Tekil Mesaj gösterimi
Eski 21.06.15, 23:35   #2
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 9339
Mesajlar: 32,081
Ettiği Teşekkür: 106887
Aldığı Teşekkür: 165633
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Londra Kulesi (Tower of London)

Devlet Hapishanesi








İlk mahkûmunu 1100 yılında kabul ettiği bilinen Londra Kulesi farklı bir hapishaneydi. Yüksek rütbeli ve önemli konumlardaki kişilere ayrılmıştı. Tanınmış mahkûmlarının arasında İskoçya ve Fransa’nın yenilgiye uğramış krallarının yanı sıra, artık gözden düşmüş ya da ihanet etmiş olan aristokratlar ile din adamları bulunuyordu. Hapishanede zaman zaman idamlar, hatta cinayetler gerçekleştirildi. Örneğin VI. Henry, 12 yaşındaki V. Edward ve onun küçük kardeşi Londra Kulesi’nde öldürüldüler.




Boş bulunan her yere yerleştirilen tutuklulardan kimisi kilit altında tutuluyordu, kimisi de kalenin iç tarafında dolaşabiliyordu. Hapis cezalarının bazısı kısa, bazısı uzundu. Sonradan Amerikan Pennsylvania kolonisini kuran William Penn dinsel inançlarından ötürü kulede sekiz ay hapsedildi.


Bir savaştaki yenilginin ardından Fransız kralının yeğeni ve Orléans Dükü olan Charles, büyük miktardaki fidye ödenene kadar 25 yıl boyunca belli aralıklarla burada tutuldu. Saray mensubu, kâşif ve yazar olan Sir Walter Raleigh ise bu hapishanede geçirdiği kasvetli 13 yılda History of the World (Dünya Tarihi) kitabını yazdı; kendisi daha sonra kısa bir süreliğine serbest bırakılıp ardından idam edildi.






İdamlar Artıyor


Londra Kulesi’nin, mahkûmlara yapılan sert muameleyle ilgili kötü şanı aslında Reform zamanına dayanır. VIII. Henry, tahtın vârisi olacak erkek bir çocuk sahibi olmayı şiddetle istediğinden Roma Katolik Kilisesi’nden ayrıldı ve kendini İngiltere Kilisesi’nin başı olarak kabul etmeyi reddedenleri idam ettirmeye başladı. Henry’nin ikinci karısı Anne Boleyn erkek bir çocuk doğuramayınca ihanet ve zina iddiasıyla ağabeyi ve başka dört kişiyle birlikte Londra Kulesi’nde başı kesilerek idam edildi. Henry’nin beşinci karısı olan Catherine Howard da onunla aynı sonu paylaştı. Ayrıca kraliyet soyundan olduklarından taht için tehlike oluşturan birçok asilzade de Londra Kulesi’ne hapsedilip idam edildi.




Bir Protestan olan, Henry’nin genç oğlu VI. Edward kral olduğunda bu acımasız idamları devam ettirdi. Edward altı yıl sonra öldüğünde yerine, koyu bir Katolik olan, Henry’nin kızı Mary geçti. O da fazla vakit kaybetmeden, güç mücadelesinde birer kukla gibi kullanılan 16 yaşındaki Lady Jane Grey ile genç kocasının kafasını kestirdi. Artık sıra Protestan düşmanların öldürülmesine gelmişti. Mary’nin üvey kızkardeşi Elizabeth, Londra Kulesi’nde çok sıkıntılı haftalar geçirdikten sonra serbest bırakıldı ve kendisi de kraliçe olur olmaz Katolik inancını bırakmayı reddeden ya da onun tahta geçmesine karşı gelen kişileri hapse attırıp idam ettirdi.

Folterkammer (İşkence Odası)

Londra Kulesi’nde binlerce kişi hapsedilmiş olsa da, sadece beş kadın ve iki erkek, halkın önünde idam edilme utancından esirgenip kule içinde idam edildiler. Kadınların üçü kraliçeydi: Anne Boleyn, Catherine Howard ve sadece dokuz gün saltanat sürdükten sonra öldürülen Jane Grey. Genelde baş kesilerek yapılan diğer idamların çoğu, kulenin dışındaki tepede gerçekleşti ve taşkın kalabalıklar tarafından izlendi. Mahkûmun başı çok büyük bir çiviye takılıp başkalarına ibret olsun diye Londra Köprüsünde sergilenirdi; başsız vücudu da küçük bir kilisenin altına gömülmek üzere Londra Kulesi’ne geri götürülürdü. Oraya toplam 1.500 ölü gömüldü.


Folterkammer (İşkence Odası)




Bazen mahkûmlara –genelde sadece resmi onayla– suçlarını itiraf ettirmek amacıyla işkence yapılırdı. 1605’te kralı ve Parlamentoyu havaya uçurmak üzere Barut Komplosu adında bir suikast düzenleyen Guy Fawkes, idam edilmeden önce suç ortaklarının adını vermesi için Londra Kulesi’nin işkence aletine gerildi.


Folterkammer (İşkence Odası)


İngiltere ve Londra Kulesi’nin kontrolü 1600’lü yıllarda kısa bir süreliğine Oliver Cromwell ve parlamenterlerin eline geçti, ancak II. Charles tekrar tahta geçtiğinde Londra Kulesi’ne gönderilen mahkûmların sayısı azaldı. 1747’de kulenin dışındaki tepede son olarak bir mahkûm, başı kesilerek idam edildi, ancak bu kulenin devlet hapishanesi olarak oynadığı rol sona ermemişti.





Birinci dünya savaşı sırasında 11 Alman casus buraya hapsedilip idam mangası tarafından öldürüldüler. İkinci dünya savaşında ise, içlerinde Hitler’in yardımcısı Rudolf Hess’in de bulunduğu savaş mahkûmları kısa bir süre için Londra Kulesi’nde tutuldu. Kulenin duvarları içinde ölen son kurban, casus Joseph Jakobs’tu. O Ağustos 1941’de kurşuna dizildi.


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.