektir.
Bu da anacak ve ancak AKP'yi dışarıda bırakacak, Türkiye'de çatışmaları başlatabilecek veya durdurabilecek güce sahip MHP ve HDP'nin (tüm konularda olmasa bile üzerinde anlaştıkları konularda) bir araya gelmeleriyle mümkün olur.
Evet bu birliktelik MHP'ye bir miktar oy kaybettirebilir ama MHP seçmeni ve tabanı liderine bağlıdır. Sağ duyu ile açıklanacak (felaketi önleme senaryolarına) koalisyon birlikteliğine taban çoğunluğu hak verecektir.
Vermelidir.
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.